Bir Türk turist için yurt dışına çıkmak yalnızca başka bir ülkeyi görmek değildir. Aynı zamanda kendi alışkanlıklarının ne kadar “normal” olduğunu fark etmektir!
Türkiye’de çok sıradan olan bazı şeyler, başka bir ülkede insanı şaşırtabilir.
Garsonun masaya hemen gelmemesi, akşam yemeğinin saatinin değişmemesi, kahvaltıda peynir-zeytin bulunmaması, toplu taşımada üç farklı bilet alınması ya da müzeye girerken ödenen paranın Türk lirasına çevrildiğinde insanın moralini bozması…
Kısacası Türk turistin yurt dışında sevmediği şeylerin önemli bir bölümü aslında “Bizde böyle değil” duygusundan kaynaklanıyor.
İşte Türkiye’den çıkan bir turistin yabancı bir ülkede karşılaşınca en çok şaşırabileceği 10 şey:
1-Akşam 8’de mutfağın kapanması
Türkiye’de akşam yemeği için “geç kaldık” kavramı görecelidir. Saat 21.30’da restorana gidip yemek sipariş etmek olağan olabilir.
Bazı Avrupa ülkelerinde ise akşam yemeği çok daha erken yenir ve restoranların mutfakları da buna göre kapanır. Saat 21.00’de aç kalmak, Türk turist için kültür şokunun en somut biçimlerinden biri olabilir.
2-Kahvaltıda kahvaltı olmaması
Malum, Türk kahvaltısının çıtası biraz yüksektir: Peynir, zeytin, domates, salatalık, yumurta, reçel, bal, tereyağı, ekmek, börek, çörek, simit, sayın sayabildiğiniz kadar.
Sonra başka bir ülkeye gidilir ve önümüze kahveyle birlikte bir kruvasan gelir.
Güzel mi?
Güzel.
Ama Türk turistin kafasındaki soru genellikle aynıdır:
“Peki kahvaltı ne zaman gelecek?”
Yurt dışına çıkan Türk turistlerin yiyecek tercihlerini inceleyen çalışmalar da yemek alışkanlıklarının seyahat deneyiminde önemli bir unsur olduğunu gösteriyor.
3-“Bir çay alabilir miyiz?”
Türkiye’de çay istemek son derece basittir.
Çay istersiniz, gelir.
Yurt dışında ise bazen çayın kendisini anlatmak bile küçük bir diplomatik görüşmeye dönüşebilir.
Üstelik gelen çayın yanında küçük bir demlik yerine tek kullanımlık poşet görmek, bazı Türk turistlerde ciddi hayal kırıklığı yaratabilir, “Bunlarda zaten çay kültürü yok” denir.
4-Her şeyin saatinin olması
“Bir ara gideriz.”
“Akşam bakarız.”
“Orada karar veririz.”
Türk tatil anlayışında bu cümleler vardır.
Bazı ülkelerde ise müze 10.00’da açılır, 17.00’de kapanır; restoran 18.00’de açılır, 21.30’da mutfak kapanır; tren 10.14’te kalkar.
Dikkat, 10.14.
10.15 değil.
Türk turistin “İki dakika geciktik, ne olacak?” yaklaşımı burada pek işe yaramaz.
5-Toplu taşıma “bulmaca”
Bir şehirde metro, tramvay ve otobüsün ayrı bilet sistemleri olabilir.
24 saatlik bilet başka, bölgesel bilet başka, havaalanı bileti başka…
Üstelik bütün bunları yabancı dilde çözmeye çalışırsınız.
Yurt dışı paket turlarını inceleyen araştırmada da ulaşım, dil ve programla ilgili sorunların turist deneyimini zorlaştırabildiği görülüyor.
Türkiye’de “Şoföre sorarız” diye çözülebilecek bir mesele, başka bir ülkede yarım saatlik araştırmaya dönüşebilir.
6-Garsonun masaya gelmemesi
Türk restoran kültüründe müşteri ile garson arasındaki mesafe genellikle kısadır.
Başınızı kaldırırsınız, garson görür.
Elinizi kaldırırsınız, gelir.
Yurt dışında ise bazen garsonun sizi fark etmesini beklemek gerekir.
Beş dakika…
On dakika…
On beş dakika…
Ve Türk turist, “Bizi görmüyor mu kardeşim!” diye sinirlenmeye başlar.
Aslında belki görüyordur da, sadece başka bir kültürde restoran hizmetinin ritmi farklı olabilir.
7-Her şeyin pahalı olması değil, “bu ne şimdi?” duygusu
Türk turist için fiyat artık başlı başına şaşırtıcı olmayabilir.
Asıl mesele ödenen paranın karşılığında alınan şeydir.
Bir şişe suya yüksek fiyat ödemek, küçücük bir kahveye ciddi para vermek veya müze biletini Türk lirasına çevirmek. Üstelik bunu her aldığı şeyde yapmak, euro kuru olan 56’yla kafadan hesaplamaya çalışmak.
Yurt dışı turlarını inceleyen araştırmada da özellikle müze ve ören yerlerinde döviz kurunun Türk turistler açısından maliyet sorununa dönüşebildiği belirtiliyor.
8-“Helal mi?”
Yemek konusu burada yeniden karşımıza çıkıyor.
Etin hazırlanma biçimi, kullanılan malzemeler, restoranın mutfak anlayışı ve helal gıda bulma meselesi bazı Türk turistler için önemli olabiliyor.
Ama mesele yalnızca dinî tercihlerden ibaret değil.
Türk damak tadı da insanın peşinden geliyor.
Ekmek başka.
Peynir başka.
Et başka.
Domates başka.
Ve bazen insan üçüncü günün sonunda bir tabak kuru fasulye için neler verebileceğini düşünmeye başlar.
9-“Neden kimse kimseyle konuşmuyor?”
Türkiye’de yabancıyla konuşmak her zaman zor değildir.
Taksi şoförüyle, garsonla, esnafla birkaç cümle konuşmak, adres sormak, sohbet etmek oldukça sıradan olabilir.
Bazı toplumlarda ise insanlar daha mesafelidir.
Aslında kimse kötü niyetli değildir.
Sadece özel alan kavramı daha geniştir.
Türk turist bunu bazen “soğukluk” olarak algılayabilir.
Oysa karşı taraf açısından bakıldığında bu, gayet normal bir sosyal davranıştır.
10-“Bizde böyle değil”
Belki de bütün listenin özeti.
İnsan başka ülkeye gidince aslında yalnızca başka bir ülkeyi görmez.
Kendi ülkesini de bir anlamda yeniden keşfeder.
Gece yarısı yemek yiyebilmenin, istediğin saatte çay bulabilmenin, bir esnafla beş dakika sohbet etmenin, sofraya bolca yiyecek gelmesinin veya bir şeyi son anda planlayabilmenin Türkiye’ye özgü bir alışkanlık olduğunu ancak başka yerde bulununca fark edebilir.
Aynı şekilde başka ülkelerdeki dakiklik, düzen, sakinlik ve kişisel alan da Türkiye’de yaşayan birinin alışık olmadığı şeyler olabilir.
Dolayısıyla Türk turistin yurt dışında “sevmediği” şeylerin önemli bir bölümü aslında kötü oldukları için değil, alışık olmadığı ters geliyor.
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
