Kayseri’de 16 Eylül 1935’te açılan Sümerbank Bez Fabrikası, Cumhuriyet’in sanayileşme tarihinin dönüm noktalarından biriydi.
Fabrika yalnızca Sovyet kredisiyle kurulmadı; Sovyet mühendisleri, makineleri ve teknik bilgisi de Türkiye’nin sanayi hamlesine eşlik etti.
Cumhuriyet henüz 12 yaşındayken Kayseri’de büyük bir fabrikanın bacası tütmeye başladı.
16 Eylül 1935’te açılan Sümerbank Kayseri Bez Fabrikası, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin sanayileşme hedefinin en somut örneklerinden biri oldu.
Fabrikanın hikâyesini ilginç kılan ise yalnızca büyüklüğü değildi. Kayseri’deki tesis, Sovyetler Birliği’nden alınan kredi ve teknik destekle kurulmuştu.
ABD’de 1929’da yaşanan “Büyük Buhran”ın ardından Türkiye’nin önündeki ekonomik tablo oldukça zordu.
Sermaye birikimi sınırlıydı ve özel sektör büyük sanayi yatırımlarını gerçekleştirecek güçte değildi. Cumhuriyet yönetimi bu nedenle sanayileşmede devletin öncü rol üstlenmesine karar verdi.
Ancak yalnızca fabrikaları devletin kurması yetmiyordu. Nasıl fabrika kurulacağını, hangi teknolojinin kullanılacağını, nasıl işletileceğini de öğrenmek gerekiyordu.
Bu noktada Sovyetler Birliği önemli bir örnek haline geldi.
Sovyetler, 1930’larda merkezi planlama yoluyla hızlı bir sanayileşme sürecinden geçiyordu. Türkiye de bu deneyimi incelemeye başladı.
1932’de Başbakan İsmet İnönü’nün Sovyetler Birliği ziyareti bu açıdan dönüm noktası oldu. Aynı yıl Sovyet uzmanlardan oluşan bir heyet Türkiye’ye gelerek sanayileşme konusunda incelemeler yaptı. Prof. Orlov başkanlığındaki heyetin çalışmaları, daha sonra Türkiye’nin Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nın hazırlanmasında etkili oldu.
Faizsiz kredi
İnönü’nün Moskova ziyaretinin önemli sonuçlarından biri de Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye 8 milyon dolarlık faizsiz kredi vermesi oldu.
Kredi 20 yıl vadeliydi ve geri ödemenin tarım ürünleriyle yapılması öngörülüyordu. Böylece Türkiye, ihtiyaç duyduğu sanayi yatırımlarını gerçekleştirmek için dış kaynak bulurken, karşılığında Sovyetler Birliği’ne tarım ürünleri ihraç edecekti.
Bugünün parasıyla karşılaştırmak yanıltıcı olabileceği için rakamın büyüklüğünden çok, o dönemdeki anlamına bakmak gerekiyor. Bu para, Türkiye’nin henüz kendi kaynaklarıyla gerçekleştirmekte zorlandığı sanayi yatırımlarının finansmanında kullanıldı.
Kayseri’de Sovyet imzası
Kayseri Bez Fabrikası bu iş birliğinin ilk büyük sonuçlarından biri oldu.
Fabrikanın temeli 20 Mayıs 1934’te Başbakan İnönü tarafından atıldı. Projesinde Sovyet uzmanların katkısı vardı. Fabrikanın makine ve ekipmanlarının önemli bölümü Sovyetler Birliği’nden getirildi ve tesisin kuruluşunda Sovyet teknik heyetleri görev aldı.
İnşaat sadece 16,5 ay sürdü.

16 Eylül 1935’teki açılışa Ekonomi Bakanı Celal Bayar’ın yanı sıra Sovyetler Birliği’nden gelen üst düzey bir teknik heyet de katıldı. Sovyet heyeti özel trenle Kayseri’ye geldi ve tören Türk-Sovyet dostluğunun bir göstergesi olarak değerlendirildi.
Fabrika o gün için gerçekten devasa boyuttaydı.
Kayseri tesisinde binlerce işçi çalışıyor, binlerce iğ ve dokuma tezgâhı bulunuyordu. Kendi elektrik santralı vardı. Fabrika yalnızca üretim yapılan bir bina olarak da tasarlanmamıştı; işçi konutları, okul ve çeşitli sosyal tesislerle birlikte adeta küçük bir sanayi yerleşkesi oluşturuyordu.
Sadece makine değil
Sovyet desteği kredi verip Türkiye’ye makine satmaktan ibaret değildi. Sovyet mühendis ve teknisyenleri fabrikaların kurulmasına yardım etti. Türk mühendisleri Sovyetler Birliği’nde eğitim gördü, bazı çalışanlar Sovyet uzmanlarla birlikte Türkiye’deki fabrikalarda yetiştirildi.
Kayseri’deki fabrikanın yanında teknik eğitim faaliyetleri de yürütüldü. Böylece amaç yalnızca bir fabrika kurmak değil, o fabrikayı çalıştırabilecek insan gücünü de oluşturmaktı.
Bu açıdan bakıldığında Sovyet desteği, Cumhuriyet’in ilk sanayi yatırımlarında bir tür teknoloji ve bilgi transferi anlamına da geliyordu.
Ardından Nazilli
İş birliği Kayseri ile sınırlı kalmadı.
Sovyet kredisi ve teknik desteğinden yararlanan bir başka önemli yatırım Nazilli Basma Fabrikası oldu.
Temeli 1935’te atılan fabrika 9 Ekim 1937’de açıldı. Burada da makineler, teknik destek ve uzmanlık açısından Sovyet katkısı vardı. Fabrikanın açılışını Mustafa Kemal Atatürk yaptı.
Kayseri ve Nazilli böylece Cumhuriyet’in erken dönem sanayileşmesinin iki sembolü haline geldi.
İki farklı sistem
1930’larda bir tarafta kapitalist Batı ülkelerinden farklı bir ekonomik sistem kuran Sovyetler Birliği vardı. Diğer tarafta ise yeni kurulmuş, ekonomik bağımsızlığını güçlendirmeye çalışan Türkiye Cumhuriyeti.
Siyasi sistemleri farklıydı ama iki ülkenin bazı ekonomik çıkarları kesişiyordu.
Türkiye’nin sanayi yatırımı için krediye ve teknolojiye, Sovyetler Birliği’nin ise tarım ürünlerine ve ekonomik ilişkilere ihtiyacı vardı.
Sonuçta ortaya, dönemin koşulları açısından oldukça sıra dışı bir işbirliği çıktı. Kayseri’de yükselen fabrika bacası bunun en görünür sembollerinden biriydi.
Sümerbank Kayseri Bez Fabrikası 1999’a kadar üretim yaptı. Daha sonra tesisin arazisi ve yapıları Abdullah Gül Üniversitesi’ne tahsis edildi; bugün AGÜ’nün Sümer Kampüsü olarak kullanılıyor.
Not: Manşet görseli yapay zekâyla üretilmiştir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
