Biraz sonra okuyacağınız şeyler pek hoşunuza gitmeyecek. Benim de yeni öğrendiğim bilgiler bunlar.
Bize genelde tarih, özelde ise Türklerin tarihi hep yanlış anlatılır. Bu yüzden ne olmuşu biz yüzyıllar sonra bile doğru dürüst öğrenemeyiz. Milliyetçi tarihçilerimiz ki ezici çoğunluktadır, atalar için tek eleştiriyi bile kabul etmez. Onlar antik Türklerin tanrılarıdır sanki. Tanrılar da yanlış yapmayacağına göre yapılan eleştiriler onları karalamak için yapılmıştır. “Şanlı Türk tarihi”nde utanılacak, başı öne eğdirecek tek bir yanlış yoktur.
Ama internet çağında artık bazı bilgilere ulaşmak çok kolay. Gerçi benim referanslarım hâlâ kitaplar. Yazılı olmayan bilgilere itibar etmiyorum. Hele ki sıradan insanların ileri sürdükleri düşüncelere dönüp bakmıyorum bile. Belki doğrudurlar ama kaynak gösterilmeden yapılan paylaşımlardaki bilgilerin hiçbir bilimsel geçerliği yok benim için. Dahası her tarihçinin söylediğine de itibar etmiyorum çünkü onun da ikinci üçüncü kaynaklardan doğrulanması gerektiğine inanıyorum.
Size aktaracağım bilgiler bir tarihçiye ait, Bizanslı bir tarihçi, 16. yüzyılda yaşamış ve Otmanlı (*) İmparatorluğu’nda sultan ailesine yakınlığı var. Fatih’in üvey annesi Mara, Spandunis’i annesinin ölümünden sonra yetiştiren halası oluyor.
Kafanızı fazla karıştırmadan iddiaya geçeyim.
Spandunis kimdir?
Theodoros Spandunis Bizanslı bir tarihçidir. İmparatorluk Ailesi Kantakuzenosların soyundan geliyordu. Annesi Evdokia İtalya’ya göç etmiş ve orada başka bir Bizanslı sığınmacı olan Matteos Spandunis ile evlenmişti. Theodoros Spandunis bu evlilikten doğdu. Annesi ölünce varlıklı bir dul olan halası Mara’nın gözetimine verilerek Makedonya’ya gönderildi. Bir Sırp prensesi olan Mara, Otmanlı sultanı 2. Murad’ın eşiydi. 2. Murad 1451’de öldüğünde oğlu Fatih Sultan Mehmed çok sevdiği üvey annesi Mara’ya Serez’de bir çiftlik bağışladı. Theodoros’un çocukluğunun bir dönemi işte bu çiftlikte geçti.
Spandunis’in alıntı yaptığım bu yapıtı 1538’de yayımlandı. Yani yapıt yayınlandığında Kanuni Sultan Süleyman tahttaydı. Bazı karşılaştırmalar yapılabilmesi için bu ayrıntıları veriyorum.
Biraz araştırınca gördüm ki Spandunis’in anlattığı şeyler Türk tarihçiler tarafından kesin bir dille reddediliyor. Bazı Avrupalı tarihçiler ise böyle bir olaya yer vermemiş. Ama bazı tarihçiler var ki -bunlar hem Müslüman hem Hristiyan- olayı doğruluyor. İbni Arabşah’ın yazdıklarından bir bölümü de alıntıladım Tarkan Suçıkar’ın çalışmasından. Arabşah Timur’un böyle davranmasının nedenini de Bayezid’in Erzincan’da Taharten’in hanımlarına yaptıklarının bir karşılığı olarak görüyor.
Herkesin aynı düşüncede olmadığından hareketle Spandunis’in iddiasını genel kabul görmeyen savlar bölümüne kaydetmekte yarar var ancak kendisinin olayı meydana gelmesinden neredeyse yüz yıl sonra kaleme almış olması da bilgilerin henüz tazeliğini koruduğu noktasından hareketle, çöpe atılacak bir sav olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor.
Bu arada alıntıda adı geçmediği için merak edebilirsiniz, “kimdi Bayezid’in esir düşen eşi” diye. Adı Olivera Despina Hatun’du ve Bayezid’in onuncu eşiydi.
İsterseniz önce Spandunis’in iddiasına sonra da İbni Arabşah’ın yazdıklarına bakalım.
