Pazar, 19 Tem 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Dinozorların suyunu mu içiyoruz?

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 5 Temmuz 2026 13:38
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Musluğu açtığımızda akan suyun belki de milyonlarca yıl önce bir dinozorun içtiği suyla aynı olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Ya da yağmur damlalarının bir zamanlar okyanusta dalgalarla savrulduğunu? Kulağa şaşırtıcı gelse de bu mümkün. Çünkü Dünya’daki su, sürekli dolaşım hâlindedir. İşte bu dolaşıma hidrolojik döngü yani su döngüsü denir.

Su döngüsü, Dünya’daki suyun denizler, göller, yeraltı, atmosfer ve canlılar arasında sürekli yer değiştirmesini ifade eder. Bu döngü sayesinde su kaybolmaz ya da yoktan var olmaz. Sadece hâl değiştirir ve farklı ortamlara taşınır. Bilim insanları, Dünya’daki toplam su miktarının milyarlarca yıldır büyük ölçüde aynı kaldığını söylüyor.

Ancak bu durum, suyun her zaman ve her yerde kolayca bulunabileceği anlamına gelmiyor.

Su döngüsünde en büyük pay Güneş’e aittir. Güneş’ten gelen enerji, denizleri, gölleri ve nehirleri ısıtır. Isınan su sıvı hâlden gaz hâline geçer. Bu olaya buharlaşma denir. Oluşan su buharı havaya karışır ve yükselir.

Sadece açık su yüzeyleri değil, bitkiler de bu sürece katkı sağlar. Bitkiler yapraklarındaki küçük gözeneklerden su buharı verir. Bu olaya terleme (transpirasyon) denir. Özellikle ormanlık alanlar, atmosfere büyük miktarda su buharı kazandırır.

Yükselen su buharı, atmosferin daha soğuk katmanlarına ulaştığında tekrar sıvı hâle geçer. Bu sürece yoğuşma denir. Yoğuşma sonucunda minicik su damlacıkları ya da buz kristalleri oluşur. Bu parçacıklar ise bir araya gelerek bulutları meydana getirir.

Bulutların şekli ve rengi, içerdikleri su miktarı hakkında ipuçları verebilir. Örneğin koyu ve yoğun bulutlar, genellikle yağışın yaklaştığını gösterir.

Bulutlardaki su damlacıkları büyüyüp ağırlaştığında, yerçekiminin etkisiyle yeryüzüne düşer. Bu olaya yağış denir. Yağış yağmur, kar ya da dolu şeklinde gerçekleşebilir.

Yeryüzüne düşen suyun bir kısmı nehirler aracılığıyla tekrar denizlere ulaşır. Bir kısmı toprağa sızarak yeraltı sularını oluşturur. Bir kısmı ise bitkiler ve canlılar tarafından kullanılır. Böylece su döngüsü sürekli devam eder.

Burada önemli bir ayrıntı var: Dünya’daki suyun yaklaşık %97’si tuzlu sudur ve okyanuslarda bulunur. Tatlı su oranı ise yalnızca %3 civarındadır. Üstelik bu tatlı suyun büyük bölümü buzullarda ya da yerin derinliklerindedir. İnsanların kolayca ulaşabildiği tatlı su miktarı bu nedenle bir hayli sınırlıdır.

Yani su bütünüyle kaybolmasa da kullanılabileceğimiz su azalabilir. Nüfus artışı, iklim değişikliği, kirlilik ve bilinçsiz tüketim bu durumu daha da ciddi hâle getirebilir.

Dünya’daki su, su döngüsü sayesinde sürekli hareket hâlindedir. Bu döngü, gezegenimizin en büyük doğal geri dönüşüm sistemlerinden biridir. Ancak bu sistem ne kadar güçlü olursa olsun insan etkisine karşı savunmasızdır.

Duşta uzun süre kalmak, diş fırçalarken musluğu açık bırakmak ya da gereksiz sulama yapmak su döngüsünü durdurmaz ve toplam sudan eksiltmez. Ancak bu davranışlar, temiz su kaynaklarının daha hızlı azalmasına yol açabilir. Özellikle kurak dönemlerde bunun etkileri daha net hissedilir.

İklim değişikliği de bu tabloyu ağırlaştırır. Çünkü su döngüsü devam etse bile bazı bölgelerde yağışların zamanı ve miktarı değişebilir. Atmosfer ısındıkça daha fazla su buharı tutar. Bu da bazı bölgelerde yağışların kısa sürede ve çok şiddetli düşmesine yol açar. Böyle durumlarda su toprağa yeterince sızamadan hızla akıp gider ve barajlar ile yeraltı suları beklendiği kadar beslenmeyebilir. Öte yandan bazı bölgelerde ise yağışlar azalır, kuraklık uzar ve su kaynakları daha zor yenilenir. Sonuçta su kaybolmasa bile temiz ve ulaşılabilir tatlı su bazı yerlerde daha kıt hâle gelebilir.

Su hiç bitmez mi? Dünya’daki toplam su miktarı açısından bakarsak buna hayır cevabını verebiliriz. Ama temiz, sağlıklı ve ulaşılabilir su, bilinçsiz kullanılırsa azalabilir. Bu nedenle her damla su, düşündüğümüzden çok daha değerlidir.

(Nurcan Menevşe, bilimgenc.tubitak.gov.tr)

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Bulutlarla beraber yaşayanlar…
Sonraki Makale Sessizlik huzur mudur silah mı?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Dünya Kupası’nda son “düello”

Medya Günlüğü
19 Temmuz 2026
EditörGünlük

AFP çalışanları kazandı

Medya Günlüğü
19 Temmuz 2026
EditörGünlük

Bir hanedanın dramı

Medya Günlüğü
19 Temmuz 2026
EditörGünlük

Son sözü onlar söyleyecek

Medya Günlüğü
19 Temmuz 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?