Pazartesi, 17 Ağu 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörGünlük

“Süleymancılar” kimdir?

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 16 Ağustos 2026 11:02
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Türkiye’de kamuoyunun “Süleymancılar” adıyla tanıdığı dini yapılanma son günlerde yeniden gündemin merkezinde.

Aralarında cemaatin lideri olarak bilinen Alihan Kuriş’in de bulunduğu 49 kişi hakkında “çıkar amaçlı suç örgütü” iddiasıyla yürütülen soruşturma, yalnızca güncel bir adli operasyonu değil, Türkiye’nin en eski ve en tartışmalı dini yapılanmalarından birinin tarihini de yeniden gündeme getirdi.

Peki Süleymancılar kim? Kökenleri nereye uzanıyor? Nasıl örgütlendiler? Türkiye ve Avrupa’da nasıl bu kadar geniş bir ağ kurdular? Siyasetle ilişkileri neden dönem dönem değişti? Ve bugün yürütülen soruşturma, doğrudan cemaatin kendisini mi, yoksa mevcut liderlik çevresini mi hedef alıyor?

Bu soruların cevabı, Osmanlı’nın son dönemlerinden başlayıp Cumhuriyet’in din politikalarına, öğrenci yurtlarından Almanya’daki yüzlerce derneğe ve Türkiye’deki siyasi dengelere kadar uzanan uzun bir hikâyede yatıyor.

Süleyman Hilmi Tunahan

Süleymancılar olarak bilinen yapılanmanın kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan.

TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Tunahan, 1888 yılında bugün Bulgaristan sınırları içinde bulunan Razgrad bölgesindeki Ferhatlar köyünde doğdu.

Dinî eğitimini Osmanlı medrese sisteminde aldı. İstanbul’da eğitim gördü, tefsir ve hadis alanlarında uzmanlaştı ve dönemin yüksek din eğitimi kurumlarında öğrenim gördü.

1922’de müderris oldu.

Ancak Cumhuriyet’in ilanından sonra eğitim sisteminde köklü değişiklikler yaşandı. 3 Mart 1924’te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreseler kapatıldı.

Tunahan da görev yaptığı kurumun yeni sistem içinde yeterli din eğitimi veremeyeceğini düşünerek müderrislikten ayrıldı.

İşte Süleymancı hareketinin hikâyesinde ilk kırılma noktası burası.

Süleyman Hilmi Tunahan, örgün eğitim sisteminin dışında din eğitimi vermeye devam etti.

Özellikle 1930’lu ve 1940’lı yıllarda İstanbul’da camilerde vaaz verdi, evlerde ve çeşitli küçük gruplar içinde ders halkaları oluşturdu.

TDV İslâm Ansiklopedisi, onun özellikle bu dönemde polis takibine uğradığını, vaizlik belgesinin bir dönem iptal edildiğini ve din eğitimi faaliyetlerini zor şartlar altında sürdürdüğünü aktarıyor.

1940’lı yıllarda İstanbul’daki ders halkaları zamanla genişledi.

1950’den sonra Türkiye’de siyasi atmosferin değişmesi yapılanmanın gelişmesinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Tunahan’ın çevresindeki öğrenciler, farklı şehirlerde Kur’an kursları ve eğitim faaliyetleri yürütmeye başladı.

Böylece başlangıçta İstanbul merkezli küçük ders halkaları olarak ortaya çıkan yapı, zaman içinde Türkiye’nin farklı bölgelerine yayıldı.

Nakşibendi kökenli

Süleymancılar konusunda en çok tartışılan konulardan biri, yapının dinî kimliği.

TDV İslâm Ansiklopedisi, Süleyman Hilmi Tunahan’ı “son dönem din âlimi ve Nakşibendî-Müceddidî şeyhi” olarak tanımlıyor.

Tunahan’ın tasavvuf anlayışının Nakşibendiliğin Müceddidiyye koluyla bağlantılı olduğu belirtiliyor.

Ancak bugün Süleyman Hilmi Tunahan’ın takipçileri ve özellikle Almanya’daki en büyük kurumsal yapılanmalarından biri olan İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ), kendilerini yeni bir tarikat olarak tanımlamıyor.

VIKZ’nin kendi açıklamasına göre, yapı Hanefi mezhebine bağlı ve tasavvufi açıdan Nakşibendiyye geleneğinden etkileniyor.

VIKZ ayrıca “Süleymancı” adının kendileri için doğru bir tanımlama olmadığını savunuyor ve bu ifadenin Süleyman Hilmi Tunahan’ın ölümünden sonra bazı çevreler tarafından kullanılmaya başlandığını belirtiyor.

Buna karşılık Türkiye’de kamuoyu, medya ve akademik çalışmalar uzun yıllardır bu hareketi “Süleymancılar” adıyla tanımlıyor.

Diyanet’e ait olduğu belirtilen ve kamuoyuna yansıyan bir raporda da yapı, Nakşi gelenek içinde ortaya çıkan ancak kendisini tarikat olarak tanımlamayan, “son derece içe kapalı” bir cemaat olarak değerlendiriliyor.

