Sadece bilgisayar oyunları değil, sadece dizilerde kahraman gibi gösterdiğiniz eli silahlı mafyöz tiplemeler değil, sadece sabah programlarında nedense gözümüze soka soka gösterdiğiniz, kimsenin kimseyi zerre kadar insandan saymadığı, herkesin kafasını seksle bozduğu, damadın kaynanasına aşık olduğu, kaynatanın damadına yürüdüğü programlar değil.
Din kisvesi altında minnacık kız çocuklarının bedeninin dahi kışkırtıcı olduğunu o yüzden de örtülmesi, saklanması gerektiğini tartışan, her gün gündeme getiren sakallı adamların açıklamaları değil, özgürlük özgürlük diyerek her türlü norm dışı, bilim dışı yönelimin normalleştirilmesi değil.
Dizilerde, filmlerde kadınların sürekli itilip kakılması, dövülmesi, vurulması, öldürülmesi değil, eğitim sisteminin üzerinde karalamalar yapılarak, sürekli deneme tahtası olarak kullanılması, on yıllar içinde alınacak kararların bir gecede alınıp, bir dönem sonra kaldırılması da değil sadece. Ama hepsi birlikte… Fazlası da var. Kadın cinayetleri, çocuk cinayetleri. Tacizler ve tecavüzler. Hâlâ “sevgilime yan baktı”, hâlâ “kız arkadaşıma süründü” olarak açıklanan cinayetler, bıçaklı kavgaların basında kendine yer buluyor olması.
Bütün bunların faillerinin hâlâ saygın kişiler olarak programlarda ağırlanması. İşsizlik, yoksulluk, geleceksizlik ve insandan sayılmamanın yarattığı gerilim. Yaşanamaz hale gelen kentler, bu kentlerin bireyi yutuyor olması. Çocuğun yetişkin hayatında saygın bir yerinin olmayışı. Çocuğun aile içinde bir birey olarak yer alamaması. Hâlâ o korkunç ataerkil hiyerarşinin tüm ağırlığıyla, tüm şiddetiyle toplumun üzerine en tepeden en aşağıya kadar kâbus gibi çökmüş olması ve giderek daha da fazla çökmek için her yolu kullanıyor olması.
Kıymeti kendinden menkul, hiçbir dayanağı olmadan ya da tek dayanağı kutsal kitap, din, hadis, sünnet olan tiplerin her gün türlü mecralarda nutuk atıyor olması. Bu ağızlardan son derece zararlı, bilimle, insanlıkla, eşitlikle, kardeşlikle tamamen zıt ve insanı ama özellikle de kadını böcek gibi gösteren söylemlerin kulaklara dolması. Kişisel gelişim saçmalıklarıyla her insana ve her çocuğa “eşsiz” ve “çok değerli” olduğu konusunda o modern aşının yapılıyor olması.
Bütün meselenin görüntüye ve sayıyla ölçülebilen başarılara indirgenmiş olması. Karne başarısı, kolej başarısı, sınav başarısı, çok kazanmak, hep kazanmak… Ne olursa olsun kazanmak.
Anne, baba ve çocuğun ekranlara ayrılması. Herkesin sürekli kendi ekranına bakıyor ve dünyayı da kendi ekranından okuyor olması. Paylaşılan sofra dahil hiçbir değerin kalmamış olması. Ortada bireyi aşan ve kendini ait hissettiği ve onunla bağ kurduğu herhangi bir kurumun (aile dahil) kalmamış olması. Okullarda arkadaşlık kurulabilecek ortamların yaratılamaması. Okulun devasa nüfusuyla çocukları teker teker yalnızlaştırıyor olması.
Yani diyeceğim o ki cehenneme döşediğimiz taşlar bizi ateşe vardırdı. Şimdi hep birlikte yanıyoruz.
Orijinal fotoğraf: İHA
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
