Son dönemde ABD-İran müzakerelerinin arka planına ve Rusya’nın bu süreçteki rolüne dair söylentiler ayyuka çıkmış durumda.
Peşinen söyleyelim: Bu söylentiler sadece birer komplo teorisi değil, büyük ölçüde sahadaki ve masadaki somut gerçekleri yansıtıyor. Rusya, masanın dinamiğini ve sahanın gidişatını derinden etkileyen stratejik bir aktör konumunda bulunuyor.
Peki, Rusya bu sürecin neresinde ve neden bu kadar müdahil? Gelin, jeopolitik çıkarlar ekseninde bu tabloyu okuyalım.
1-Nükleer satranç ve “vazgeçilmez” (indispensable) olma hedefi
Rusya, 2015’teki nükleer anlaşmada olduğu gibi, son süreçte de kilit aktör olma niyetini hiç gizlemedi. Hatırlanacağı üzere Putin, geçen aylarda Netanyahu ve Pezeşkiyan ile defalarca telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Bu nedenle, geçtiğimiz günlerde Kremlin Sözcüsü Peskov’un açıkça arabuluculuk teklif etmesi ve Putin’in Trump ile yaptığı görüşmelerde “sıfır zenginleştirme” (zero enrichment) formülünü desteklemesi tesadüf değil.
Buradaki en kritik hamle, İran’ın fazla zenginleştirilmiş uranyum stokunun Rusya’ya devredilmesi ve Moskova’nın olası bir anlaşmazlıkta “hakem” rolü üstlenmesi teklifiydi. Rusya bu sayede Avrupa’yı devre dışı bırakarak (baypas ederek) nükleer denklemde kendini “vazgeçilmez” kılıyor. Amacı basit: İran’ı yalnız bırakmamak ama aynı zamanda Batı’ya karşı elinde güçlü bir diplomatik kaldıraç (leverage) bulundurmak.
2-Ukrayna bağlamı ve “stratejik oyalama”
Rusya’nın İran politikasının kalbinde aslında Ukrayna savaşı yatıyor. Moskova’nın temel stratejisi; ABD ve Batı’nın gündemini, dikkatini, enerjisini ve askeri kaynaklarını Orta Doğu’ya çekerek Ukrayna cephesindeki baskıyı hafifletmektir. Bu tam anlamıyla bir “stratejik riskten korunma” (strategic hedging) hamlesidir. Nitekim son 25 günlük süreçte Ukrayna konusu neredeyse hiç gündem olmadı. Moskova, eskiden İran’dan aldığı Şahid dronlarının üretimini kendi savunma sanayisine entegre ettiği için Tahran’a olan doğrudan askeri bağımlılığını da azalttı. Bu da Rusya’ya, kendi kaynaklarını tüketmeden İran’ı destekleme esnekliği sağlıyor.
Moskova, bölgeye askeri birlik göndermek gibi bir maceraya girmedi; bu zaten beklenmiyordu. Bunun yerine çok daha asimetrik ve etkili bir yol seçti: İstihbarat paylaşımı. Amerikan savaş gemileri, uçakları ve askeri pozisyonları hakkında İran’a sağlanan gerçek zamanlı uydu verileri, İran’ın savunma ve misilleme kapasitesinde kritik rol oynadı. Eş zamanlı olarak diplomatik cephede Çin ile koordine olan Rusya, BM Güvenlik Konseyi’nde veto yetkisini kullanarak Tahran’a sağlam bir diplomatik kalkan oluşturdu.
3-Enerji ve ekonomik fırsatlar
Orta Doğu’daki gerilim, çatışma ortamı ve Hürmüz merkezli gelişmeler küresel enerji fiyatlarını yukarı çekerek savaş ekonomisi yürüten Rusya’nın kasasını dolduruyor. Hatta ambargolara rağmen yeni bağlantılar için büyük fırsatlar ortaya çıkıyor. Moskova’da, Netanyahu’nun dolaylı olarak Rus bütçesini kurtardığı ironisi yapılıyor.
Küresel enerji tedarik zincirleri Rusya’nın lehine yeniden şekilleniyor. Pakistan, Tayland, Sri Lanka ve Filipinler gibi ülkeler LNG ve petrol için Rusya’ya yöneliyor. Hindistan ile stratejik derinlik yolunda önemli adımlar atılıyor. Batı’nın yaptırımlarına ve baskılarına rağmen Rusya, Hindistan’ın devasa petrol açığını kapatacak en güvenilir ortak olarak öne çıkıyor.
4-Rusya ne istiyor?
Hem Trump (görevden alınma korkusu) hem de Netanyahu (cezai kovuşturma korkusu) köşeye sıkışmış durumda. Siyasi bekaları için savaşı tırmandırmaktan başka çareleri yok veya mümkünse tırmandırma yerine bu aşamada kendileri için bir “zafer hikayesi” yazmak peşindeler. Öte yandan, Trump’ın siyasi geleceği Putin ve Rusya açısından kritik öneme sahip. Bu nedenle Rusya, İran ile ABD arasındaki müzakere sürecinde çok daha farklı bir konuma gelmiş durumda. Trump’ın bu yıkıcı savaştan kurtulmak için Putin’in yardımına ve desteğine dahi ihtiyacı var.
Tahmin edileceği üzere Rusya tam bir “tarafsız arabulucu” değil; her zaman olduğu gibi kendi çıkarlarını maksimize eden pragmatik bir aktör. Moskova için ideal senaryo şudur:
İran tamamen Batı’ya yaklaşıp entegre olmasın, Rusya’ya yakın pozisyon alan ülke konumunu sürdürsün ve Trump’ın başına da bir kaza gelmesin. Dolayısıyla Putin, tüm aktörler için onurlu bir çıkış yolu bulmak adına atılan her adıma destek olmaktadır.
Şu anki savaş ortamında müzakereler son derece kırılgan. Ancak diplomasi yeniden rayına oturursa, Rusya’nın uranyum depolama ve hakemlik teklifleri anında masaya dönecektir. Kısacası, Rusya masada doğrudan görünmeyebilir ama masanın bacaklarından birini sıkıca tutuyor. İran’ın askeri kapasitesi ve bölgesel hareket alanı Rusya ile entegre olduğu sürece, İran’ın ABD ile ne kadar yakınlaşabileceğini veya ne kadar çatışabileceğini belirleyen nihai sınır çizgisi, Moskova’nın stratejik çıkarlarıdır.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
