Pazartesi, 9 Şub 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Hayatın anlamı üzerine bir deneme

Aylin Boğa
Son güncelleme: 18 Ocak 2026 22:37
Aylin Boğa
Paylaş
Paylaş

Gene bir sabaha uyandınız. Belki bir alarmın sesi ile, bir yere yetişeceksiniz. Belki, daha çok erken, ama uykunuzun tükenmişliği ile saate baktınız, tekrar uyumaya çalıştınız. Ya da uykuya iyice doymuş, “artık yataktan kalkayım bari” esnekliği ile doğruldunuz.

Liste uzar; türlü hallerde “yarı ölüm” de denen uykunun kollarından sıyrıldınız. Uyandıktan sonra tüm gün neler yaptığınızı bir düşünün; akşam olup da kendinizi güvende ve çok iyi hissettiğiniz bir kucak gibi olan yatağınıza yatana kadar…

Hayatın koşuşturmacasında, tüm sorumluluklarıyla ve geçim derdiyle uğraşan insanlar, kurulmuş saat gibi koştururken hayatın anlamını pek sorgulamazlar. Çünkü karşılarında duvar gibi duran hayatta kalma sorununu çözmekle meşgullerdir. Oysa insanın insan olmasının belki de temel sebebi, dili aracılığıyla kendi varlığını somutlaştırmasıdır. İnsanlar, içgüdüsel ve öğrenilmiş bir rutinin içinde olan hayvanlardan farklıdır. Hayatın içinde kaybolmuş sıradan bir insan birden kendine dönüp bakabilir: “Ben neden yaşıyorum? Mutlu muyum? Bu varlığımla kendime ya da dünyaya ne faydam oldu?” diyebilir. Bu kaygı anı, varoluşumuzu bir şımarıklık durumundan kurtarmanın başlangıç noktası olabilir.

Hayatın anlamı nedir?

Soru basit ama cevabı zordur. Hayatımın anlamı önceden belirlenmiş mi, yoksa benim seçimlerimle yarattığım bir şey mi? Peki, “hayat” nedir? Hayat diye bir şey gerçekten var mıdır? Varsa ve eğer kolayca kavranamıyorsa, ben onu nasıl bilebilirim? Benim düşünme kapasitemin çok üzerinde bir şey mi? Bir anlam olmadığı halde, bir anlam olduğuna mı inanıyoruz yoksa? Bu sorunun mutlaka bir cevabı var mı? Görünüşte basit bir sorunun ardından başka bir soru geliyor. Bunlarla kafayı çok meşgul etmeyi, endişelenmeyi bırakıp sevdiğiniz keyifli bir şeyi yapın; en iyisi çıkıp sadece yürüyün. Düşünen, sorgulayan insan üretkendir, yaratıcıdır. Yürüyüş yolunuzda bile onca şeyi fark edecek; bir düzensizliği düzeltecek, birine yardım edecek, bir kediyi sevecek veya doğaya minnet edeceksinizdir.

Elimde epeydir okunmayı bekleyen başucu kitap kulemden aldığım Terry Eagleton’ın Hayatın Anlamı kitabı var. Birkaç gün önce, içine kurşun kalemle bir sürü notlar alarak bitirdim. Felsefe, psikoloji ve edebiyatseverler için oldukça keyif verici. Aristoteles’ten Schopenhauer’e, Nietzsche’den Wittgenstein’a, Freud’dan Marx’a, Sartre’dan Heidegger ve Shakespeare’e kadar herkes için sofraya birer tabak konmuş. Eagleton şöyle diyor:

“Yirminci yüzyılın, hayatın anlamı üstüne pek çok çağdan daha ıstıraplı bir biçimde derin derin düşünmesinin nedenlerinden biri, insan hayatını korkunç derecede değersizleştiren bir çağ olması olabilir.”

Karmaşık konusuna rağmen kitap kolay okunuyor; ancak düşünceler sonrasında zihnimde fırtınalar estiriyor. Kitaptaki kurgu, sohbet sırasında felsefi tartışmalara giren geveze ama zeki birini dinlemeye benziyor. İnsan hayatına anlam kazandırmanın en bilindik yolu, Yaradan’ı işin içine katmaktır. Ancak 21. yüzyılda yaşayanlar için kutsal olan, bir kavram olarak varlığını sürdürse de artık dünyanın anlamını tek başına garantilemiyor. Nietzsche’nin dediği gibi “Tanrı öldü mü?” Postmodern söylem; Yaradan ve tarih gibi insan yaşamına anlam katan “büyük anlatıları” aldatıcı bir yanlış bilinç ya da ideoloji olarak ilan edip kenara ayırdı. Şimdi hayatı anlamlandırmak herkesin kendi inisiyatifinde. Peki, hangisi doğru? Hayatın anlamı doğuştan mı gelir yoksa sonradan mı atfedilir?