Bu kapalılık, Süleymancılar hakkındaki tartışmaların da temel nedenlerinden biri.

Çünkü yapı hakkında dışarıdan bilgi edinmek, diğer büyük dini gruplara kıyasla daha zor.

Tunahan 1959 yılında hayatını kaybetti.

Onun ölümünden sonra cemaatin başına Kemal Kaçar geçti.

Kemal Kaçar dönemi, Süleymancı hareketinin yalnızca din eğitimi alanında değil, Türkiye’nin sosyal ve siyasi hayatında da daha görünür hale geldiği dönemlerden biri oldu.

Kaçar’ın siyasi geçmişi de dikkat çekiciydi.

Kendisi Adalet Partisi’nden üç dönem milletvekilliği yaptı.

Bu dönem, cemaat ile merkez sağ siyaset arasındaki ilişkinin güçlendiği yıllar olarak değerlendiriliyor.

Kemal Kaçar’ın 2000 yılında ölümünün ardından liderlik Süleyman Hilmi Tunahan’ın ailesinden Arif Ahmet Denizolgun’a geçti.

Denizolgun da aktif bir siyasetçiydi.

1995 yılında Refah Partisi’nden milletvekili seçildi. Daha sonra ANAP’a geçti ve Mesut Yılmaz hükümetinde Ulaştırma Bakanı olarak görev yaptı.

Denizolgun’un 2016 yılında ölümünün ardından ise liderlik, kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Alihan Kuriş’e geçti.

Böylece cemaatin liderlik zinciri genel olarak şu şekilde oluştu:

Süleyman Hilmi Tunahan.

Kemal Kaçar.

Arif Ahmet Denizolgun.

Alihan Kuriş.

Ancak özellikle Alihan Kuriş’in liderliğe gelmesinden sonra yapı içindeki bazı tartışmalar da kamuoyuna yansımaya başladı.

Cemaatin omurgası

Süleymancı yapılanmanın büyümesindeki en önemli unsur, din eğitimi ve öğrenci barınması oldu.

Süleyman Hilmi Tunahan döneminde başlayan Kur’an eğitimi faaliyetleri, sonraki yıllarda öğrenci yurtları, Kur’an kursları ve çeşitli eğitim kurumlarıyla genişledi.

Özellikle Anadolu’nun farklı şehirlerinden büyük kentlere gelen öğrenciler için yurt sistemi, cemaatin toplumsal etkisini artıran en önemli araçlardan biri oldu.

Bu sistem yalnızca öğrencilere barınma sağlamıyordu, aynı zamanda uzun süreli bir sosyal çevre ve cemaat aidiyeti oluşturuyordu.

Bu nedenle Süleymancılar, Türkiye’deki birçok dini yapılanmada olduğu gibi yalnızca bir inanç grubu değil, aynı zamanda eğitim ve sosyal dayanışma ağı olarak gelişmeye çalıştı.

Kamuoyuna yansıyan Diyanet raporlarında da cemaatin faaliyetlerinin öğrenci yurtları, Kur’an kursları ve özel eğitim kurumları üzerinden devam ettiği belirtiliyor.

Süleymancıların öğrenci yurtları zaman içinde bazı ağır olaylarla da gündeme geldi.

Bunların en acılarından biri, 2008 yılında Konya’nın Taşkent ilçesine bağlı Balcılar beldesinde yaşandı.

Özel Boğaziçi Öğrenci Yurdu’nun LPG kaynaklı patlama sonucu çökmesiyle 18 kişi hayatını kaybetti.

Yıllar süren yargılamanın ardından yurt müdürü ile LPG sisteminden sorumlu bazı sanıklar hakkında hapis cezaları verildi.

2016 yılında ise Adana’nın Aladağ ilçesinde bir kız öğrenci yurdunda çıkan yangında 11’i öğrenci 12 kişi hayatını kaybetti.

Yurt faciası, Türkiye’de özel öğrenci yurtlarının denetimi ve dini yapılarla bağlantılı eğitim kurumları konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Son yıllarda bazı Süleymancı yurtlarında cinsel istismar iddialarıyla ilgili soruşturma ve davalar da gündeme geldi.

Türkiye ile sınırlı değil

Süleymancı hareketinin gücü yalnızca Türkiye’den kaynaklanmıyor.

Yapılanmanın Avrupa’da da güçlü bir ağı bulunuyor.

Bunun en önemli örneği Almanya.

Almanya’da faaliyet gösteren İslam Kültür Merkezleri Birliği, Almanca adıyla Verband der Islamischen Kulturzentren (VIKZ), 1973 yılında Köln’de kuruldu.

VIKZ’nin açıklamasına göre bugün yapının dokuz eyalet teşkilatı ve Almanya genelinde yaklaşık 300 bağımsız cami ve eğitim derneği bulunuyor.

VIKZ, kendisini bağımsız, partiler üstü ve kamu yararına çalışan bir dini kuruluş olarak tanımlıyor, finansmanının üyelik aidatları ve bağışlardan oluştuğunu belirtiyor.

Kuruluş ayrıca yeni genel merkezini de Köln’de inşa ediyor.

