Pazar, 19 Tem 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Bulutlarla beraber yaşayanlar…

Cenk Başlamış
Son güncelleme: 4 Temmuz 2026 17:59
Cenk Başlamış
Paylaş
Paylaş

“Şavşat’ta bir köylü, kovuğunda ayı ailesinin yaşadığını bilmediği bir ağaca tırmanır ama dikkatsizlik sonucu düşer.

Yavrularının tehlikede olduğunu düşünen ayı köylüye saldırır.

Ağır yaralanan köylü mucize eseri kurtulsa da hastaneye kaldırıldığında durumu çok kritiktir. Doktorlar hayatta kalmasının olanaksız olduğunu düşünür ama çıkmadık candan umut kesilmez misali Artvin’e nakleder.

Artvin Devlet Hastanesi doktorlarından İsmail Erdem de Şavşatlıdır. Hemşehrisini yaşatmayı görev bilir, iki ay boyunca yoğun bakımda yatan köylüyü aralıklarla defalarca ameliyat eder.

İki ayın sonunda köylü gözlerini açtığında ağzından çıkan ilk cümle şu olur:

“Avi (ayı) haklıydı!..”

10-15 yıl önce yaşanmış bu olayı aktaran Fatoş Bilgin sözünü, “Şavşatlılar işte bu kadar saf insanlar” diye bağlıyor.

İlçenin gayriresmî “muhtarı”, halkın “Fatoş ablası” Bilgin, Artvin’de, özellikle de Şavşat’ta son derece gelişmiş çevre bilincinin en kararlı temsilcilerinden.

Görmemiş olanlar için Şavşat’ı kısaca “orman denizi” diye anlatmak mümkün. Nereye baksanız ladin, sarıçam, kayın, göknar, gürgen, tüylü huş, söğüt ve diğer ağaçlar birbirlerine omuz vermiş, yöreye özgü bitkilerle Türkiye’nin en zengin florasını oluşturmuş. 872 bitki türünden 216’sı halk tarafından ilaç, çay, gıda veya ticari amaçlarla kullanılıyormuş.

Fatoş ablanın rehberliğinde, Moskova yıllarında tanıştığımız 30 yılı aşkın dostlar kardeşi Selim, eşi Filiz, Rusya’dan ithal “minik canavar” köpekleri Yosef ve benim gibi misafir gelen Önder Tekeli ile başlıyoruz Şavşat’ı adım adım gezmeye.

(Soldan sağa) Önder Tekeli, Filiz, Selim, Fatoş Bilgin ve Yosef

İnanması güç ama ilçenin 1.317 kilometrekarelik yüzölçümünün neredeyse yarısı, yüzde 42’si ormanlarla kaplı. Tarım arazileri ve mera alanları da eklendiğinde başınızı nereye çevirseniz en açığından en koyusuna yeşilin bütün tonlarıyla karşılaşmanız tesadüf değil.

Fatoş abla bizi öyle değişik, öyle güzel yerlere götürüyor ki fotoğraflayalım mı, yoksa olağanüstü manzarayı içimize mi çekelim şaşırıyoruz. Gerçek şu ki, yeşil içinde yüzen Şavşat Türkiye’de daha önce gördüğümüz hiçbir yere benzemiyor.

Artvinli Milletvekili Uğur Bayraktutan yıllar önce Hürriyet’te yayımlanan bir söyleşinde, “İsviçre’yi gördüm. Alpler’i gezdim. Artvin’in İsviçre’ye benzediğini söylerlerdi ama bence İsviçre Artvin’e benziyor” demiş.

Fatoş ablanın “agresif sürücü teknikleri” denediği aracıyla Şavşat’ın dar ve virajlı yollarından 2000 metreye, son zamanlarda adı haberlerde de çıkan Bazgiret Köyü’ne varıyoruz. Girişte bizi “Dağ, dere, orman bizim”pankartı karşılıyor. Bazgiret Gürcüce bir kelime olduğu için 1925 yılında köye resmi olarak “Maden” adı verilmiş ama yeni ismini kullanan pek yok. Köy, bozulmamış ahşap mimarisi, doğası ve endemik bitki türleriyle cennetten bir köşe. Evet,belki evler derme çatma, belki evyeleri bile dışarıda ama insanları bulutlarla komşu yaşamaktan son derece mutlu.

