Türkiye’de bazı televizyon dizileri unutulur, bazıları ise yıllar geçmesine rağmen konuşulur
tıpkı Kurtlar Vadisi gibi…
2003’te başlayan dizi gösterildiği dönemde, mafya, istihbarat, siyaset, devlet ve “derin yapı” ilişkilerini anlatırken gerçek hayattaki kişi ve olaylara yaptığı göndermelerle büyük tartışma yaratmıştı.
Bugün bu tartışma yeniden gündemde.
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun (manşetteki küçük fotoğraf) ölümüyle ilgili soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi Pusu’nun senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan “bilgi sahibi” sıfatıyla iki buçuk saat ifade verdi.
Savcılığın dikkatini çeken noktalardan biri, dizide Kozinoğlu’ndan esinlendiği ileri sürülen Kazım Kaşifoğlu karakterinin ölümüne ilişkin sahneler.
10 Kasım 2011’de yayımlanan bölümde Kaşifoğlu ölümle tehdit edildi. Sadece iki gün sonra, 12 Kasım’da Kozinoğlu Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetti. Dizide Kaşifoğlu’nun ölüm sahnesi ise daha sonra yayımlandı.
Fakat bu olayın ilginç tarafı yalnızca tarihler değil.
Kozinoğlu ile Kurtlar Vadisi arasındaki ilişki çok daha eskiye gidiyor.
2004’te Kozinoğlu’nun Kurtlar Vadisi hakkında MİT için rapor hazırladığı, raporda dizinin devlet, mafya ve güvenlik ilişkilerini nasıl ele aldığına ilişkin değerlendirmeler bulunduğu aktarılıyor.
MİT kayıtlarına ilişkin dönemin haberlerine göre, Kurtlar Vadisi dizisiyle bağlantılı bir suikast ihbarının araştırılması için Kaşif Kozinoğlu görevlendirildi.
Kozinoğlu daha sonra dizi hakkında bir rapor hazırladı.
Raporda, dizinin devlet, mafya ve güvenlik bürokrasisi arasındaki ilişkilere dair bazı bilgileri dönemin Jandarma İstihbarat Başkan Yardımcısı Hasan Atilla Uğur’dan aldığı ileri sürülüyordu.
Yani gerçek hayattaki istihbarat görevlisi ile dizideki karakter arasındaki bağlantı, Kozinoğlu’nun ölümünden yıllar önce kurulmuştu.
Neleri “bildi?”
Yıllar içinde dizinin çeşitli bölümleri gerçek olaylarla benzerlikleri nedeniyle tekrar tekrar gündeme geldi.
Örneğin, 2014’te Gaziantep’te bir cemevi önündeki cenaze törenine silahlı saldırı düzenlendiğinde, kısa süre önce yayımlanan Kurtlar Vadisi Pusu’daki benzer bir sahne yeniden hatırlandı. Dizide Alevi bir karakterin cenazesinde kalabalığa ateş açılıyordu; gerçek olayda da cenaze törenine katılanlara motosikletten ateş açılmıştı.
Kurtlar Vadisi Pusu’da, devletin içindeki ulusalcı-Avrasyacı kanat ile küreselci kanat arasındaki çatışmalar işlenirken, ordu içerisindeki birçok rütbeli askerin gizli belgeler ve örgüt suçlamalarıyla tutuklanacağı senaryolaştırıldı.
Dizideki bu bölümlerden kısa bir süre sonra Türkiye, yakın tarihinin en büyük hukuki ve siyasi krizlerinden biri olan Ergenekon ve Balyoz yargılamaları sürecine girdi. Dizide tasfiye edilen kurgusal karakterlerin akıbeti, gerçek hayattaki subayların tutuklanma süreçleriyle birebir paralellik gösterdi.
Dizide, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde sınırların tamamen flulaşacağı, merkezi otoritelerin yıkılacağı ve bölgede küresel güçlerin maşası olan yeni terör devletçiklerinin kurulmaya çalışılacağı yıllar öncesinden işlendi.
Suriye’de 2011 yılında patlak veren iç savaş, DEAŞ’ın ortaya çıkışı ve bölgenin tamamen istikrarsızlaşması, dizinin Orta Doğu üzerine yaptığı jeopolitik tahminlerin doğruluğunu kanıtladı
Bugün sosyal medyada ise çok daha yeni örnekler dolaşıyor. Bunların arasında İsrail’in Lübnan’daki çağrı cihazlarının uzaktan patlatılması, 15 Temmuz darbe girişimi gibi olaylarla Kurtlar Vadisi sahneleri arasında benzerlik kuran paylaşımlar bulunuyor.
Hayattaki karşılıkları
Peki dizideki karakterlerin gerçek hayattaki karşılıkları kimlerdi?
Yıllar içinde medyada, kitaplarda, internet tartışmalarında ve çeşitli araştırmalarda dizinin kahramanlarıyla gerçek hayattaki kişiler arasında öne sürülen benzerlikler var. Diğer yandan, bazı karakterlerin birden fazla kişiden esinlenmiş olması da mümkün.
Polat Alemdar-Abdullah Çatlı
Örneğin, dizinin başkarakteri Polat Alemdar’ın adı en çok Susurluk kazasının karanlık ismi Abdullah Çatlı ile birlikte anıldı.
Çatlı’nın yurt dışı bağlantıları, sahte kimlikler kullanması, güvenlik ve devlet içindeki ilişkileri nedeniyle Polat ile benzerlik kuruldu.
