Dr. Nil Gönce

İstanbul’un renkli sokaklarında büyüdüm, ama merakım beni dünyanın dört bir yanına götürdü. Akademik ciddiyetimle ‘Dr.’, insanlara dokunan yönümle ‘psikolog’ oldum. Klinik psikolog kimliğimle ruhların derinliklerine yolculuk ederken, bir yandan da uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan makalelerimle bilime katkı sunuyorum. Beyin-zihin ilişkisi, psikiyatrik bozukluklar, kişisel gelişim ve öğrenci koçluğu alanlarında çalışıyor; bilimsel bilgiyi yaşamın içinden süzüyorum. Yazmak benim için yalnızca üretmek değil; anlamak, anlatmak ve iyileştirmekle ilgili bir eylem. Akademik makalelerim uluslararası dergilerde yer bulsa da, asıl tutkum insana dokunan hikâyeleri paylaşmak. Çünkü biliyorum: İyileşmek, anlaşılmak ve büyümek, en çok da paylaştıkça anlam kazanır. Hayata biraz bilim, biraz mizah, ama hep insan sıcaklığıyla bakıyorum. Çünkü en karmaşık denklemler bile, bazen doğru bir soruyla, bazen de küçük bir gülümsemeyle çözülebilir."
Takip et:
36 Makale

Hiçbir çocuk sabah uyanıp katil olmaz

İki ayrı şehirde, iki okulda çocuklar kurşunlarla hayatını kaybetti. Şanlıurfa. Kahramanmaraş. Kısa bir zaman aralığı. Ve geri dönmeyecek…

Savaş artık evlerimizde

Soralım o halde: İnsan kalabilmek için ne kadar acıya maruz kalmak gerekir? Bir zamanlar savaş, uzaklarda yaşanırdı. Haritalar…

Psikiyatr gözüyle “Trump vakası”

Tek bir kişinin parmaklarının altında nükleer savaş başlatma yetkisi olması, o kişinin dürtüsel kararlarını, öfke nöbetlerini veya gerçeklikle…

“Asgari”ye alıştırılan toplum

Son yılların en popüler kelimesi “asgari.” Asgari ücret, asgari geçim, asgari yaşam… Dilimize o kadar yerleşti ki, artık…

Modern zamanların sessiz salgını…

Adam ölmüyor... Ne kalp krizi ne beyin kanaması, ne tümör… Ama her gece, gözlerini karanlığa kapattığında aynı düşünceyle…

Yorulduk çünkü hayat artık bizim hikâyemiz değil

Hatırlayın. Eskiden yorulurduk çünkü bir yere varmış olurduk. Gün bittiğinde beden çökerdi ama zihnin içinde tamamlanmış bir şeylerin…

Bu sabah hangi sokakta uyandın?

Bir zamanlar, kimsenin haritada yerini tam olarak bilmediği küçük bir kasaba varmış. Bu kasaba öyle sıradan bir yer…

“Yerli ve millî aydın” olur mu?

Geçen günlerde yapılan bir “yerli ve millî aydın” çağrısı, Türkiye’nin asırlık entelektüel krizine dokundu. Bu çağrıda, Cumhuriyet dönemi “Batıcı-laik”…

Yeni neslin “sessiz bağımlılığı”

Uyuşturucudan korkarken, çocuklarımızın beynini yeniden şekillendiren görünmez dijital laboratuvarları nasıl gözden kaçırdık?.. Telefonunu elinden düşürmeyen, yemeğe bile ekranla…

Gençler dinden uzaklaşıyor mu?

Bir dinin kaderini çoğu zaman kitaplar değil, onu temsil edenlerin ahlakı belirler. İnsan, önce gördüğüne inanır, duyduğuna değil.…

Kadınlar “öpücük” beklemiyor

Bir zamanlar kadınlara masallar anlatıldı. Kurtarılmayı bekleyen, güzel ama sessiz kadınlara dair masallar... Aşkın bir öpücükle başlayacağına, mutluluğun…

Ruhun aylık ritmi

Regl döngüsü, kadın olmanın yıllık değil, aylık aboneliği. Yıllarca “Aman canım, ne var bunda?” deyip geçiştirildi, duygusal dalgalanmalarımız…

Aşkın en kadim sorusu 

İnsanlık tarihi boyunca, ilk ateşin etrafında halkalanan atalarımızdan günümüzün dijital tanışma platformlarına kadar, ilişkilere dair tek bir soru…

Türkiye’de “kıta kayması”

“Bu seçmen kitlesi asla değişmez. Ekonomi kötü gidiyor, oylar eriyor...” Seçim dönemlerinde sık sık duyduğumuz cümleler bunlar. Peki…

Ahlakla kutuplaşan Türkiye

Bir akşam yemeğinde açılan siyasi konu, bir anda sessizliği ve gerginliği getiriyor. Peki, neden aynı mahallede büyüyen insanlar…