Cuma, 11 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

Avrupa ile Rusya savaşır mı?

Adil Gürkan
Son güncelleme: 11 Eylül 2026 19:25
Adil Gürkan
Paylaş
Paylaş

Rusya -Ukrayna savaşı, Avrasya’da buzul devrini başlattı.

Avrupa ile Rusya arasındaki ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel ilişkiler de bu savaşın ağır yükü altında örselenmeye başladı.

Şimdi Avrupa ile Rusya, sadece cephe hattında değil, toplumların zihninde de karşı karşıya geldi. İnsanlar olası bir savaştan korkmaya başladı.

Bir dönemin barış elçisi olan kültür, bugün sert rüzgarlara maruz kalıyor. Bu dönüşüm, geleceğin en önemli jeopolitik risklerinden birini yaratabilir.

İki coğrafyanın ortak kültürü tasfiye ediliyor.

Leipzig Havalimanı’ndaki şüpheli drone faaliyetleri güvenlik kaygılarını arttırdı. Buna mukabil Almanya, Berlin’deki Rus Evi’nin faaliyetlerini durdurdu.

Bu, gerilimin sembolik örneklerinden biri olarak okunabilir.

Bir kültür merkezi neden güvenlik tehdidi olarak görülmeye başlanır?

Çünkü savaş dönemlerinde algılar değişir.

Daha önce sanatın, eğitimin ve kültürel değişimin mekânı olan kurumlar, artık propaganda ve istihbarat faaliyetleri için kullanılabiliyor.

Kültür kurumlarının kapatılması bu nedenle yalnızca idari bir karar değildir. Asıl mesele, iki toplum arasındaki iletişim kanallarının giderek daralmasıdır.

Gerçek tehlike nerede?

Tarafların birbirlerinin niyetlerine duyduğu güven ortadan kalkıyor.

Güvenin olmadığı yerde hukuk da krizleri tek başına yönetmekte zorlanır. Çünkü uluslararası krizler yalnızca kurallarla değil, aynı zamanda iletişimle yönetilir.

Diplomatik köprüler yıkılırken

Rusya’nın Batılı kültür kurumlarına, özellikle Goethe Enstitüsü gibi yapılara yönelik tehditleri veya kısıtlamaları da aynı sürecin diğer yüzünü oluşturuyor.

Böylece yalnızca devletler değil, toplumlar da birbirinden uzaklaşıyor.

Öğrenci değişimleri, kültürel etkinlikler, sanat organizasyonları, akademik ilişkiler ve sivil toplum temasları savaşın gölgesinde kalıyor.

Kültür diplomasisinin en önemli işlevi burada ortaya çıkar:

Siyasetin konuşamadığı yerde toplumların konuşmasını sağlar.

Diplomatlar geri çekilebilir. Hükümetler değişebilir. Askerler cephede karşı karşıya gelebilir. 

Ama sanatçılar, akademisyenler, öğrenciler ve sıradan insanlar konuşmaya devam edebiliyorsa, gelecekte barış için bir kanal hâlâ vardır.

Yumuşak güç, meydanı kaba kuvvete terk ediyor

“Soğuk Savaş” döneminde bile Batı ile Sovyetler Birliği arasında kültürel ve entelektüel temaslar tamamen ortadan kalkmamıştı.

Çünkü kültürün bir başka işlevi daha vardı: Karşı tarafı tanımak.

Bugün ise Avrupa’da Rus kültürüne, Rusya’da Batı kültürüne yönelik şüphe giderek artıyor. 

Bir ülkenin sanatçısını, yazarını, müzisyenini veya kültür kurumunu yalnızca taşıdığı pasaport üzerinden değerlendirmek, tehlikeli bir zihinsel dönüşümdür.

Çünkü savaş önce insanları birbirinden ayırır, sonra da birbirlerini anlamalarını zorlaştırır.

Siyah beyaz saflardan oluşan dünya

Bugün Avrupa ile Rusya arasındaki en büyük tehlikelerden biri, toplumların karşı tarafı tek bir kimlik altında görmeye başlamasıdır.

