Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM 81. Genel Kurulu’nda yaptığı kapsamlı konuşmada Kıbrıs konusuna da yer verdi.
Erdoğan, Türkiye’nin son yıllarda ortaya koyduğu politikasını bir kez daha açık biçimde tekrarladı: Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tanınmalı, maruz bırakıldığı izolasyon sona ermeli ve uluslararası toplum Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyarak KKTC ile siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurmalıdır.
Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde de aynı tutumu yineleyerek, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve eşit uluslararası statüsünü tanımayan hiçbir önerinin sonuç vermeyeceğini ifade etti.
Bu açıklamalar, son dönemde Kıbrıs konusunda ortaya çıkan tartışmalar bakımından önem taşıyor. Ekim 2025’te KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Tufan Erhürman döneminde BM ve Kıbrıs Rum tarafıyla yürütülen temaslarda, BM Güvenlik Konseyi kararlarında öngörülen siyasi eşitlik temelindeki çözüm çerçevesine yapılan atıflar, Türkiye ve KKTC’nin iki devletli çözüm politikasından uzaklaşarak yeniden federasyon zeminine yöneldiği şeklinde değerlendirmelere yol açmıştı.
Erdoğan’ın BM kürsüsünden yaptığı son açıklama ise Ankara’nın temel politikasında bir değişiklik olmadığını ortaya koyuyor. Türkiye açısından yeni bir müzakere sürecinin zemini, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesidir.
Buna karşılık Nikos Hristodulidis liderliğindeki Kıbrıs Rum tarafı, çözümün BM kararlarında tarif edilen iki toplumlu, iki bölgeli federasyon temelinde olması gerektiğini savunuyor. BM Güvenlik Konseyi’nin yaklaşımı da esas itibarıyla bu çerçeveyi koruyor. Dolayısıyla taraflar arasındaki temel görüş ayrılığı devam ediyor.
Bu nedenle BM, kapsamlı çözüm müzakerelerinin yeniden başlatılmasından ziyade, taraflar arasındaki diyalog kanallarını açık tutmaya ve güven yaratıcı önlemler üzerinde ilerleme sağlamaya çalışıyor. Genel Sekreter Guterres’in tarafları ve garantör ülkeleri bir araya getirmeye yönelik gayriresmî girişimleri de bu arayışın bir parçası.
Kıbrıs meselesinde bugün karşı karşıya bulunan iki farklı vizyon açık: Türkiye ve KKTC egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletli bir çözümü savunurken, Rum tarafı ve BM Güvenlik Konseyi federasyon modelini esas alıyor. Bu temel görüş ayrılığı ortadan kalkmadığı sürece resmî ve kapsamlı müzakerelerin yeniden başlaması kolay görünmüyor.
Bu bakımdan Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’ndaki mesajının en önemli yönü, Türkiye’nin Kıbrıs politikasının değişmediğini açık biçimde ortaya koymasıdır. KKTC’nin tanınması ve Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin kabul edilmesi çağrısının bir kez daha BM kürsüsünden yapılması, Ankara’nın çözüm konusunda belirlediği yön ve hedefi uluslararası topluma yeniden kayda geçirmiştir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
