İstanbul’un en tanınmış yapılarından Haydarpaşa Garı, uzun yıllardır süren restorasyon ve arkeolojik kazıların ardından yeni bir döneme hazırlanıyor.
Bir zamanlar Anadolu’ya giden trenlerin hareket noktası olan Haydarpaşa, artık yalnızca bir gar olarak değil, ulaşım, tarih, arkeoloji, kültür ve sanatın bir araya geldiği büyük bir kompleks olarak yeniden düzenleniyor.
İlk etabın 26 Eylül 2026’da açılması hedeflenirken çalışmaların tamamlanmasıyla Haydarpaşa’nın İstanbul’un özellikle Anadolu Yakası’ndaki önemli kültür ve yaşam merkezlerinden biri olması planlanıyor.
Bugünkü görkemli gar binası 1906-1908 yılları arasında inşa edildi. Ancak Haydarpaşa’nın demiryolu tarihindeki başlangıcı çok daha eski.
Haydarpaşa-İzmit demiryolunun yapımına 1870’lerin başında başlandı ve ilk gar da bu dönemde hizmet vermeye başladı. 1888’de Anadolu demiryollarının Ankara’ya uzatılması için Alman sermayesi devreye girdi. Daha sonra Bağdat Demiryolu projesiyle Haydarpaşa’nın önemi daha da arttı.
Bugünkü gar binasının yapımına ise 30 Mayıs 1906’da başlandı. Alman mimarlar Otto Ritter ve Helmuth Cuno tarafından tasarlanan yapı, denizin doldurulmasıyla kazanılan zemine yaklaşık 21 metre uzunluğunda 1.100 ahşap kazık çakılarak inşa edildi. Gar 1908’de hizmete girdi.
Haydarpaşa böylece İstanbul’un Anadolu’ya açılan kapılarından biri haline geldi. Anadolu-Bağdat demiryolu ağı açısından taşıdığı önem nedeniyle yalnızca bir tren istasyonu değil, Osmanlı’nın doğuya doğru uzanan demiryolu politikasının da önemli merkezlerinden biri oldu.
Ama Haydarpaşa’nın tarihi aynı zamanda büyük felaketlerin de tarihi.
6 Eylül 1917’de Birinci Dünya Savaşı sırasında Anadolu’ya gönderilecek mühimmatın bulunduğu bölümde meydana gelen patlama garı ağır biçimde tahrip etti. Yapı daha sonra yeniden onarıldı.
1979’da ise Haydarpaşa açıklarında Romanya bandıralı Independenta adlı petrol tankerinin patlaması büyük bir yangına yol açtı. Patlamanın etkisiyle garın camları ve renkli vitrayları zarar gördü.
En büyük darbelerden biri 28 Kasım 2010’da geldi. Garın çatısında çıkan yangın sonucu çatı büyük ölçüde çöktü, dördüncü kat kullanılamaz hale geldi ve tarihi yapı ciddi hasar gördü.
2016’da başlayan kapsamlı restorasyon sürecinde çatının ve bekleme salonunun büyük bölümü aslına uygun biçimde yenilendi. Son yıllarda ise çalışmalar binanın tamamını ve gar sahasını kapsayacak şekilde genişledi.
2026 yazında garın Marmara’ya bakan üç cephesindeki restorasyon ve konservasyon çalışmaları tamamlandı ve iskeleler kaldırıldı. Böylece Haydarpaşa’nın uzun yıllar sonra tarihi silüetteki görünümü yeniden ortaya çıktı.
Fakat asıl sürpriz garın altında çıktı.
2018’de başlayan arkeolojik kazılar, gar sahasının bugünkü Kadıköy’den çok daha eski bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koydu. Kazı alanı, antik kaynaklarda Khalkedon olarak geçen antik kentin batı limanı içinde bulunuyor.
Khalkedon, bugünkü Kadıköy’ün antik adı. Antik kaynaklarda “Körler Ülkesi” olarak anılıyor.
Kazılarda farklı dönemlere ait mimari kalıntılar, mezarlar, sikkeler ve çok sayıda başka arkeolojik buluntu ortaya çıkarıldı. En eski mimari kalıntılardan bazıları yaklaşık 2.400 yıl öncesine, yani Milattan Önce (M.Ö.) 4. yüzyıla kadar gidiyor. 2021’de kazı ekibi, alanda M.Ö. 5. yüzyıldan Milattan Sonra (M.S.= 12. yüzyıla kadar farklı dönemlere ait 10 binden fazla sikke bulunduğunu açıklamıştı.
2024’te ise kazı envanterine giren eser sayısının 5.200’e ulaştığı, bunların 1.200’ünün yalnızca son bir yılda bulunduğu açıklandı. Buluntular arasında Klasik, Helenistik, Erken Bizans, Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemlerine ait eserler var.
Kazılarda ayrıca Bizans dönemine tarihlenen yapı kalıntıları, kilise, toplu mezarlar ve çeşitli mimari unsurlar da ortaya çıkarıldı. Böylece Haydarpaşa’nın yalnızca Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin değil, binlerce yıllık İstanbul tarihinin bir parçası olduğu daha açık biçimde ortaya çıktı.
Sadece gar olmayacak
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın açıkladığı projeye göre tarihi gar binası ulaşım işlevini koruyacak. Yani Haydarpaşa tamamen trenlerden koparılmayacak. Bunun yanında binada sergi ve etkinlik alanları oluşturulacak.
Garın yanında yaklaşık 6 bin metrekarelik bir yapı kütüphane kompleksi olarak düzenlenecek.
Projede ayrıca:
performans sanatları merkezi,
sergi salonları,
sanat ve tasarım atölyeleri,
dijital müze alanları,
arkeoloji müzesi,
ve yaklaşık 15 dönümlük arkeopark bulunması planlanıyor.
Yeni arkeoloji müzesinin yaklaşık 10 bin metrekarelik kapalı alana sahip olması ve Türkiye’nin farklı bölgelerinden seçilecek eserlerin burada sergilenmesi planlanıyor. Haydarpaşa sahasında ayrıca yaklaşık 20 bin kişilik bir etkinlik alanı oluşturulması ve yaklaşık 150 bin metrekarelik alanda peyzaj düzenlemesi yapılması öngörülüyor.
Bakanlığın açıklamasına göre müze ile arkeoparkın birbirine yakın ve iç içe tasarlanması da projenin önemli özelliklerinden biri olacak.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
