Dünya Sağlık Örgütü (WHO) daha önceki uyarlarını da hatırlatarak ölümcül Ebola virüsünün yeniden salgına dönüşmeye başladığına dikkat çekti.
COVID-19 pandemisinin yaralarını tam olarak saramamışken, Orta Afrika coğrafyasında zaman zaman nükseden Ebola epidemisinin küresel salgına dönüşme ihtimali ciddi bir tehdit olarak önümüzde.
Kongo havzasını etkisi altına alan virüs, 23 Eylül itibarıyla Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yedi eyalette 7.890 vaka ve 3.799 ölüme yol açmış durumda. Belirtildiğine göre geçen hafta içinde etkilenen eyalet sayısı sekize çıkarken rapor edilen vaka sayısı da hızla artma eğiliminde.
WHO, halihazırda “Durum ciddi ve uluslararası koordinasyon gerekiyor’’ uyarısında bulundu.
Ebola pandemisi mi?
‘’Zombi’’ ya da ‘’Fearbola’’ olarak da adlandırılan Ebola virüsü, aşısı ve tedavisi henüz doğrulanmamış, deneme aşamasında olan en tehlikeli bulaşıcılardan birisi.
Korona hızında yayılmasa da bulaştığında çok daha ölümcül bir virüs.
İlk kez 1970’lerde Orta Afrika’da Kongo coğrafyasındaki, adını aldığı yarasa yoğun Ebola nehri kıyılarında tespit edilmiş,
İlk bölgesel salgınlar 1976 ve 2007’de Uganda’da yaşanmış, daha sonra 2012 ve 2018’de Kongo havzasında yeniden nüksetmiş, binlerce yaşama mal olan ölümcül etkisi en çok Afrika Boynuzu ülkelerinde, Sudan, Güney Sudan ve Kongo havzasında görülmüştü.
2018 yılında yine Demokratik Kongo çıkışlı epidemi, daha sonra koronada yaşadığımız gibi, Orta Afrika ülkelerinde eyaletler ve ülkeler arasında sınırların kapatılması, uluslararası sağlık kuruluşlarının tedavi ve bilgilendirme kampanyaları ile pandemiye dönüşmeden bölgede sönümlenmişti.
Virüs
Ebola’nın insanlara yarasa ve yırtıcı hayvanlardan geçtiği, insandan insana beden salgılarıyla ve geçirimli ortamlarda doğrudan havadan da bulaştığı ve yüzde 90 ölümcül olduğu bilinmekte.
İlk belirtileri yüksek ateş, üşüme, titreme, terleme, ishal, kusma, baş, boğaz ve kas ağrıları, şuur kaybı ve çoklu organ zafiyeti şeklinde bölgede sık rastlanan diğer salgınlarla benzerlik gösterebilmekte.
Ayrılan yönü ise olgunlaşma döneminde kırmızı kanın beyaz kanı tüketerek vücuttan dışarıya sızması, son safhada iç organların zafiyete uğraması ile kanamaların ağız, burun, göz, kulak ve damarlardan taşması şeklindeki acılı sonudur.
İnsanlık dramı
Orta Afrika coğrafyasında Ebola’ya ilaveten sarıhumma, sıtma, kolera, tifo, Gine paraziti ve AIDS gibi insanlığın geleceğine tehdit oluşturabilecek potansiyel salgınlar patlamaya hazır halde pusuda diyebiliriz.
Bölgede, açlık ölümlerinin rapor edildiği kritik eşikte, kıtlık felaketi ve kanlı iç savaşlarla milyonların yerlerinden edildiği kitlesel göç koşulları yaşanmaktadır. Bu tabloya Ebola gibi ölümcül salgınların eklenmesi halinde tarihin en büyük insanlık dramının yaşanması işten bile olmayacaktır.
Pandemiler insanlık tarihinde tahminlerin ötesinde iz bırakıp, küresel savaşlar kadar tahripkâr sonuçlar yaratmış, kitle ölümlerinin çaresizliği insanların gelecek endişesini körüklemiştir.
Ne yazık ki, modern çağların tüm ileri olanaklarına karşın, salgın tehlikesi günümüzde de önlenememekte, ölümcül virüslere çare bulunamamaktadır.
Bu bağlamda uluslararası dayanışma ve iş birliğinin tam sağlanamaması, beceriksiz yönetimler, kıtlık, açlık ve sağlık bakımı çıkmazları ile yaşam koşullarının bağışıklık eşiğini düşürmesi toplumları pandemi tehlikelerine karşı korumasız bırakmaktadır.
Nitekim bazı ülkelerin şimdiden Ebola bölgesindeki ülkelerden seyahatlere kapılarını kapatmaya başladığı görülmektedir.
Oysa küresel sağlık güvenliği, yalnızca hastalık başladığında önlem alıp, müdahale etmekle değil, salgınlara karşı önleyici kapasiteyi en kırılgan coğrafyalara yaymakla mümkün olabilir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
