Siyasi, ekonomik ve sosyal konularda analizler yapan Rus gazeteci-yazar Sergey Şelin’in Moscow Times gazetesinde yayımlanan yazısı:
Rusya’nın mali durumu üzerindeki baskı o kadar arttı ki, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin tetiklediği petrol fiyatlarındaki kalıcı bir yükseliş de büyüyen açığı kapatmaya yetmeyecek.
Petrol fiyatları yükselirken bile Kremlin mali politikayı sıkılaştırmak için hızla harekete geçti. Devlet Başkanı Vladimir Putin’in talimatıyla teknokratlar yeni bir bütçe kesintileri döngüsü, azalan rezervlerin daha sıkı korunması ve artan yaratıcı muhasebe uygulamalarına başladı.
Bu değişim sessizce yapılıyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonundan üç gün önce Başbakan Mihail Mişustin Parlamento’da konuştu ve keskin, muhtemelen popüler olmayan bir ekonomik politika değişikliğinin sinyalini verdi.
Gerçi bunu doğrudan açıklamak yerine Rus sistemine özgü kodlu dilde yaptı; genellikle zor soruları sormak için kullanılan Milletvekili Andrey Makarov’un sorusunu yanıtlarken anlattı.
Makarov, hükümetin bütçe açığı nasıl yöneteceğini sordu. Mişustin ise kendisinin ve üst düzey yetkililerin en iyi çözümü bulmak için başkanla “saatlerce ve saatlerce” görüştüğünü söyledi.
Bu tür ifadeler asla rastlantı değil. Rusya’da Başkan’la görüşmenin kendisi bile sıkı kontrol edilen bir bilgi. Mişustin’in bu açıklığı, zor bir kararın çoktan alındığını, en üst düzeyde onaylandığını ve artık tartışmaya kapalı olduğunu gösteriyor.
Günler sonra hükümetin “bütçe kuralı”nı askıya aldığı ortaya çıktı.
Bütçe kuralı, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalardan bağımsız olarak rubleyi istikrara kavuşturmak ve bütçeyi korumak için tasarlanmıştı. Buna göre, Rusya’nın Ural petrolü belirlenen eşik fiyatın (varil başına yaklaşık 60 dolar) altına düşerse, Ulusal Varlık Fonu’ndan yuan ve altın alınır, piyasada satılır ve elde edilen gelir bütçe açığını kapatmak için kullanılırdı.
Yılın büyük bölümünde de tam olarak böyle yapıldı. Ocak ve Şubat’ta petrol fiyatları düşüktü; petrol ve gaz gelirleri 0,8 trilyon rubleyle (0.4 trilyon lira) ile bir önceki yılın yarısına geriledi. Sadece Şubat ayında fondan 3 milyar dolar değerinde altın ve yuan satıldı; bu da fon varlıklarının yaklaşık yüzde 6’sına denk geliyor.
Ukrayna işgali öncesinde fonun büyüklüğü 8 trilyon rubleyi (4 trilyon lira) biraz aşıyordu. Bu paranın yarısı artık yok ve hükümetin fonu tamamen tüketmesine izin vermesi beklenmiyor. Ancak kuralın terk edilmesi ya da nominal olarak sürdürülüp eşik fiyatın sert biçimde düşürülmesi rubleyi zayıflatır ve zamanla enflasyonu tetikler.
Bu nedenle, yetkililerin bu kuralı ancak sonbaharda kaldıracağı düşünülüyordu; yani fonun daha da küçülüp ertelemenin imkânsız hale geldiği noktada.
Ancak Putin, rezerv satışları keskin şekilde düşmüşken bu adımı ertelememeye karar verdi. Kural yeniden yürürlüğe girdiğinde, rezerv kullanımını en aza indirecek şekilde daha düşük bir eşik fiyatla yeniden yazılması bekleniyor.
İlk bakışta bu acelecilik garip görünüyor. Özellikle İran’la savaş sonrası petrol fiyatları yükselmişken.
Ancak daha yakından bakıldığında Rusya’nın mali krizinin derinliği ortaya çıkıyor: İktidarın kemer sıkma çabaları “çok az ve çok geç” kalmış gibi görünüyor.
