23 Eylül 2021… Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) “faiz sebep, enflasyon sonuçtur” tezine dayanarak faiz indirim döngüsünü başlattığı ve kamuoyunda “Nas ekonomisi” olarak bilinen sürecin resmi miladıdır.
Bu tarihten itibaren Türkiye ekonomisinde kartlar yeniden dağıtıldı. Manşet enflasyon hızla çift hanelerden üç haneli sınır TFE rakamlarına tırmandı. Türk lirasının tarihi değer kayıpları yaşadığı bu dönemde alım gücü sürekli azalan sabit gelirliler oldu. Ancak sabit gelirliler yaşadığı gelir kaybının görünmeyen bir yüzü daha var: Gramaj enflasyonu (Shrinkflation). Gözümüzün önünde cereyan eden ama resmi TÜFE sepetinde tam karşılığını bulamayan bu enflasyon, sabit gelirlilerin alım gücünü enflasyonun çok ötesinde tahrip ediyor.
Gelişmeyi anlamak için önce makro tablodaki makasa ve raf psikolojisine bakmak gerekiyor:
- Eylül 2021: Politika faizi yüzde 19 seviyesindeyken resmi yıllık TÜFE yüzde 19,58 civarındaydı.
- Faizleri indirilmesi sonucu kontrolden çıkan enflasyon, TÜİK verilerine göre bile yüzde 85’leri aşarak son çeyrek asrın zirvesine ulaştı. Bağımsız araştırmacılara (ENAG) göre ise bu oran çoktan yüzde 180’lerin üzerine çıktı.
Ancak vatandaşın mutfağındaki kayıp sadece etiketlerin güncellenmesiyle sınırlı kalmadı. Üreticiler, “fahiş fiyat” tepkilerinden kaçınmak ve ürünü tüketicinin zihnindeki psikolojik fiyat eşiğinin altında tutabilmek için ambalajları “sessizce” küçültmeye başladı. Fiyat yerinde sayıyor ya da küçük bir zam alıyordu ama ambalajın içi adeta buharlaşmaya başladı.
Gramaj enflasyonu, bir ürünün satış fiyatı sabit tutulurken (ya da görece az artırılırken) miktarının azaltılmasıdır. Kağıt üzerinde birim fiyat sabit göründüğü için manşet enflasyona yansıması perdelenir; fakat tüketicinin birim maliyeti (100 gr veya 1 kg fiyatı) gizlice fırlar.
Son 3 yıllık süreçte market raflarında birer “küçülme sanatına” dönüşen bazı reel değişimler:
- Süt ve süt ürünleri: Yıllarca mutfağın değişmez standardı olan 1 kg/lt paket ürünler önce 900 ml’ye, ardından 850 ml ve 800 ml’ye geriledi. Fiyat etiketine hiç dokunulmasa bile 1000 ml’den 800 ml’ye düşüş, tek kalemde yüzde 25 gizli zam demektir.
- Çikolata ve atıştırmalıklar: 100 gramlık standart tablet çikolatalar önce 90, sonra 80 ve nihayetinde 70 grama kadar çekildi. yüzde 30’luk bir gramaj kaybı, tüketicinin aynı miktar çikolatayı tüketebilmek için yüzde 42,8 daha fazla ödeme yapması anlamına gelir.
- Temizlik malzemeleri: Hacmi aynı hissettirilen ama içi boşaltılan 10 kg’lık deterjan çuvallarının 8 kg’a düşmesi; kalınlaştırılmış karton rulo ambalajıyla 32’li paket havası verilen 24’lü tuvalet kağıtları…
2021 Eylül ayından bu yana net asgari ücret ve sabit maaşlar nominal olarak defalarca artırıldı. Ancak satın alma gücü iki yönlü bir kıskaca alındı.
Sonuç olarak; TÜFE endeksi sepeti güncellerken gramaj değişimlerini miktar/kalite düzeltmesiyle hesaba katmaya çalışsa da, hanehalkının hissettiği “hayat pahalılığı” açıklanan resmi rakamların daima fersah fersah önünde koştu.
Eylül 2021’de başlatılan bu iktisadi deney, bize ekonomi biliminin en temel kuralını bir kez daha öğretti: Paranın değerini ve arz-talep dengesini yapay müdahalelerle bozduğunuzda, piyasa kendi dengesini ya etiketi şişirerek ya da ambalajın içini boşaltarak mutlaka bulur. Ve günün sonunda faturayı her zaman sabit gelirliler öder.
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
