Begüm Aktaş (gezipgeliyorum.com)
Şanlıurfa, tarihi kadar mutfağı ve kültürüyle de insanı içine çeken şehirlerden. Balıklıgöl, Göbeklitepe ve Halfeti ilk akla gelen duraklar ama Urfa’yı Urfa yapan şey sadece gezilecek yerleri değil. Yediklerin, dinlediklerin, sokaklarda hissettiklerin de bu deneyimin büyük parçası.
Urfa kebabı, sıra geceleri, taş konaklar ve “Urfa’nın neyi meşhur?” sorusuna verilen bitmeyen cevaplar, burayı sıradan bir gezi rotasından çıkarıyor. Bu yazıda Urfa’da gezilecek yerleri ve meşhur lezzetleri, kafa karıştırmadan, olduğu gibi toparladım.
Uçakla:
Şanlıurfa GAP Havalimanı’na İstanbul, Ankara ve İzmir’den direkt uçuşlar var. HAVAŞ ile şehir merkezine yaklaşık 40 dakikada, taksiyle ise biraz daha kısa sürede ulaşabilirsin.
Otobüsle:
Otogar şehir merkezine 7–8 km mesafede. Türkiye’nin birçok şehrinden direkt sefer bulunuyor. Merkeze dolmuş veya taksiyle geçmek kolay.
Özel araçla:
Kara yolu ile ulaşım rahat. Navigasyon işini görüyor; sadece yaz aylarında ve bayramlarda yoğunluk olabiliyor.
Gezilecek tarihi ve turistik yerler
Balıklıgöl

Urfa’ya gidip Balıklıgöl’e uğramamak pek mümkün değil. Şehrin tam ortasında ama içine girince tempo düşüyor. Biraz yürüyorsun, balıkları izliyorsun, etrafa bakıyorsun… Gün içinde kalabalık oluyor ama akşam saatlerinde daha keyifli. Oturup bir çay içip soluklanmalık bir yer.
Göbeklitepe

