Pazar, 19 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Hindinin başına gelenler!

Halil Ocaklı
Son güncelleme: 14 Mart 2026 16:02
Halil Ocaklı
Paylaş
Paylaş

Kristof Kolomb’un coğrafi keşifler çağındaki yanılgısını hatırlayalım: 1492 yılında Karayipler’e ayak bastığında Hindistan topraklarına ulaştığına inanıyordu.

Dolayısıyla orada karşılaştığı insanlara “Hintli” demesi de yadırganacak bir durum değildi. Ancak Kolomb’un bu yanlışı, yalnızca adalara ve topluluklara Hindistan’la bağlantılı adlar vermekle sınırlı kalmadı. Oralardan Avrupa’ya taşınan birçok ürüne, bitkiye ve hayvana da yanlış adlar verilmesine yol açtı.

Hindi, Kolomb’dan miras kalan adlandırma karmaşasının en ilginç örneklerinden biri olarak tarihe geçti. Gerçekte hindinin ana vatanı Hindistan değil, Orta Amerika’dır; özellikle Meksika ve çevresi bu hayvanın doğal yaşam alanını oluşturur.

Buna karşın, Türkçe de dâhil olmak üzere pek çok dilde hindinin adı Hindistan’la ilişkilendirilmiştir. Hint kuşu, Hint tavuğu ve Hint horozu gibi kullanımlar, bir yanlış anlamanın zamanla dile nasıl yerleştiğini gösterir.

Bu durumun şöyle ilginç ve ironik bir boyutu var: Biz Türkiye’de Hindistan’a atıfla “hindi” derken, İngilizce etkisiyle Hindistan’da “turkey” deniyor. Zamanla söylenişi değişen “turkey” kelimesi, yerel dillerde de “tarkee” formuna dönüşmüş.

Gine tavuğu

Hindi adının ardındaki büyülü yolculuk, Kolomb’un yanılgısından çok daha fazlasını barındırıyor. Bu öykü, bizi Afrika’nın tozlu yollarından Akdeniz’in esrarengiz limanlarına uzanan bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.

Avrupalılar, hindiyle karşılaşmadan önce Afrika’dan Osmanlı toprakları üzerinden Avrupa’ya getirilen Gine tavuğunu biliyorlardı. İngilizcedeki “turkey” adının kökeni, aslında bugün bildiğimiz hindiye değil, dolambaçlı yollardan işte bu Gine tavuğuna dayanır.

Burada geçen Gine adı, yalnızca bugünkü Gine Cumhuriyeti’ni değil, tarihsel olarak Batı Afrika ve Sahra Altı Afrika’nın büyük bir bölümünü tanımlayan genel bir coğrafi terimdi.

Gine tavuğunun antik çağlarda Kuzey Afrika yoluyla Akdeniz’e ulaştığı, Mısır’daki arkeolojik bulgularda sıkça rastlanmasından anlaşılıyor. Roma döneminde ise günümüz Cezayir ve Tunus topraklarını kapsayan Numidia bölgesi merkezli yayıldığı için “Numidia tavuğu” olarak anılmıştır.

1517’de Mısır’ın Osmanlı egemenliğine girmesiyle bu kuşun ticareti bu kez, Etiyopya-Sudan hattından Osmanlı denetimindeki pazarlara akmaya başlamıştır. Bu egzotik kuş Osmanlı coğrafyası üzerinden Avrupa’ya ulaştırıldığı için, Avrupalılar tarafından “Türk tavuğu” (gallina turcica) olarak anılmaya başlanmıştır.

Gine tavuğunun kökenini Osmanlı sanan İngilizler, ona önce “Turkey cock” yani “Türk horozu” adını vermişlerdir. Zamanla bu birleşik ifadedeki “cock” unsuru düşmüş ve geriye bugünkü o meşhur “turkey” kalmıştır. Üstelik İngilizler bu ismi Gine tavuğu için kullandıklarında, gerçek hindiyi henüz tanımıyorlardı.

“Bir baba hindi“

16. yüzyılın başlarında İngilizler hindiyi ilk kez gördüklerinde, bu yeni kuşu daha önceden tanıdıkları Gine tavuğuna benzettiler. Haksız da sayılmazlardı aslında. İkisi arasında ilk bakışta göze çarpan bazı benzerlikler vardı: Tüysüz başları ve boyunları, sarkık gıdık derileri ve gövde yapıları, onların aynı kuşun iki varyantı gibi algılanmasına yol açmıştı.

Böylece Gine tavuğu için kullanılan “turkey” etiketi, yeni tanıştıkları hindiye aktarıldı ve İngilizceye yerleşti. Shakespeare’in bazı oyunlarında Gine tavuğu için “turkey” sözcüğünü kullanması da adın o dönemde ne kadar kanıksanmış olduğunu gösterir.

Böylece İngilizcede “turkey” kalıcılaşırken, Avrupa’nın başka dillerinde bambaşka adlandırma yolları gelişti. Fransızca, Lehçe, Ukraynaca, Katalanca, Hollandaca, Danca, Norveççe, İsveççe ve Rusçada kuşun adı Hindistan’la ilişkilendirildi. Buna karşın Portekizcede ve onun kültürel etki alanlarında kuşun adı Peru’yla bağdaştırıldı ve kuşa “peru” dendi.

