Cuma, 11 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe YazılarıManşet

İhracat rekoru mu ithalat bağımlılığı mı?

Aydın Sezer
Son güncelleme: 11 Eylül 2026 19:24
Aydın Sezer
Paylaş
Paylaş

Türkiye’nin ihracatı 2025 yılında 273,4 milyar dolara ulaştı. Aynı yıl ithalat 365,5 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Dış ticaret açığı 92,1 milyar dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 74,8 oldu. 2026 yılı Ocak-Ağustos döneminde ise, ihracatımız 185 milyar dolara, ithalatımız 250 milyar dolara ulaştı. 

Bu rakamlar Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesinin büyüdüğünü gösteriyor. Fakat ihracattaki artışın ülkenin dış kaynak ihtiyacını ne ölçüde azalttığı da ayrıca değerlendirilmelidir. İhracatın 100 milyar dolara ulaşması üzerine yapılan törenleri izlerken yıllar önce sorduğum soru bugün de geçerliliğini koruyor:

İhracat rakamı büyürken ekonominin niteliği gerçekten gelişiyor mu?

Bu sorunun yanıtı yalnızca ihracat toplamına bakılarak verilemez.

Rekor ihracat ne anlatıyor?

İhracat, bir ekonominin dünya pazarlarına açılma gücünü gösteren önemli göstergelerden biridir. Firmaların dış pazarlarda rekabet edebilmesi, üretim kapasitesinin artması, markaların uluslararası alanda tanınması ve döviz kazandırıcı faaliyetlerin genişlemesi önemlidir.

Bununla birlikte ihracat rakamı, üretimin ne kadarının Türkiye’de gerçekleştirildiğini tek başına göstermez. Bir ürünün ihraç edilmesi, o ürünün bütün ekonomik değerinin ülkede yaratıldığı anlamına gelmez. İhraç edilen ürünün içinde ithal enerji, ham madde, ara malı, teknoloji ve yazılım bulunabilir. Bu nedenle brüt ihracat ile ülke ekonomisinde kalan gerçek katma değeri birbirinden ayırmak gerekir. Yüz dolarlık ihracatın ne kadarının yerli üretimden, ne kadarının ithal girdilerden oluştuğu bilinmeden ihracat artışını doğrudan refah artışı olarak değerlendirmek doğru olmaz.

İthalatın yapısı da ihracat kadar önemli

İthalat çoğu zaman yalnızca ekonomiye yük getiren bir unsur olarak ele alınıyor. Oysa ithalatın tamamı aynı nitelikte değildir. Üretim kapasitesini artıran makine ve teçhizat ithalatı ile tüketim malı ithalatını aynı başlık altında değerlendirmek doğru değildir.

İhracatta kullanılan ve Türkiye’de üretilemeyen nitelikli ara malların ithalatı, belirli koşullarda üretim kapasitesini destekleyebilir. Ancak üretimin temel girdileri sürekli olarak dışarıdan sağlanıyor ve ihracat artışı ithalat artışını da beraberinde getiriyorsa daha dikkatli bir değerlendirme yapılması gerekir.

“Dahilde İşleme Rejimi” nasıl ele alınmalı?

“Dahilde İşleme Rejimi”, üçüncü ülkelere ihraç edilmek üzere kullanılacak belirli girdilerin vergiden muaf veya ertelenmiş şekilde ithal edilmesine imkân sağlayan bir sistemdir. Temel amacı, ihracatçıların dünya fiyatlarından girdi temin ederek uluslararası pazarlarda rekabet edebilmesidir.

Ancak her teşvik mekanizmasında olduğu gibi “Dahilde İşleme Rejimi”nin de sonuçları düzenli olarak izlenmelidir. Şu sorular önemli:

Sistem, Türkiye’de üretilemeyen nitelikli girdilerin temin edilmesini sağlıyor mu?