Köydeki tek kafede Gürcü pidesi (haçapuri) yedikten sonra Şavşat’la Borçka’yı ayıran Karçal Dağları’nın eteğindeki Bazgiret Şelalesi’ne 40 dakikalık bir yürüyüşle ulaşıyoruz. Şelale o kadar görkemli ve o kadar güçlü ki bolca duyduğumuz ayı saldırısı öyküleriyle kapıldığımız korkuyu hemen unutuveriyoruz!

Şavşat ormanlarla olduğu kadar nehirlerle de kaplı; ilçe Çoruh Nehri’ni besleyen bir ana çay ve buna bağlı 13 büyük dere ile oldukça zengin bir akarsu ağına sahip.

Ama son zamanlarda haberlerde sıkça duyduğumuz rant uğruna doğayla inatlaşma haberlerinin bir öznesi de Şavşat.

Bir şirketin Bazgiret’te planladığı maden projesi köylüleri ve doğaseverleri ayağa kaldırmış durumda. Proje kapsamında bakır, çinko, kurşun, pirit ve büyük olasılıkla altın çıkarılması öngörülüyordu ama proje alanı 22 hektar olarak görülse de ruhsat alanı 1980 hektar olan ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) dosyası reddedildi. Ama malum, şirketler de doğaseverler kadar inatçı olduğu için bu konuya nokta konulduğunu söylemek için maalesef henüz erken. Zaten Artvin’in yüzde 71’inin maden ruhsat alanı ilan edilmesi gerçeği ortadayken şirketlerin pes edeceğini düşünmek saflık olur.

Kaldı ki risk altında olan sadece Bazgiret değil; Dereiçi ve Çukur köylerinde de bakır, çinko ve kurşun çıkarmayı planlayan şirketler var. Örneğin, bu proje tamamen orman vasfındaki alanda bulunuyor. En yakın yerleşim yerine uzaklığı ise, sadece 410 metre. Ladin, gürgen ve meşe ormanlarını kapsayan bölgenin yakınından Olgara Deresi ve Meydancık Çayı geçiyor.

Ayrıca ilçede uzun yıllardır HES (Hidroelektrik Santrali) ve son dönemde RES (Rüzgâr Enerji Santrali) projeleri de gündemde.

Halk ve çevreciler tüm bu projelere şu gerekçelerle karşı çıkarıyor:

Şavşat’ın önemli bölümünün orman, yayla ve tarım alanlarından oluşması

İçme suyu kaynaklarının ve derelerin kirlenme riski

Arıcılık, hayvancılık ve ekoturizmin zarar göreceği endişesi

Bölgenin biyolojik çeşitliliğinin ve yaban hayatının olumsuz etkilenmesi

Madencilik sona erdikten sonra geriye kalacak tahribatın telafi edilemeyeceği endişesi.

İstanbul Şavşat Dernekleri Federasyonu Başkanı Mustafa Faruk Altun’un, “Şavşat’ın yer üstü zenginliği, yer altından daha değerlidir” sözü üzerine söz söylemek mümkün değil.

Ama şunu eklemek zorunlu: 2015 yılında “Cittaslow” (Sakin Şehir) ilan edilen Şavşat’ı maden ocaklarıyla doldurmak mantık sınırlarını zorlayan bir durum.

“Okumuş” insanlar

Hep birlikte bir zamanlar Şavşat’ın ilk eczanesini kuran, şimdilerde Fransızca öğretmenliği yapan Nüfet Bahçeci’ye konuk oluyoruz. Kısa süre sonra aramıza Şavşat mutfağından lezzetli örnekler getiren komşular katılıyor.

Laf lafı açıyor, ev sahipleri zaten eğitim seviyesi yüksek olan Şavşat’ta okumaya ne kadar büyük önem ve değer verildiğini anlatıyor. Şavşat’tan çıkıp yüksekokul, özellikle ODTÜ’yü bitirenlerin sayısı inanılmaz yüksekmiş. Her köyden en azından bir öğretmen yetiştiğini de öğreniyoruz.

Efkâr Tepesi

Son durağımız, ilçeyi kuş bakışı seyredebileceğimiz ünlü Efkâr Tepesi. Fakir Baykurt, aynı adı taşıyan kitabında o tepeden Şavşat’a bakarken bakın kaleminden hangi satırlar dökülmüş:

“Amanın bir yeşillik, bir yeşillik, bir yeşillik; o kadar olur! Efkâr Tepesi’nden bakınca ucu başı belirsiz, kopkoyu bir yeşillik görünüyor. Cevizler çamlara, çamlar çalılara, çalılar meşelere karışıp ve de yeşiller yeşillerle kaynaşıp gidiyor.