2025 bütçesi 5,6 trilyon ruble (3 trilyon lira) ile rekor ama aşırı olmayan bir açık verdiğinde tablo beklenenden kötü görünmüyordu (GSYH’nin yüzde 2,6’sı).
Artık biliyoruz ki Maliye Bakanlığı rakamlarla oynamış. Konsolide bütçe açığı, yani bütçe, bütçe dışı fonlar ve bölgesel yönetimlerin toplam açığı 2025’te GSYH’nin yüzde 1,7’sinden yüzde 3,9’una çıktı.
Bölgeler daha büyük açıklarla baş başa kaldı. Emeklilik ve sağlık harcamalarını finanse eden bütçe dışı fonlar fazla verirken açığa geçti. Eskiden bölgesel harcamaların beşte birini karşılayan transferler artık yalnızca yaklaşık yüzde 15’ini karşılıyor.
Geçen yıl Rus kamu maliyesi savaşın başından beri ilk kez kontrolden çıktı.
Peki bu yıl ne beklenmeli?
2026’nın ilk ayları da durumun hızla kötüleştiğini gösteriyor.
Ocak ve Şubat’ta gelirler 4,8 trilyon ruble (2.5 trilyon lira), harcamalar ise 8,2 trilyon rubleye (4.4 trilyon lira) ulaştı. Ortaya çıkan açık şimdiden yıl sonu hedefi olan 3,8 trilyon rubleye (2 trilyon lira) yaklaşmış durumda.
Geçen yıla kıyasla gelirler keskin şekilde düşerken, harcamalar artmaya devam etti. Enflasyon hesaba katıldığında bile harcamaları kısma konusunda sınırlı ilerleme sağlandı.
Asıl sorun gelir tarafında.
Petrol ve gaz gelirleri sert biçimde düştü, ancak zayıflık enerjiyle sınırlı değil. Petrol dışı gelirler de neredeyse artmıyor, hatta reel olarak geriliyor.
Devletin diğer sektörlerden yeterli kaynak çıkaramaması, ucuz petrol satmaktan bile daha önemli bir sorun. Petrolün bütçe gelirlerinin yarısını oluşturduğu günler geride kaldı. 2025’te petrol ve gaz gelirleri (8,5 trilyon ruble/4.9 trilyon lira) toplam federal gelirlerin yalnızca yüzde 23’ünü oluşturdu. 2026’da bu payın yüzde 22’ye düşmesi bekleniyordu.
Gerçekte ise 2026’nın ilk iki ayında bu oran yüzde 17 oldu ve Maliye Bakanı Anton Siluanov yıl genelinde yüzde 20’nin altında kalmasını bekliyor.
Artan petrol fiyatları sayesinde en kötü senaryo gerçekleşmeyebilir. Ancak petrol dışı gelirlerdeki açık nedeniyle bütçe açığı kaçınılmaz olarak büyüyecek. Yılın ilk iki ayına bakılırsa bu açık yaklaşık 1,5 trilyon ruble (0.8 trilyon lira) civarında. Üstelik savaş harcamaları 2022’den beri her yıl beklentilerin üzerine çıktı.
Bütçe kuralının dondurulması daha geniş bir mali sıkılaşmanın sadece ilk adımı. Ulusal Varlık Fonu artık kullanılmadığı için açık büyük ölçüde iç borçlanma ile kapatılacak. Bu da daha fazla para basılması ve enflasyon anlamına geliyor.
Mart başı itibarıyla para arzı artışı 2025’e göre biraz daha hızlıydı. Enflasyonun yükselmesi zaman alır, ancak Rus halkının çoğu fiyatların sabitlendiği iddiasına inanmıyor.
İnsanlar alışveriş sepetlerinin giderek pahalılaştığını, kalite ve çeşitliliğin azaldığını fark ediyor. İthal elektronik fiyatları şimdilik sabit görünebilir, ta ki ruble zayıflayana kadar.
Rusya’daki ekonomik sorunlar beklenenden daha hızlı büyüyor.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
