Pazartesi, 9 Şub 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Suriye’de zafer sarhoşluğu ve gerçekler: 24 saatte ne değişti?

Aydın Sezer
Son güncelleme: 20 Ocak 2026 12:47
Aydın Sezer
Paylaş
Paylaş

Dış politikada bazen yıllar süren durgunluklar yaşanır, bazen de son 24 saatte şahit olduğumuz gibi, tarih baş döndürücü bir hızla akar.

Suriye sahasında, daha birkaç saat öncesine kadar çatışmaların yayıldığı, seferberliklerin ilan edildiği bir tablodan; aniden ilan edilen bir ateşkese, entegrasyon anlaşmalarına ve tebrik mesajlarına savrulduk.

Peki, toz duman arasında ne görüyoruz? Ankara’da bir “zafer” havası, Şam ve Kamışlı hattında ise Washington’ın gölgesinde imzalanan metinler… Gelin, bu hızlı akışın satır aralarını, hamasetten uzak, serinkanlı bir şekilde okuyalım

Kağıttan kaplanlar ve iç politika malzemesi

Öncelikle sormamız gereken can alıcı bir soru var: Yıllardır “sınırımızda bir garnizon devleti kuruluyor”, “beka tehdidi”, “düzenli ordu gibi savaşıyorlar” diyerek iç politikamızı dizayn ettiğimiz, seçim meydanlarını ısıttığımız o devasa PKK/YPG tehdidi bu muydu?

Henüz düzenli bir ordusu bile olmayan, “Şara hükümeti” diye adlandırılan yeni yapının önünde bu yapı bir haftada nasıl bozguna uğradı? Eğer bu kadar kolay dağılacak bir yapı idiyse, biz yıllardır bu tehdidi abartarak Türk halkına bir korku imparatorluğu mu pazarladık? Seçim sonuçlarını mı etkiledik? Yoksa ABD, basit bir makas değişikliğiyle, yıllardır koruyup kolladığı müttefikini bir gecede sahadan mı çekti?

Bugün Ankara’da ve yandaş medyada yaşanan zafer sarhoşluğu, 10 Mart muhtırasının imzalandığı geceyle büyük benzerlikler taşıyor. Ancak ihtiyatlı olmakta fayda var. Zira sahadaki gerçeklik, manşetlerdeki kadar basit değil.

Washington’ın kalemi, Şam’ın imzası

Suriye Enformasyon Bakanlığı’nın duyurduğu, SDG ile varılan 14-15 maddelik mutabakat metni, dikkatli gözler için ilginç detaylar barındırıyor. Anlaşmanın altında Mazlum Abdi’nin imzası var deniliyor ama kendisi hava muhalefeti gerekçesiyle Şam’da yok. Muhtemelen vekaleten atılan imzalar ve arka planda mekik dokuyan ABD’li temsilciler (Tom Barrack gibi) var.

Metinde şahsen en çok dikkatimi çeken husus; SDG’nin, kontrol ettiği bölgelerdeki “rejim artığı” (yani Esad dönemi) subay ve askerlerin listesini yeni yönetime verecek olması. Bu, sahadaki temizliğin ve entegrasyonun boyutunu gösteriyor. Petrol sahalarının devri, Kobani’deki ağır silahların tasfiyesi gibi maddeler, kağıt üzerinde Ankara’nın taleplerini karşılıyor gibi görünüyor.

Ancak madalyonun diğer yüzünde “Şara’nın 13 Sayılı Kararnamesi” duruyor. Bu kararname, Kürtlerin dil kimliğini, Nevruz’u ve ulusal kimliğin parçası olduklarını tanıyor. Çok ironiktir ki; Suriye’deki yeni yönetim, Türkiye’de bizim tartışmaktan bile imtina ettiğimiz, “çözüm süreci” bağlamında kriz yaratan başlıkları bir kararname ile tanımış durumda. Sayın Bahçeli’nin açıkladığı 8 maddelik yol haritası ile bu ateşkes metni arasındaki paralellik ise tesadüfle açıklanamayacak kadar net.

Gazze karşılığı Suriye mi?

Bu ani hızlanmanın, bu “tereyağından kıl çeker gibi” çözümün arkasında ne var? Küresel bir pazarlık olduğu aşikar. Hakan Fidan’ın Gazze görüşmelerine davet edilmesi, Türkiye’nin Hamas üzerindeki rolü ve İsrail ile normalleşme adımları… Acaba Trump ve Netanyahu ekseninde, Gazze’deki “normalleşme” karşılığında Türkiye’ye Suriye’de bir alan mı açıldı?

Bir yanda “soykırım bitiyor” diye sevinirken, diğer yanda o soykırımın failleriyle masaya oturup garantörlük rolü üstlenmek… Bu, Türk dış politikasının pragmatizminin zirvesidir. Belki de Suriye’deki bu “Kürt tehdidinin bertaraf edilmesi” (veya öyle sunulması), Gazze’deki iş birliğinin bir diyetidir.

Sonuç: İhtiyatlı olma zamanı

Suriye’de bir “HTŞ hükümeti”nin, yani radikal unsurların omurgasını oluşturduğu bir yapının devletleşmesini izliyoruz. Biz “PKK/YPG bitiyor” diye sevinirken, sınırımızda nasıl bir ideolojik yapının komşumuz olduğunu göz ardı ediyoruz.

Ayrıca, SDG’nin çekilmesi veya entegre olması, Kürt siyasi varlığının bittiği anlamına gelmiyor. Aksine, Fırat’ın doğusunda, adı “özerklik” konmasa bile, yerel yönetim yetkileriyle donatılmış, petrol gelirlerinden pay alan, kültürel hakları tanınmış bir yapı (Kuzey Irak modeline benzer bir evrilme) orta vadede karşımıza çıkabilir.

Bu bir savaş ve savaşlarda geri çekilmeler, taktiksel tavizler olur. Bugün “teslim oldular” dediğimiz yapı, yarın siyasi bir aktör olarak masada yerini alabilir. O yüzden, zafer çığlıkları atmadan önce, inşa ettiğimiz yeni Suriye’nin temellerine ve bu inşaatın bize uzun vadede ne getireceğine bakmak zorundayız.

Süreç bitmedi, sadece şekil değiştirdi. Ve bu yeni şekil, en az eskisi kadar karmaşık.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiDiplomasiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAydın Sezer
Takip et:
Siyasete ve dış politikaya dair nüanslı, eleştirel, yer yer alaycı yazılar ve enerji alanında değerlendirmeler.
Önceki Makale Dilimizdeki yabancı kelimeler
Sonraki Makale Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe Yazıları

D. Akdeniz’de Chevron hamlesi ve Türkiye’yi bekleyen riskler

Aydın Sezer
9 Şubat 2026
Köşe YazılarıManşet

Sürekli güvenlik hâli

Metin Duyar
9 Şubat 2026
Köşe Yazıları

İran’a sığınan Polonyalılar

Dr. Nevin Sütlaş
8 Şubat 2026
Köşe Yazıları

Zamanın aynasında kuşaklar

İsmail Boy
7 Şubat 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?