Aristoteles, hayatın amacının erdemli ve akıllı bir birey olarak gelişmek olduğunu söyler. Varoluşçular ise hayatın hazır bir anlamı olmadığını, her birimizin kendi anlamımızı yaratmamız gerektiğini savunurlar. Douglas Adams, Otostopçunun Galaksi Rehberi‘nde, devasa bir bilgisayarın evrene dair nihai cevabı bulmak için 7,5 milyon yıl harcadığını ve sonunda “42” cevabını bulduğunu yazar. 42  ne anlama geliyor? Bu, aslında sorunun yapısını bozan bir cevaptır.

Schopenhauer ise insanın kendi hayatının efendisi olduğu klişemizi yıkar. Ona göre bizi yöneten akıl değil, büyük bir “irade”dir. Shakespeare’in Macbeth aracılığıyla söylediği şu sözler sarsıcıdır:

“Çık dışarı, kısa mum! / Hayat hareket eden bir gölgeden başka bir şey değildir / Gürültü ve öfke dolu, ama hiçbir anlamı yok / Bu aptalların hikayesi.”

​Peki, öyleyse hayatın anlamı nedir? Terry Eagleton, hayatın anlamının nihayetinde etiğin incelediği değerler sorusuna bağlı olduğunu belirtir. Aristoteles’e göre mutluluk, erdemli olmanın bir sonucudur. Ancak Eagleton buna önemli bir ekleme yapar: Sevgi. Eagleton, caz müziğini Aristotelesçi mutluluk ve aşkı uzlaştırmanın harika bir modeli olarak sunar. Caz müzisyenleri, bireyselliklerini bastırmadan topluluğun müziğini muhteşem bir şekilde tamamlarlar.

Terry Eagleton’ın bu yoğun metni, aslında bize sonu gelmeyecek entelektüel bir caz performansı sunuyor. Kitabı okurken, yazarın her bir argümanı sanki bir sahnede doğaçlama yapan yetenekli bir müzisyen gibi zihnimde yankılanıyor. Ancak asıl mesele şu: Kitabı kapatıp sahne karardığında, bu performansın yankısı hayatın gürültüsü içinde nerede duracak?

Belki de hayatın anlamı, bulunacak bir “şey” değil, Eagleton’ın da işaret ettiği o “icra edilme” biçimidir. Tıpkı bir caz grubunun üyeleri gibi; hem kendi sesimizi koruyup hem de diğerleriyle etik bir uyum yakalayabildiğimizde, o anlamsızlık boşluğu bir anlığına neşeyle doluyor. Şimdi kitabı kapatıyorum. Gösteri bitti, ışıklar söndü. Fakat dışarıdaki dünya, o meşhur “42” cevabından ya da Wittgenstein’ın o asil suskunluğundan daha fazlasını bekliyor benden.

Belki de bu kitabın nihai başarısı, bana yeni bir cevap vermesi değil, beni o eski soruların karşısında daha farkındalık dolu bir sessizlikle bırakmasıdır. Eğer bu sayfalar bittiğinde dünyaya daha derin bir gözle bakabiliyorsam; anlam, aranan bir hedef olmaktan çıkıp yürüdüğüm yolun ta kendisi haline gelmiştir. Şimdi sahneden inme ve bu performansı hayatın pratiğine dökme vakti.


Referans kitap: Hayatın Anlamı, Terry Eagleton, Çeviren: Şahin Artan, Ayrıntı Yayınları.

İlgili yazı:

Anlamsız hayatın anlamı

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAylin Boğa
Takip et:
1970 Ankara'da doğumlu, sekiz yaşından beri İstanbul Kadıköy yaşamlı, deniz ve doğa tutkunu, dünya gezgini ve yelkenci. Hayvanlara ve özellikle kedilere hayran. 1991 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık'tan mezun oldu. Aynı yıl STFA ile başlayan mimarlık hayatı, İtalya, Almanya bağlantılı şirketlerde mimar olarak proje müdürlüğü, satış koordinatörlüğü, yönetici olarak devam etti. Emekli olduktan sonra satış eğitimleri, danışmanlıklar vermeyi sürdürdü. Suluboya karma sergileri oldu. Bazı şiirleri edebiyat sitelerinde yayınlanmaktadır. İkinci üniversitede sosyoloji okuduktan sonra söyleşilere, yazılarına daha ağırlık vermeye başladı. Tarihe, geçmişe, alınması gereken derslere önem veriyor, sorgulamayı, okumayı, araştırmayı daima sevdi. Sosyal medyada binaların, semtlerin tarihçelerini araştırıp aktardığı grupları var. Psikolojiye, felsefeye ilgisi çocukluğuna dayanır. Hayatta meraklı bir öğrenci olarak kalmaya devam ediyor.
Önceki Makale Dadılarla büyüyen şair
Sonraki Makale Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Kapitalizm demokrasiden boşanıyor

Yıldırım Aktuğan
9 Şubat 2026
EditörSerbest Kürsü

Sigara içmek ateşle oynamak

Halil Ocaklı
9 Şubat 2026
EditörSerbest Kürsü

Cehalet ve aydınlanma

Melek Ay
8 Şubat 2026
Serbest Kürsü

Alman vakıflarının gençlik araştırması

Gürsel Demirok
7 Şubat 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?