Bu yaklaşım toplumları birbirinden uzaklaştırır. Savaşın propagandası da tam olarak bu zeminde güçlenir. Çünkü düşmanlaştırmanın en kolay yolu, karşı tarafın içindeki farklılıkları görünmez hale getirmektir.

Böylece milyonlarca insanın düşünceleri, kültürü, sanatı ve bireysel hikâyeleri tek bir “öteki” kimliğinin içine sıkıştırılır.

Avrupa-Rusya hattında ne oluyor?

Devamlı bir kriz hali gözlemleniyor. İki taraf arasındaki kültürel etkileşim zayıflıyor. Ekonomiler arasında yüksek duvarlar yükseliyor. Diplomatik temsil zayıflıyor. İki tarafın insanları birbirini ötekileştiriyor. Sınır hattında güvensizlik havası hâkim hale geliyor. İki tarafın dilinde düşman söylemi artıyor.

Bütün bunlar küçük bir olayın, büyük bir krize dönüşme ihtimalini artırıyor.

Çünkü kriz yönetiminde en tehlikeli durum, tarafların birbirlerinin niyetlerini okuyamadığı noktadır. Arada güven hattı yoksa, ortalık cehenneme dönebilir.

Ya bu sınır bir sıcak bir arafa dönüşürse?

Avrupa ile Rusya arasında yeni bir “Soğuk Savaş” patlar mı? Bunu zaman gösterecek. Fakat bugünden görünen bir gerçek var: Savaş korkusu zihinleri de değiştiriyor.

Kültür kurumlarının kapanması, sanatçıların birbirinden uzaklaşması ve toplumlar arasındaki temasın kopması; savaşın görünmeyen cephesini oluşturuyor.

Bu cephede bomba yok. Ama uzun vadeli bir yıkım var. Çünkü birbirini tanımayan toplumlar karşı taraftan korkar.

Korkan toplum ise, karşı tarafı anlamak için değil, kendini savunmak için hareket eder.

Bu nedenle Avrupa ile Rusya arasındaki sorun yalnızca sınırlar değildir. Asıl mesele, gelecekte yeniden konuşabilecekleri bir ortak zemin olmamasıdır.

Eğer bütün köprüler yıkılırsa, barışı konuşacak kimse kalmaz.

21. yüzyılın en büyük tehlikesi, savaşın hiç bitmediği bir dünya düzenidir.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitikRusya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAdil Gürkan
Takip et:
1956’da Mengen Hacıahmetler Köyünde doğdu. İlköğrenimini Mengen Cumhuriyet İlkokulunda tamamladı. Darüşşafaka Liseli olmakla gurur duyar. Hacettepe Üniversitesinde turizm ve işletme eğitimi aldı. Turizm ile ilgili olarak ABD- AH & MA Eğitim Enstitüsünden otelcilik diploması vardır. 1987 yılından bu yana turizm ve otelcilik sektöründedir. Genel olarak otel zincirlerinde ve 5 yıldızlı otellerde gelişen kariyerinde Genel Müdürlük yaptı. Bu gün itibarıyla Türkiye’nin büyük bir turizm grubunda Kurumsal İletişim ve Eğitim Direktörü olarak çalışmaktadır. Mutfak, bisiklet, şiir, roman, tarih ve arkeoloji, Anadolu otları, mantarları ve orman meyveleri özel ilgi alanındadır. Yaz ve kış denize girmek, uzun mesafe bisiklet sürmek tutkusudur. Hepsinden önemlisi, insan, hayvan ve doğa sevdalısıdır. Ütopyası, savaşsız, sömürüsüz, şiddetsiz bir dünyadır. Yazılarında genellikle insanı gülümsetmeye yönelik mizah kullanır. İnsanları güldürmek iyidir…
Önceki Makale En yüksek maaşlı liderler
Sonraki Makale Yeni Apple’da ne yeni?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

İhracat rekoru mu ithalat bağımlılığı mı?

Aydın Sezer
11 Eylül 2026
GünlükManşet

İşte “1 numaralı” bildiri

Medya Günlüğü
11 Eylül 2026
GünlükManşet

Özkol’a Rusya’dan ödül

Medya Günlüğü
11 Eylül 2026
GünlükManşet

Yeni Apple’da ne yeni?

Medya Günlüğü
11 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?