Norveç Kralı Harald, 89 yaşında hayatını kaybetti. Hayatı boyunca düşünceleri, sözleri ve eylemleriyle bir ulusu birleştiren bir figürdü.
Hem kendinden sonra kral olan oğlu Haakon’un, hem de bugünün ve geleceğin dünya liderlerinin ondan öğreneceği çok şey olduğu açık.
Kral Harald, Norveç’i yalnızca yüksek dağları, derin fiyortları, geniş platoları, adaları, verimli toprakları, gece güneşi ve karanlık kışlarıyla tanımlamazdı. Ona göre Norveç, her şeyden önce “insanlardan” oluşan bir ülkeydi.
Kendinden büyük ebeveynlerinin 110 yıl önce Danimarka ve İngiltere’den geldiğini hatırlatır; bugün Norveçlilerin ülkenin dört bir yanından ve Afganistan, Pakistan, Polonya, Somali, Suriye gibi çok farklı ülkelerden göç ederek bir araya geldiğini söylerdi. “Ev,” derdi, “kalbin olduğu yerdir; her zaman sınırlarla tanımlanamaz.”
Norveçliler genç ya da yaşlı, farklı fiziksel özelliklere sahip, zengin, fakir, sporcu ya da evde koltukta oturmayı tercih eden insanlar olabilirlerdi. Kendine güvenenler de vardı, öz güveni kırılmış olanlar da. Farklı işlerde çalışır, farklı aile modellerine sahip olur, farklı cinsel yönelimlerle yaşarlardı. Ama herkes toplumun doğal bir parçasıydı. Tanrı’ya, Allah’a, her şeye ya da hiçbir şeye inanmak eşit derecede olağandı.
Kral Harald, Norveç’in milli marşını söylerken “Bu ülkeyi seviyoruz” dediğimizde aslında birbirimizi sevdiğimizi de hatırlamamız gerektiğini vurgulardı.
Norveç’in geleceğinin karşılıklı güven, topluluk duygusu ve cömertlik üzerine kurulması gerektiğine inanırdı. Tüm farklılıklarımıza rağmen “tek bir halk” olabilmenin önemini her fırsatta dile getirirdi.
Bugün kralın vefatının ardından konuşan Norveç Başbakanı Störe de, kralın bu düşüncelerini yeniledi. Norveç’in onun bu değerli emanetine sahip çıkacağımıza söz verdi.
Kral Harald’ın ardından Norveç bugün, yalnızca bir devlet başkanını değil, bir ulusu bir arada tutan bir sembolü uğurluyor.
Fotoğraf: Lise Åserud/NTB
İlgili haber:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