Bu durum, Süleymancı hareketinin uluslararası boyutunu göstermesi açısından önemli.

Türkiye’de “Süleymancılar” olarak bilinen hareketin Avrupa’da yalnızca göçmenlere yönelik küçük bir dini grup olmadığı, kurumsallaşmış ve geniş bir dernek ağına sahip olduğu görülüyor.

Siyasetle ilişkisi

Süleymancıların siyasi tarihi, Türkiye’deki dini grupların siyasi ilişkilerinin ne kadar değişken olabileceğini gösteren ilginç örneklerden biri.

Cemaatin siyasi tercihleri hiçbir zaman tek bir partiye kalıcı biçimde bağlı olmadı.

Süleyman Hilmi Tunahan döneminde Demokrat Parti’ye yakınlık öne çıktı.

Kemal Kaçar döneminde ise Adalet Partisi ile güçlü ilişkiler kuruldu.

Kaçar’ın üç dönem milletvekilliği yapması, bu ilişkinin en açık göstergesiydi.

1980’li yıllarda ANAP döneminde de cemaatin merkez sağla ilişkileri devam etti.

Arif Ahmet Denizolgun’un liderliği ise daha karmaşık bir siyasi tablo ortaya çıkardı.

Denizolgun önce Refah Partisi’nden milletvekili oldu.

Daha sonra ANAP’a geçti ve bakanlık yaptı.

2000’li yıllarda ise cemaatin AK Parti ile ilişkilerinde belirgin bir gerilim ortaya çıktı.

Bu gerilimin nedenleri konusunda farklı yorumlar bulunuyor.

Bazı araştırmalar, Arif Ahmet Denizolgun ile AK Parti çevresindeki bazı isimler arasında geçmişten gelen siyasi ve ailevi anlaşmazlıkların da etkili olduğunu öne sürüyor.

Sonraki yıllarda Süleymancıların MHP, İYİ Parti ve farklı muhalefet partilerine yakınlaştığına ilişkin haberler ortaya çıktı.

2018 seçimlerinde İYİ Parti’ye destek verdikleri yönünde değerlendirmeler yapıldı.

2023 seçimlerinde ise bazı haber ve yorumlarda Kemal Kılıçdaroğlu’na destek verdikleri öne sürüldü.

2024 yerel seçimlerinde de Ekrem İmamoğlu’na destek verdiklerine ilişkin iddialar gündeme geldi.

Alihan Kuriş dönemi

Alihan Kuriş’in 2016 yılında liderliğe gelmesiyle birlikte cemaatin yönetim yapısında yeni bir dönem başladı.

Ancak bu dönem aynı zamanda aile ve liderlik çevresinden gelen sert eleştirilerle de gündeme geldi.

Süleyman Hilmi Tunahan ailesinden Fatih Süleyman Denizolgun, özellikle sosyal medya üzerinden Alihan Kuriş yönetimine ağır eleştiriler yöneltti.

Denizolgun, Kuriş’in liderliğini ve cemaatin yönetim biçimini eleştirirken, Denizolgun’un ölümüne ilişkin de ciddi iddialar ortaya attı.

Bu iddialar yargı mercilerinin gündemine taşındı.

Cemaat içinde yaşanan bu tartışma, dışarıdan bakıldığında tek parça gibi görünen yapının kendi içinde de önemli güç mücadeleleri ve liderlik anlaşmazlıkları yaşayabildiğini gösteriyor.

Son soruşturma

Son günlerde gündeme gelen soruşturma ise Süleymancılar açısından yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.

DW Türkçe’nin aktardığı bilgilere göre, aralarında Alihan Kuriş’in de bulunduğu 49 kişi hakkında “çıkar amaçlı suç örgütü” iddiasıyla soruşturma yürütülüyor.

Soruşturmanın kapsamı ve iddiaların hangi delillere dayandığı, yargı süreci ilerledikçe daha netleşecek.

Şimdilik en önemli hukuki nokta şu: Soruşturma kapsamındaki iddialar, mahkeme kararıyla kesinleşmiş suç anlamına gelmiyor.

Bununla birlikte operasyonun “Süleymancılar cemaati” adıyla değil, doğrudan Alihan Kuriş ve çevresine yönelik bir yapılanma iddiası üzerinden yürütülmesi dikkat çekiyor.

Bu da iki farklı ihtimali gündeme getiriyor.

Birincisi, soruşturmanın esas olarak mevcut liderlik ve ekonomik ilişkiler ağını hedef alması.

İkincisi ise, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında cemaatin kurumsal ve ekonomik yapısının daha geniş biçimde incelenmesi.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Klimanın “püf noktası”
Sonraki Makale Özgürlük bizi neden yorar?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Bitmeyen 45 saniye

Medya Günlüğü
17 Ağustos 2026
EditörGünlük

Dünya medyasında Türkiye

Medya Günlüğü
17 Ağustos 2026
EditörGünlük

Gazeteci Taylan Erten hayatını kaybetti

Medya Günlüğü
17 Ağustos 2026
EditörGünlük

Tarihte bu hafta

Medya Günlüğü
17 Ağustos 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?