Cumartesi, 18 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

Hiçbir çocuk sabah uyanıp katil olmaz

Dr. Nil Gönce
Son güncelleme: 18 Nisan 2026 16:07
Dr. Nil Gönce
Paylaş
Paylaş

İki ayrı şehirde, iki okulda çocuklar kurşunlarla hayatını kaybetti. Şanlıurfa. Kahramanmaraş. Kısa bir zaman aralığı. Ve geri dönmeyecek çocuklar.

Bu yazı, tekil olaylara verilen tepkileri çoğaltmak için değil; tekrar eden bir olgunun arkasındaki yapıyı anlamak için kaleme alındı.

Her benzer olaydan sonra aynı refleks devreye girer: hızlı ve tekil bir neden arayışı. Çoğu zaman bu arayış, medya içerikleri veya dijital oyunlar gibi kolay açıklamalara yönelir. Oysa bilimsel literatür, okul temelli şiddetin tek bir nedene indirgenemeyecek kadar çok faktörlü bir süreç olduğunu göstermektedir (Huesmann, 2007).

Birçok çocuk benzer duygulardan geçer: dışlanma, yalnızlık, öfke, anlaşılmama. Bunlar ergenlik döneminde yaygın deneyimlerdir. Ancak sonuçlar aynı olmaz.

Aynı risklere maruz kalan çok sayıda genç olmasına rağmen yalnızca küçük bir kısmı şiddet davranışına yönelir. Bu fark, riskin kendisinden çok bireyin içinde bulunduğu sosyal bağlamdan ve sahip olduğu koruyucu ilişkilerden kaynaklanır. Güvendiği bir öğretmen, düzenli aile iletişimi, okulda aidiyet hissi gibi faktörler, bir gencin şiddete yönelmesini engelleyen en güçlü koruyuculardır.

Gelişimsel psikoloji, bu farklılığı bireysel özellikler ile çevresel faktörlerin etkileşimiyle açıklar (Steinberg, 2014).

Ekolojik model

Okul şiddeti, tekil nedenlerden ziyade çok katmanlı bir ekolojik sistem içinde değerlendirilmelidir. Davranışsal sonuçlar; bireysel, sosyal ve çevresel düzeylerin etkileşimiyle şekillenir.

Bireysel düzeyde duygusal düzenleme ve ergenlik gelişimi; sosyal düzeyde aile ilişkileri, akran bağları ve okul iklimi; çevresel düzeyde ise medya, dijital içerikler ve toplumsal anlatılar birbirini etkileyen katmanlar olarak işler.

Bu nedenle aynı risk profiline sahip bireylerde farklı sonuçların ortaya çıkması, bu etkileşimsel yapının doğrudan bir yansımasıdır.

Okul şiddeti üzerine yapılan çalışmalar, bu tür olayların çoğu zaman ani değil, zaman içinde gelişen bir süreç olduğunu göstermektedir.

U.S. Secret Service ve U.S. Department of Education tarafından hazırlanan Safe School Initiative raporu, birçok vakada saldırganların önceden davranışsal sinyaller verdiğini ortaya koymuştur (Vossekuil et al., 2002).

Şiddet çoğu zaman bir “an” değil, bir birikim sürecidir.

Koruyucu faktörler

Araştırmalar, risk faktörlerinin tek başına belirleyici olmadığını; gelişimsel sonuçları açıklamada koruyucu faktörlerin çoğu zaman daha kritik bir rol oynadığını göstermektedir.

Bu nedenle belirleyici olan yalnızca çocuğun maruz kaldığı zorlukların düzeyi değil, bu zorlukları hangi destekleyici ilişkiler ve çevresel kaynaklar içinde deneyimlediğidir. Güvendiği bir yetişkinin varlığı, okulda aidiyet hissi, düzenli bir aile ortamı gibi somut koruyucular, riski davranışa dönüşmeden önce kırabilir.

Başka bir deyişle, gelişimsel sonuçlar risklerin varlığıyla değil, bu risklerin içinde yer aldığı sosyal bağlam ve koruyucu sistemlerle kurduğu etkileşimle şekillenir.