Spandunis’in iddiası
Spandunis Ankara Savaşı’nda Bayezid’i yenen Timur’un Anadolu’yu terk ettiğini belirterek şunları yazdı:
“Timur geldiği yere geri döndü. Nereye gittiyse altın iplerle bağlı halde demir bir kafes içinde tuttuğu Yıldırım Bayezid’i de beraberinde götürdü. Bayezid’in omuzlarını binek taşı olarak kullandı.
Timur Scytia’ya (İskitya) geri dönüp Bayezid’i yenmesi vesilesiyle görkemli bir zafer alayı düzenledi. Bu göz alıcı toplantıya İskitya’nın neredeyse tüm beyleri ve prensleri katıldı. Kafes içindeki Bayezid de getirildi. Sonra (Timur) ulu ve soylu karakteriyle bağdaşmayan bir şey yaptı. Yıldırım’ın yanı sıra esir aldığı karısını getirtip giysilerini, kadının edep yerleri görünecek şekilde göbeğine kadar parçalattı, onu hizmetçi gibi kullandı ve konuklarına yemek servisi yaptırdı. Karısını böyle utanç içinde gören Yıldırım yazgısına o denli hayıflandı ki, kendini hemen öldürmek istedi. Ama bıçağı ya da başka bir aracı yoktu. Bu nedenle kafasını kafesin demir çubuklarına öyle şiddetli vurdu ki feci şekilde kendini öldürdü.” (1)
Spandunis’in yapıtını Türkçeye çeviren Necdet Balta, yazarın bu savını araştırmış başka bir yerde de var mı diye ve bir dipnot eklemiş:
“Timur’un esir aldığı Bayezid’e ve karısına davranışı, Doğulu ve Batılı kaynaklarda da genellikle benzer şekilde anlatılmaktadır. Bayezid Mart 1403’te öldü.” (Chron. Brev., II, s.376-7. Gibbons, Foundation of the Ottoman Empire, s. 254-7, 260). (29 nolu dipnot)
Arabşah’ın olayı anlatımı
“İbni Arabşah’ın eserindeki aktarım ise çok farklı bir karakterdedir:
“Bir gün Timur sıradan bir mecliste oturup, has ve avam üzerine saadet kanatlarını yayıp, helal-haram düsturunu ortadan kaldırmış ve işret sofrasını açmıştır. Sofranın kurulduğu mekân ağzına kadar insanla dolunca, Timur, Osmanoğlu’nu alelacele huzuruna çağırtır. Osmanoğlu, eli yüreğinde zincirli olarak huzuruna geldi. Timur, onun endişelerini giderdi, korkularını bastırdı; onu itibarlı bir yere oturttu ve tatlı muamele ile kederini hafifletti. Timur, daha sonra mutluluk feleklerini (şarap kadehlerini) döndürmeye davet etti; felekler döndü; arkasından şarap güneşlerine, sakilere kadehleri maşrıkdan (doğudan) dudakların mağribine doğru dolaştırmalarını emretti. …sonra, Osmanoğlu hizmet kılan sakilerin çoğunun kendi cariyeleri, bir kısmının da hatunları ve odalıkları olduğunu görmesiyle birlikte gözlerinin önü karardı. Ve bu anı yaşamaktan can çekişme acısını daha tatlı buldu.” (İbni Arabşah 2012: 316-317)
… “Osmanoğlu’na yapılan bu işkence, onun mektuplarında hanımlardan ve onların talakı konusunda söz etmesinden dolayı idi. Çünkü daha önce de belirtildiği gibi, Çağataylılarda ve Türk kabilelerinde kadınlara dil uzatmak en büyük günah olup, aile hukukuna yapılan bir saygısızlık olarak değerlendirilirdi. Ayrıca bu muamele, onun Erzincan’da Taharten’in hanımlarına yaptıklarının bir ödülüydü” 2” (İbni Arabşah 2012: 316-317) demekle Emîr Timur’un böyle bir tutum takınmasını, Bayezid’in, Erzincan Emiri Taharten’in hanımlarına yaptıklarının bir karşılığı olarak görür.
Herkese keyifli günler…
Görsel: Andrea Celesti’nin tablosu. Kaynak: worldhistory.org
KAYNAKLAR
1-Osmanlı Sultanları, Theodoros Spandunis. Hazırlayan Donald M.Nicol, s.50, Kitap Yayınevi.
2-Emir Timur’un Meclisinde Mara Despina: Bir Rivayetin Tarihi Gelişimi, Tarkan Suçıkar.
(*)
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