Yerli üreticilerin kapasitesini artırıyor mu yoksa imalat sanayini yok mu ediyor?

İhracatın teknolojik niteliğini yükseltiyor mu?

İstihdam yaratıyor mu?

Firmaların verimliliğini ve rekabet gücünü kalıcı biçimde geliştiriyor mu?

Bu sorulara yanıt verilmeden yalnızca ihracat rakamındaki artışa bakmak eksik bir değerlendirme olur.

Brüt ihracat yerine net katkı ölçülmeli

Türkiye’de dış ticaret performansı büyük ölçüde ihracatın toplam değerine göre değerlendiriliyor. Oysa sağlıklı bir değerlendirme için ihracatın ülke ekonomisine yaptığı net katkının da ortaya konulması gerekir. Yalnızca ihracat toplamını öne çıkarmak, ekonomik tablonun önemli bir bölümünü görünmez hâle getirir. Buradaki mesele ihracatı küçümsemek değildir. Asıl mesele ihracatın ekonomiye yaptığı katkıyı doğru biçimde değerlendirmektir.

Eğer, ihracat düşük ücretli emeğe, yüksek ithal girdiye ve düşük kâr marjına dayalı bir büyüme biçimine dönüşüyorsa rakamların büyümesi toplumun refahına aynı ölçüde yansımaz.

Yeni hedef daha nitelikli ihracat

Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yalnızca daha fazla ihracat hedefi koyması yeterli değildir. Hedef, daha yüksek katma değerli, daha nitelikli ve daha az ithal girdiye dayalı bir ihracat yapısı oluşturmak olmalıdır.

İhracatçı sayısının artması elbette önemlidir. Fakat asıl hedef, sürekli ve verimli biçimde ihracat yapabilen firmaların sayısını artırmak olmalıdır. Aksi durumda, binlerce ihracatçının faaliyeti yurt dışına kaynak transferi sonucunu doğurur. Her vergi numarası sahibini ihracatçı yapmak, tek başına dış ticaret kapasitesini artırmaz. İhracat yapabilen, pazarı tanıyan, kalite standardını koruyan, satış sonrası hizmet sunabilen ve kriz dönemlerinde ayakta kalabilen firmaların çoğalması gerekir.

Törenlerden politika üretmeye

İhracat rakamlarının açıklandığı törenler kısa vadede moral verebilir. Fakat ekonomi politikası bu törenlerin yarattığı heyecan üzerine kurulamaz.

Bu nedenle ihracat rekorlarını kutlamadan önce rakamların arkasındaki üretim yapısına bakmak gerekir. Bu rekor Türkiye’nin üretim gücünü mü büyütüyor? Yoksa Türkiye üzerinden gerçekleştirilen ticaret hacmini mi artırıyor.

İhracatın 100 milyar dolara ulaşması önemliydi. 273 milyar dolara ulaşması da önemlidir. Ancak asıl başarı bu rakamların ülkenin dışa bağımlılığını azaltması, yerli katma değeri yükseltmesi ve toplumun refahına kalıcı biçimde yansıması olacaktır.

Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir rekor töreninden çok, ihracatın niteliğini ölçen ve geliştiren kapsamlı bir sanayi ve dış ticaret politikasıdır.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiEkonomi
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAydın Sezer
Takip et:
Siyasete ve dış politikaya dair nüanslı, eleştirel, yer yer alaycı yazılar ve enerji alanında değerlendirmeler.
Önceki Makale “Bayrak Harekâtı” kod adlı darbe

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

İşte “1 numaralı” bildiri

Medya Günlüğü
11 Eylül 2026
ManşetSerbest Kürsü

Avrupa ile Rusya savaşır mı?

Adil Gürkan
11 Eylül 2026
GünlükManşet

Yeni Apple’da ne yeni?

Medya Günlüğü
11 Eylül 2026
GünlükManşet

Özkol’a Rusya’dan ödül

Medya Günlüğü
11 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?