Ama bazı kaynaklar da Polat’ın ülkücü hareketin önde gelen isimlerinden Zülfü Canpolat gibi başka gerçek kişilerden de izler taşıdığı ileri sürülüyor. Dolayısıyla Polat’ı tek bir kişinin televizyona aktarılmış hali olarak görmek yerine, 1990’ların güvenlik dünyasındaki çeşitli figürlerin bir sentezi olarak değerlendirmek daha doğru olabilir.
Aslan Akbey-Hiram Abas
Selçuk Yöntem’in canlandırdığı Aslan Akbey, kamuoyunda en çok eski MİT yöneticisi Hiram Abas ile özdeşleştirildi.
İstihbarat geçmişi, devlet adına yürütülen operasyonlar ve perde arkasındaki rolü bu benzetmenin temelini oluşturdu. Bu nedenle dizinin “devlet aklı” tarafında en çok konuşulan karakterlerden biri Aslan Akbey oldu.
Süleyman Çakır-Alaattin Çakıcı
Oktay Kaynarca’nın canlandırdığı Süleyman Çakır için en sık verilen gerçek hayat karşılığı Alaattin Çakıcı.
Ancak Çakır’ın hikâyesinde başka yeraltı dünyası figürlerinin de izleri bulunduğu ileri sürüldü.
Çakır’ın yükselişi, İstanbul yeraltı dünyasındaki ilişkileri ve devletle kurduğu karmaşık bağlar, 1990’ların Türkiye’sindeki gerçek olayları hatırlatıyordu.
Memati Baş-Muradi Güler
Polat’ın en yakın adamlarından Memati Baş için ise Alaattin Çakıcı’nın yakın çevresinden Muradi Güler adı öne çıkarıldı. Bazı kaynaklarda farklı isimler de veriliyor.
Laz Ziya-Dündar Kılıç
İstemi Betil’in oynadığı Laz Ziya, gerçek hayattaki ünlü yeraltı dünyası figürü Dündar Kılıç ile en çok özdeşleştirilen karakterlerden biri.
Trabzon ve Sürmene bağlantısı da bu benzerliğin en çok konuşulan noktalarından biriydi.
Hüsrev Ağa-Abuzer Uğurlu
Hüsrev Ağa karakteri için de uyuşturucu ticaretiyle tanınan Abuzer Uğurlu adı öne çıkıyor.
İplikçi Nedim-Nesim Malki
İsmail İncekara’nın canlandırdığı İplikçi Nedim, özellikle finans dünyasıyla yeraltı dünyası arasındaki bağlantıları nedeniyle Nesim Malki ile ilişkilendirildi.
Pala-Cem Ersever
Pala karakteri de yıllardır eski Jandarma İstihbarat mensubu Ahmet Cem Ersever ile özdeşleştiriliyor. Ancak karakterin yalnızca Ersever’den değil, farklı istihbarat figürlerinden izler taşıdığı yönünde değerlendirmeler bulunuyor.
Kara-“Yeşil”
Dizinin daha sonraki dönemindeki Kara karakteri ise kamuoyunda Mahmut Yıldırım, yani “Yeşil” kod adıyla bilinen kişiyle ilişkilendirildi.
Bu benzetmenin temelinde karakterin yöntemleri, operasyonları ve infazlarla ilişkilendirilen karanlık profili bulunuyor.
Konsey de gerçek dünyadan izler taşıyordu
Dizinin meşhur “Kurtlar Konseyi”, Türkiye’deki farklı güç odaklarının bir araya getirildiği kurgusal bir yapıydı.
Konseyin başındaki Mehmet Karahanlı için yıllarca Tuncay Özilhan, Rahmi Koç ve başka iş insanlarının isimleri ortaya atıldı.
Hatta bazı kaynaklarda Karahanlı’nın birden fazla gerçek kişinin özelliklerinin birleştirilmesiyle oluşturulduğu belirtiliyor.
Bu durum senaristlerin bir kişiyi kopyalamak yerine, gerçek hayattaki birkaç kişiyi ve birkaç olayı alıp yeni bir karakter yaratma taktiğine örnek oluşturuyor.
Peki bütün bunlar ne anlama geliyor?
Kurtlar Vadisi’nin yıllar içinde gerçek olaylarla şaşırtıcı biçimde örtüşen çok sayıda sahnesi oldu.
Bunun bir bölümü tesadüf olabilir.
Bir bölümü, senaristlerin dönemin siyasi ve güvenlik gündemini çok yakından takip etmesinden kaynaklanabilir.
Bir bölümü ise gerçek olaylardan esinlenmiş olabilir.
Nitekim akademik çalışmalarda da dizinin gündemdeki olayları senaryoya taşıdığı ve gerçek kişilerle kurduğu bağın izleyicide güçlü bir “gerçeklik duygusu” yarattığı vurgulanıyor.
Ama Kaşif Kozinoğlu olayı diğer örneklerden biraz farklı.
Çünkü burada yalnızca bir karakter benzerliği yok, gerçek hayatta MİT için Kurtlar Vadisi hakkında rapor hazırlayan bir istihbaratçı var.
Yıllar sonra dizide ona benzeyen bir karakter ortaya çıkıyor. Karakterin ölümüne ilişkin sahneler gerçek kişinin ölümünden hemen önce ekrana geliyor.
Ve 15 yıl sonra gerçek kişinin ölümü yeniden soruşturulurken, dizinin senaristleri savcılıkta ifade veriyor.
Gerçekten tesadüf olabilir mi?
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