Berber Saffet Usta:

“Beyimcan! Bunun burası İsviçire kimidir! Böyle ormanlık, böyle letafetli görünüm ancak orada bulunur, bir baksana şuna!” derken, yetiştirdiği mısırı öğren köylü kadar rahat konuşuyor!

“İsviçire” neresi?

Sorsan haritada yerini gösteremez. Ama gerçekten, görünen toprakların kafadaki “İsviçire görünümleri”ndan farkı yoktur. Kafdağı’nda koca masal devini vurmuşlar, yeşil gönünü yüzüp buralara serivermişler. Bütün doğa, baştan aşağı ağaçlık!”

Kalemimiz bu satırları yazan Baykurt kadar kıvrak olmadığı için Şavşat’ın Efkâr Tepesi’nden görünümü için başka bir şey eklemeye cüret edemiyoruz. Ama tepedeki kafede Şavşat Belediyesi’nin ilçenin güzelliklerini tanıtmak için hazırladığı filmin son cümlesini eklemeden de edemiyoruz:

“Yaşarken cenneti görmek istiyorsanız Şavşat’a gelin…”

“Şavşatça” Sözlük

Abril: Nisan ayı

Ağaemi: Ailede sözü geçen yaşlı  erkek

Avi: Ayı

Bersça: Dana ile inek  arasındaki büyükbaş hayvan

Bögürti: Büyükbaş hayvanların bağırması

Buldur: Geçen yıl

Cadi: Mısır ekmeği

Cığız: Oyunda mızıkçılık yapan, haksızlık eden, oyunbozan

Co: Arkadaş

Çemlanmak: Bir yerde durmak,hareket  edememek

Elçi: Kız istemeye giden kimse

Gaçgaça: Siyah ve beyaz renkleri olan bir tür karga

Gucuk: Şubat

Ğunzura: Kötü düşünen kişi

Hapahap: Aniden, birdenbire

Işıhmehmet: Bir yanı kırmızı, diğer yanı yeşil, sulu bir armut

Karakış: Aralık

Kartopi: Patates

Lâzut: Mısır

Naya: Niçin, neden, niye

Razilanmah: Kendisine yapılan bir iyilikten dolayı memnun olmak, sevinmek

Şasort: Yaylacılık yapan kadınlara verilen ad

Yiğirmi: Yirmi

Zürbiyet: Pekmezin içine kızdırılmış tereyağı dökülerek yapılan yiyecek.

Fotoğraflar: Önder Tekeli-Cenk Başlamış

Foto galeri:

Yemyeşil Şavşat fotoğrafları

Not: Apaçık Radyo’da yayınlanan “Babil’den Sonra” programını hazırlayan Ercüment Gürçay’la 20 Temmuz Pazartesi günü saat 13.00’de canlı yayında Şavşat’ı konuşacağız.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanCenk Başlamış
Takip et:
42 yıllık meslek yaşamının 21 yılını Milliyet gazetesi, CNN Türk ve 32. Gün'ün muhabiri olarak Moskova'da geçirmiş bir gazeteciden medya eleştirileri ve Rusya ağırlıklı dış politika, kimi zaman da gezi ve amatör müzik yazıları. "Sovyetleri Yıkan Darbe: Kuğu Gölü Operasyonu", "Rusya'da Bir Çılgın: Son Çar Jirinovski" ve "Gorbaçov'dan Putin'e...Rusya'nın Sırları" ve "Vladimir Vladimiroviç Putin: Rusya'yı Ayağa Kaldıran Lider" (Okay Deprem'le) kitaplarının yazarı. Sürekli basın kartı sahibi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi. https://www.instagram.com/djenkbaslamis/
Önceki Makale “Bölünme” bize ne anlatıyor?
Sonraki Makale Dinozorların suyunu mu içiyoruz?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Köşe Yazıları

Ukrayna’da vitrin değişirken arka planda neler yaşandı?..

Aydın Sezer
19 Temmuz 2026
Köşe YazılarıManşet

Pelota: Bir oyundan fazlası

Emre Dilek
19 Temmuz 2026
Köşe YazılarıManşet

Yürü ya Britto!..

Dr. Nevin Sütlaş
19 Temmuz 2026
Köşe Yazıları

Hamasetin gölgesinde Türkiye’nin sınavı

Aydın Sezer
18 Temmuz 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?