Hindi isminin farklı dillerdeki karşılıkları, ülkelerin sömürge geçmişinin ve ticari etkileşimlerinin dil üzerindeki izlerini gözler önüne sermekte. Örneğin Malezya ve Endonezya dillerinde hindiye “Hollanda tavuğu” denmesi, bölgedeki Hollanda etkisiyle ilişkilidir. Kamboçya’nın dili Kmercede “Fransız tavuğu” denmesi ise Fransız sömürge döneminden kalan bir yansımadır.

Türkçedeki “hindi” adının izi

Amerikalı Yahudi bir akademisyen arkadaşım, Türkçedeki hindi kelimesinin kökenini 1492’deki Sefarad göçüne bağlamakta ısrar ediyordu; ancak kronoloji bu görüşü doğrulamıyordu.

İspanya’dan Osmanlı’ya kitlesel Sefarad göçü 1492’de gerçekleşirken, hindi Avrupa’ya ancak 1519’dan sonra ulaşmıştı. Bu nedenle Sefarad Yahudileri Osmanlı topraklarına geldiklerinde yanlarında hindi getirmiş olamazdı.

Dolayısıyla kelimenin doğrudan bu göçle geldiğini söylemek zordur; ama sonraki yıllarda Sefarad tüccarların dolaylı olarak aracılık etmiş olmaları olası bir senaryodur.

Esasında Türkçedeki hindi adının, İspanyol ya da Portekizli gemicilerin bu kuşu Osmanlı topraklarına getirirken onu “Hind diyarından” diye tanıtmalarından kaynaklandığı düşünülmektedir.

Yansımayla doğan adlar

Bununla birlikte, adlandırma süreçleri her zaman coğrafi konuma değil, bazen de ses taklidine bağlı rotalar izler. Dil biliminde bu olguya “onomatopoeia” denir. Bu durumun bir örneği olarak, hindinin gaklama sesinin farklı dillerde farklı biçimlerde duyulması gösterilebilir.

Almanlar, İtalyanlar ve Macarlar hindinin sesini sırasıyla “trut trut”, “taki taki” ve “puli puli” biçiminde algılamış; buna bağlı olarak da ses yansımasına dayalı adlar kullanmışlardır. Türkiye’de İç Anadolu ve Güneydoğu’da halk arasında hindiye “culuk” denmesi de, “culu culu” sesine dayanır.

Hindi adının macera dolu öyküsü, dillerin geçmişteki hataları farkında olmadan ama inatla bünyesinde barındırdığını gözler önüne seriyor. 

Hindi adları arasında beni en çok şaşırtanı ise Farsça karşılığı olmuştur. İranlılar, hindinin gerilimli anlarda baş ve boyun derisinin renk değiştirdiğini gözlemlemiş, bu yüzden ona “bukalemun” adını vermişler.

Tüm bunlar bir araya getirildiğinde rahatlıkla söylenebilir ki, hindinin başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.

Aşağıda, 27 yaygın dilde hindinin karşılığını ve bu karşılıkların bire bir anlamlarını birlikte veriyorum:

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanHalil Ocaklı
Takip et:
Bayburt'un Sisne köyünde doğdu (1964). Almanya'da gurbetçi bir çocuk olarak büyüdü ve burada Yunan-Roma tarihi okudu. California Berkeley Üniversitesi'nde Proto-Altayca ve Japonca ilişkileri üzerine çalıştı. Bu süreçte Japonya'da Kyushu Üniversitesi'nde bir sömestr geçirdi. Çalışma alanı: Diyakronik (Artsüremli) Proto-Dil Tipolojisi. Türkiye ve ABD'de profesyonel turist rehberliği ve çevirmenlik yaptı, 50'den fazla ülke gezdi. Rodos'ta otel işletmeciliği yaptı. Hindistan'da çeşitli eğitimler aldı. Rusya'da Tver Devlet Üniversitesi'nde çalışırken Olga ile evlendi. Kadim Vedanta felsefesine derin bir ilgi duyuyor. Aksiyon dolu yılların ardından, şimdi Bergamo (İtalya) ve Antalya'nın sade sakinlerinden biri olmaya çalışıyor.
Önceki Makale Yarım yağlı peynir ve yoğurt
Sonraki Makale ‘Truman Show’da yaşayan ülkeler

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Serbest Kürsü

Birlikte yanma vakti gelmiştir…

Tijen Zeybek
19 Nisan 2026
ManşetSerbest Kürsü

Hiçbir çocuk sabah uyanıp katil olmaz

Dr. Nil Gönce
19 Nisan 2026
ManşetSerbest Kürsü

Çocukluk anılarımda Küçükyalı

Alper Eliçin
19 Nisan 2026
ManşetSerbest Kürsü

Ayna dışarıda değil içimizde

Medya Günlüğü
19 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?