Toplum olarak karmaşık olayları çoğu zaman daha basit nedenlerle açıklama eğilimindeyiz. Bu nedenle şiddet olaylarında medya içerikleri ve dijital oyunlar sıkça gündeme gelir.

Peki o zaman şu soru ortaya çıkar: Eğer bu içerikler doğrudan şiddete yol açıyor olsaydı, aynı içeriklere maruz kalan milyonlarca ergenin benzer davranışlar sergilemesi gerekmez miydi? Oysa bu gerçekleşmez. Aynı içeriğe maruz kalan geniş çoğunluk şiddet davranışı göstermezken, yalnızca çok küçük bir azınlık bu yöne sapmaktadır.

Araştırmalar, şiddet içerikli medya ile saldırganlık arasında istatistiksel olarak anlamlı ancak genellikle küçük ila orta düzeyde ilişkiler bulunduğunu göstermektedir (Anderson et al., 2010). Ancak bu etkinin bağlam bağımlı olması ve gelişimsel değişkenlerle etkileşimi, onu tek başına belirleyici bir faktör olmaktan çıkarır (Ferguson, 2015).

Bu nedenle mesele “ne izlediği” değil; “hangi duygusal, sosyal ve ailesel bağlam içinde izlediği”dir.

Bulaşma etkisi

Literatürde “bulaşma etkisi” olarak bilinen olgu, şiddet olaylarının medyada sunuluş biçiminin benzer davranışları tetikleyebileceğini göstermektedir. Özellikle failin aşırı görünür hale getirilmesi bu riskin yükselmesiyle ilişkilidir.

Günümüzde sosyal medya platformlarının yaygınlaşması bu etkinin kapsamını ve hızını artırmıştır. Şiddet olaylarının ardından bazı içeriklerin TikTok, Instagram ve YouTube gibi platformlarda yeniden dolaşıma girmesi, failin yüceltilmesine ve olayın bir “hikâye” olarak yeniden üretilmesine neden olabilmektedir. Bu süreç, bulaşma etkisinin dijital ortamda çok daha hızlı yayılmasını sağlamaktadır.

Bununla birlikte, daha kapalı ve denetimi sınırlı dijital ağlarda da benzer içerikler dolaşıma girebilmektedir. Şifreli mesajlaşma uygulamaları ve kapalı gruplar, bu tür içeriklerin kontrolsüz biçimde yayılmasına imkân tanıyabilmektedir. Ancak bu alanların etkisine ilişkin ampirik literatür hâlen sınırlıdır ve dijital ekosistemin parçalı yapısı nedeniyle araştırma açısından açık bir alan olmaya devam etmektedir.

Bu riskleri azaltmak amacıyla birçok ülkede medya raporlama rehberleri geliştirilmiş ve şiddet olaylarında failin görünürlüğünü sınırlamaya yönelik etik yayın ilkeleri benimsenmiştir. Ancak bu ilkelerin sosyal medya platformlarında nasıl uygulanacağı ve denetim sorumluluğunun kimde olduğu hâlen tartışmalıdır.

Ne yapılabilir?

U.S. Secret Service ve güncel tehdit değerlendirme literatürü, okul saldırılarının önemli bir bölümünde saldırganların planlama sürecinde davranışsal ve iletişimsel sinyaller verdiğini göstermektedir.

Bu sinyaller çoğu zaman doğrudan değil, dolaylı biçimde ortaya çıkar ve arkadaş çevresi, okul ortamı veya dijital iletişim kanalları üzerinden fark edilebilir (U.S. Secret Service, NTAC Reports, 2019–2023).

Bu nedenle modern yaklaşım, şiddetin tamamen öngörülemez olduğu varsayımından ziyade, erken davranışsal işaretlerin tespiti ve sistematik risk değerlendirmesi üzerine kuruludur. Öğretmenlerin ve okul personelinin bu sinyalleri tanıma konusunda eğitilmesi, okul psikologlarının sayısının artırılması ve öğrenciler için güvenli bildirim mekanizmalarının oluşturulması, riski azaltmada somut adımlardır.