Göbeklitepe için “sadece taş” demek haksızlık olur. Gezerken insanın aklına sürekli şu geliyor: Burada kimler yaşadı, ne oldu? Alan çok büyük değil, o yüzden yorulmuyorsun. Sabah saatlerinde gidersen hem sakin oluyor hem de daha rahat geziliyor.
Arkeoloji Müzesi
Göbeklitepe’den sonra buraya gelince taşlar yerine oturuyor. “Aa bu o dönemdenmiş” diye bakmaya başlıyorsun. Büyük bir müze ama boğucu değil, gezmesi akıyor. Tarihle aram iyi değil diyenler bile sıkılmıyor.
Aynzeliha Gölü
Balıklıgöl’ün hemen yanında ama daha sessiz. Ben kalabalıktan kaçmak istediğimde burada durup etrafa bakmayı sevdim. Zaten araları birkaç dakikalık yürüyüş.
Halil’ür Rahman & Rızvaniye Camii
Balıklıgöl alanının içinde, yolun zaten düşüyor. İlk başta “bakıp çıkayım” diyorsun ama ortam insanı yavaşlatıyor. Sabah erken ya da akşamüstü daha huzurlu.
Mevlid-i Halil Camii ve Mağarası
Hz. İbrahim’in doğduğuna inanılan mağaranın burada olması burayı farklı kılıyor. İçeri girince ortamın sakinliği hemen hissediliyor. Kısa bir ziyaret bile yeterli oluyor.
Urfa Kalesi
Balıklıgöl’ün arkasında yükseliyor. Çıkış biraz nefes kesiyor ama yukarıdan Urfa’ya bakınca “iyi ki çıkmışım” diyorsun. Gün batımı en güzel zamanı.
Gümrük Hanı
Gezinin ortasında durup dinlenmek için birebir. Avlusunda oturup bir kahve içmek, etrafı izlemek iyi geliyor. Balıklıgöl’e de çok yakın.
Kent Müzesi
Urfa’yı biraz daha “içeriden” tanımak isteyenler için güzel bir durak. Günlük yaşam, gelenekler ve şehrin zamanla nasıl değiştiği sade bir şekilde anlatılıyor. Geziye başlamadan önce de ortasında da rahatça uğranabilir; “Urfa’yı az daha anladım” hissi bırakıyor.
Kurtuluş Müzesi
Şanlıurfa’nın Milli Mücadele dönemini anlatan küçük ama etkileyici bir müze. Belgeler ve fotoğraflar üzerinden şehir halkının verdiği mücadeleyi görüyorsun. Uzun uzun gezmelik değil ama anlamlı.
Mutfak Müzesi
Urfa mutfağının neden bu kadar konuşulduğunu burada daha net anlıyorsun. Kebabından çiğ köftesine, kullanılan mutfak araçlarından sunumlara kadar her şey var. Kısa sürede geziliyor ama akılda kalıyor.
Müslüm Gürses Müzesi
Müslüm Baba’yı ve hikâyesini merak edenler için duygusu olan bir durak. Çocukluğundan müzik yolculuğuna kadar pek çok detay sergileniyor. Arabeskle arası olanlar için daha da anlamlı.
İbrahim Tatlıses Müzik Müzesi
Urfa’nın müzikle olan bağını görmek isteyenler için keyifli bir ziyaret. Sahne kostümleri, plaklar ve fotoğraflar var. Çok büyük değil ama şehrin hikâyesine dokunuyor.
Eyüp Peygamber Makamı
Urfa’nın manevi tarafını en güçlü hissettiren yerlerden biri. Ortam sakin, insan ister istemez yavaşlıyor. Şehir gezisinin arasında kısa bir durup düşünme molası gibi.
Çevresinde gezilecek yerler
Harran Ören Yeri-Kümbet Evleri
Harran, Urfa çevresinde görülmesi gerekenlerin başında geliyor. Konik kubbeli evleriyle zaten hemen tanınıyor. Antik kalıntılar arasında dolaşırken buranın ne kadar eski bir yerleşim olduğunu net şekilde hissediyorsun. Fotoğraf çekmeyi sevenler için de güzel bir rota.
Han El Barur Kervansarayı
Çok bilinen yerlerden değil ama atmosferi güçlü. Eskiden İpek Yolu üzerinde kullanılan bu kervansaray, bugün daha sakin ve keşif hissi veren bir durak. Kalabalıktan kaçmak isteyenlere iyi geliyor.
Bazda Mağaraları
Antik dönemde taş ocağı olarak kullanılan bu alan zamanla devasa mağaralara dönüşmüş. Kayalara oyulmuş boşluklar ve ışık oyunları gerçekten etkileyici. Farklı yerler görmek isteyenler için güzel bir alternatif.
Şuayb Antik Kenti
Daha sakin, daha az bilinen ama gezmesi keyifli bir antik kent. Kaya oyma yapıları ve sokak izleriyle terk edilmiş bir yer hissi veriyor. Tarihi seviyorsan burası hoşuna gider.
Soğmatar Antik Kenti
Hem tarihi hem de mistik yönü olan bir rota. Kaya mezarları ve tapınak kalıntılarıyla oldukça etkileyici. Biraz yolu var ama seveni için karşılığını veriyor.
Halfeti

Urfa çevresinin en farklı deneyimlerinden biri. Sular altında kalan eski yerleşim, tekne turları ve batık minare Halfeti’yi özel kılıyor. Daha sakin, daha huzurlu bir gün geçirmek isteyenler için birebir.
Ne yenir?
Urfa’ya gelip “ne yesem?” diye düşünmek en zor kısım.
Çiğ köfte ve Urfa kebabı zaten klasik. Ciğer, patlıcan kebabı ve haşhaş kebabı ise iyi ki denemişim dedirtenlerden. Urfa usulü lahmacun bol baharatlı ve doyurucu. Tatlıda şıllık tatlısı ve billuriye akılda olsun. Bir de çok bilinmeyen ama Urfa mutfağında yeri ayrı olan şabut balığı var; denk gelirsen kaçırma.
Kısa bilgiler
- İstanbul-Urfa: yaklaşık 1.350 km
- Ankara-Urfa: yaklaşık 900 km
- Urfa-Mardin: yaklaşık 190 km (2,5–3 saat)
- Antep-Urfa: yaklaşık 150 km (yaklaşık 2 saat)
- Urfa’da mutlaka görülmesi gereken yer: Göbeklitepe
- Balıklıgöl: 24 saat açık
- Göbeklitepe için en iyi zaman: İlkbahar ve sonbahar
Şanlıurfa ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için tıklayın
Begüm Aktaş Instagram hesabı: instagram.com/begumaaktas/
Manşet fotoğrafı: Bernard Gagnon
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
