Cumartesi, 1 Ağu 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe YazılarıManşet

“Gerçek için parayı takip et”

İnan Özbek
Son güncelleme: 31 Temmuz 2026 06:49
İnan Özbek
Paylaş
Paylaş

Amacımız her daim gerçeğe ulaşmaksa; “Gerçeği arıyorsan parayı takip et” sözünden yola çıkarsak, bireysel ve toplumsal gerçekliği çok daha doğru bir biçimde kavrayabiliriz.   

Modern insanın atası sayılan Homo sapiens’in başka bir adlandırması olan Homo ekonomikus; her durumda kendi çıkarını düşünerek faydasını en çoklaştırmaya çalışan insanı ifade eder. 

Ekonomist tavır, Homo ekonomikus’tan başlayarak, insanın bireysel tercihlerine ve hemen tüm sosyal ilişkilerine yön veren, kişiyi belirleyen ana unsurdu. 

İnsanın yaşam biçimini belirleyerek, topluluk içindeki konumunu da saptayan ekonomik durum, toplumların bütün bir sosyal yapılarını ve ahlak tanımlarını şekillendiren temel etken olagelmişti. 

Ekonomik durumun belirleyiciliği öylesine güçlüdür ki mesela; bir toplumdaki yoksul insanların ahlak anlayışları ile zengin bireylerinkiler farklı olacak ya da  toplumların, alt sınıflardan bir insanın tavırlarını ahlaki açıdan sorgulamaları ile üst sınıflardan bir bireyin tavırlarını sorgulamaları ve sonuçta varılacak yargı da değişik  olacaktır. Ahlak çemberi her zaman üst sınıflar için daha geniş, alt sınıflar içinse çok daha dardır. 

Bireysel açıdan büyük farklar yaratan ekonomik durumun genel siyasal ve sosyal sonuçları da  o denli belirleyicidir ki, günümüze kadar geliştirilmiş olan hemen tüm anlatıların odak noktalarını ekonomik gerçekler oluşturur aslında. 

Marx’ın ünlü tezine göre; “Tarihin motoru toplumlardaki temel sınıf ilişkileri ve bu ilişkilerin doğurduğu  çelişkilerdir.” Yine Marx’a göre; “Bir toplumdaki sosyoekonomik alt yapı ilişkileri; ahlak, hukuk, siyaset ve din gibi üst yapı kurumlarını belirler.” Büyük düşünürün son derece çarpıcı ve doğru olan, günümüze kadar da çürütülememiş bu temel tezi ekonominin belirleyiciliğini net bir biçimde ortaya koyar. 

Alt ekonomik sınıflara mensup insanların dini algılayış ve yaşayış biçimleriyle, üst sınıflardan olan insanlarınki epey farklıdır. Yine; “Hukuk, küçük sineklerin takılıp kaldığı, büyük sineklerinse delip geçtiği bir örümcek ağı gibidir” sözünü doğrularcasına, yoksul insanların hukuk karşısındaki konumlarıyla zengin olanlarınki bir olmamıştır hiçbir zaman. 

Dünya siyasi tarihinin seyrini kabaca gözden geçirerek, kilometre taşı niteliğindeki olaylara dikkatli bir biçimde bakarsak, ekonomik nedenlerin ve taleplerin asıl belirleyici unsurlar olduklarını net bir biçimde görebiliriz. 

Batı’nın siyasi tarihindeki ilk anayasa metni olarak kabul edilen Magna Carta (Büyük Şart) İngiliz Kral John ile derebeyler arasında imzalanmış, Kral’ın feodal beylerle istişare etmeden tek taraflı bir tasarrufla yeni vergi koyamayacağı ve mevcut vergileri arttıramayacağı hükmü belgenin özünü oluşturmuştu.

Luther ve Calvin’in öncülük ettikleri, siyasi tarihin önemli bir dönüm noktası olan Hristiyan Reformasyonu’nun başka sebepleri de bulunmakla birlikte asıl sebep; kilisenin dini dar bir biçimde yorumlaması ve ruhban sınıfının yaygın ekonomik ayrıcalıklarının gelişmeye başlayan ticaret burjuvazisine ket vurmasıydı. Esas etkenler olarak çıkar çelişkilerinin ve çatışmalarının ateşlediği reform hareketi, dinin kısıtlayıcılığını reddeden ve ileride her şeyiyle tam bir sınıf oluşturacak burjuvazinin ataları sayılan ticaret erbabının taleplerine uygun yeni bir din yorumu olarak Protestanlığı doğurmuştu. İşte bu yeni mezhep sermayedarların ekonomik gelişmelerini çok hızlandırmış, ticaret ve sonrasında da sanayi kapitalizmine geçişi kolaylaştırmıştı. Kısaca liberal kapitalizm, kendi ruhuna uygun özgürlükçü yeni bir din anlayışı ve ahlak geliştirmişti. 

Büyük Fransız Devrimi de, daha fazla hak talep eden burjuvazinin öncülük ederek, memnuniyetsiz geniş halk kitlelerini de arkasına alıp, aristokrasiye ve krallığa karşı kazandığı bir zafer olarak esasen bir burjuva devrimiydi. 

Aynı şekilde adeta tarihin akışını değiştiren Sovyet Devrimi’nin fitilini ateşleyen sebeplerin en başta geleni; Rus halkının yaygın yoksulluk ve sefaletinin biriktirdiği öfkenin patlamasıydı. 

20. yüzyılda yaşanan iki büyük dünya savaşı da esasen ekonomik paylaşım savaşlarıydı. Keza liberal kapitalizmin yeni bir aşaması olarak, 1970’li yılardan itibaren hükmünü sürdüren neoliberalizm de ekonomist ilkeye dayanır. 

Bizim toplumumuzun uzak ve yakın tarihindeki büyük dalgalanmalara, isyanlara, kırılmalara da yakından bakacak olursak, asıl nedenin vergi ile ilgili uyuşmazlıklar yani ekonomik unsurlar olduklarını görürüz. Örneğin; tarihimizde ilk anayasal belge olarak kabul edilen ve bu açıdan  Magna Carta ile karşılaştırılan 1808 tarihli Sened-i İttifak; Padişah 2. Mahmut ile ayanlar arasında imzalanmış, padişahın mutlak otoritesini ilk defa sınırlandırarak, özellikle vergilendirme konusunda keyfi tasarruflarda bulunamayacağı hükme bağlanmıştı. 

Sonuç itibarıyla; o ünlü sözde söylendiği gibi; “İnsanların özgürlük aşığı olduklarını düşünüyorsanız, bütün tarihin bir hatadan ibaret olduğunu kabul etmeniz gerekir.”

Çünkü asıl olan ekonomik talepler ve çıkarlardır.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiEkonomi
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Yazanİnan Özbek
Takip et:
İstanbul Üniversitesi'nden mezun. Uzun yıllar bankacılık ve finans sektöründe çalıştı. Ekonomi tarihi ve teorileri alanlarında derinleşmeye çalışmakla birlikte, güncel ekonomik gelişmeler hakkında da fikir yürütme çabasında.
Önceki Makale Gramaj enflasyonu
Sonraki Makale Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Cem Küçük tutuklandı

Medya Günlüğü
1 Ağustos 2026
EditörKöşe Yazıları

Suyun aklı ve Genco

Cumhur Deliceırmak
1 Ağustos 2026
ManşetMG Özel

Temmuz ayında çok okunanlar

Medya Günlüğü
1 Ağustos 2026
ManşetSerbest Kürsü

İklim kaynaklı toplu göçler geliyor

Adil Gürkan
1 Ağustos 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?