Silaha erişim

Şiddet davranışının ortaya çıkmasında en kritik eşiklerden biri, riskin uygulanabilir hale gelmesidir. Ateşli silaha erişim, bu dönüşümü kolaylaştıran önemli bir faktör olarak literatürde yer almaktadır (Cornell, 2018; Huesmann, 2007).

Okul şiddeti çalışmalarına göre, genç faillerde silah edinimi çoğu zaman dış piyasadan ziyade ev içi erişim üzerinden gerçekleşmektedir. U.S. Secret Service raporları, birçok vakada kullanılan silahların ev ortamında bulunan ve güvenli şekilde saklanmamış silahlar olduğunu göstermektedir (Vossekuil et al., 2002; NTAC, 2019).

Bu nedenle belirleyici olan çoğu zaman “silahın nereden alındığı” değil, erişimin nasıl mümkün hale geldiğidir.

Sonuç

Tüm bu bulgular tek bir noktaya işaret eder: mesele tekil nedenler değil, risklerin hangi koşullarda davranışa dönüşebildiğidir.

Bu yazı, her çocuğu potansiyel bir tehdit olarak görmek için değil; şiddete yönelmeyen büyük çoğunluğun hangi koşullar sayesinde bundan uzak kaldığını anlayarak, riski azaltmanın nerede mümkün olduğunu göstermek için kaleme alınmıştır.

Çünkü o çoğunluk bize önemli bir gerçeği hatırlatır: insanları şiddetten uzak tutan şey yalnızca kurallar değil; bağlardır. Yalnızca yasaklar değil; ilişkiler, aidiyet ve fark edilme hâlidir. Ancak bu koruyucu yapı çoğu zaman parçalı işler ve kurumsal bir parçalanmışlık söz konusudur; her aktör sürecin yalnızca kendi alanını görür, sistemin bütünü ise yeterince görünür hale gelmez. Bu nedenle müdahale çoğu zaman gecikir ve risk, ancak kritik eşik aşıldığında fark edilir.

Bu çocuk bir anda olmadı.

Ama çoğu zaman, o noktaya gelene kadar kimse gerçekten bakmadı.

Not: Görsel yapay zekâyla üretilmiştir.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanDr. Nil Gönce
Takip et:
İstanbul’un renkli sokaklarında büyüdüm, ama merakım beni dünyanın dört bir yanına götürdü. Akademik ciddiyetimle ‘Dr.’, insanlara dokunan yönümle ‘psikolog’ oldum. Klinik psikolog kimliğimle ruhların derinliklerine yolculuk ederken, bir yandan da uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan makalelerimle bilime katkı sunuyorum. Beyin-zihin ilişkisi, psikiyatrik bozukluklar, kişisel gelişim ve öğrenci koçluğu alanlarında çalışıyor; bilimsel bilgiyi yaşamın içinden süzüyorum. Yazmak benim için yalnızca üretmek değil; anlamak, anlatmak ve iyileştirmekle ilgili bir eylem. Akademik makalelerim uluslararası dergilerde yer bulsa da, asıl tutkum insana dokunan hikâyeleri paylaşmak. Çünkü biliyorum: İyileşmek, anlaşılmak ve büyümek, en çok da paylaştıkça anlam kazanır. Hayata biraz bilim, biraz mizah, ama hep insan sıcaklığıyla bakıyorum. Çünkü en karmaşık denklemler bile, bazen doğru bir soruyla, bazen de küçük bir gülümsemeyle çözülebilir."
Önceki Makale Ayna dışarıda değil içimizde
Sonraki Makale Hep birlikte yanma vakti gelmiştir

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Hep birlikte yanma vakti gelmiştir

Tijen Zeybek
18 Nisan 2026
ManşetSerbest Kürsü

Ayna dışarıda değil içimizde

Medya Günlüğü
18 Nisan 2026
GünlükManşet

“Babil’den Sonra” medya

Medya Günlüğü
18 Nisan 2026
*Serbest Kürsü

Çocukluk anılarımda Küçükyalı

Alper Eliçin
18 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?