Türkiye yabancı turistler için cazip olan ve her yıl daha fazla turist çeken bir ülke.
Milyonlarca kişi İstanbul, Kapadokya, Antalya, Ege kıyıları gibi yerleri görmeye, mutfağıyla ve tarihiyle tanışmaya geliyor ama herkes aynı deneyimle dönmüyor.
Özellikle son yıllarda yabancı ziyaretçilerin internet forumlarında ve seyahat platformlarında dile getirdiği bazı şikâyetler var.
Bunların bir bölümü Türkiye’ye özgü değil elbette. Fakat bazıları Türkiye’de turist deneyiminin önemli bir parçası haline gelmiş durumda.
1-Turiste farklı fiyat
Bir turistin en büyük korkularından biri, “Acaba benden yerliye göre daha fazla mı para istiyorlar” endişesi. Restoranlarda, taksilerde, hediyelik eşya dükkânlarında veya bazı turistik hizmetlerde fiyatın baştan açıkça belirtilmemesi bu kuşkuyu büyütüyor. Turist açısından mesele yalnızca ödediği paranın miktarı değil. Aynı hizmet için farklı fiyat uygulandığını düşünmek, güven duygusunu zedeliyor.
2-Taksi sorunu
Bu başlık zaten neredeyse tek başına bir yazı konusu.
Yabancı turistlerin İstanbul’la ilgili şikâyetlerinde taksi sorunları sık sık karşımıza çıkıyor: taksimetre kullanmama, uzun güzergâh seçme, daha doğrusu bilerek “dolaştırma”, para üstü vermeme, nakit konusunda ısrar etme veya yolculuk sonunda beklenenden yüksek ücret talep etme gibi.
2026’da seyahat platformlarında yazılan yorumlarda da benzer şikâyetler görülüyor. Bazı ziyaretçiler kredi kartıyla ödeme sırasında da sorun yaşadıklarını anlatıyor. Üstelik turist açısından bunun başka bir sonucu daha var: Bir kez kötü deneyim yaşayan turist, sonraki yolculuklarında bütün taksicilere şüpheyle bakıyor.
3-“Yardım” etmek isteyenler
İstanbul’da turistlerin yaşadığı bazı dolandırıcılık girişimlerinin ortak özelliği, olayın tehditkâr başlamaması. Tam tersine, biri yardım etmek için yanınıza geliyor.
Mesela, İstanbulkart makinesinde ya da ATM’de yardımcı olmak, taksi bulmak ve bavul taşımak gibi…
2025’te ve 2026’da yabancı ziyaretçilerin internet forumlarında İstanbulkart ve kredi kartları üzerinden yaşadıklarını anlattıkları çeşitli örnekler bulunuyor. Böylece, turist bir süre sonra gerçekten yardıma ihtiyacı olduğunda bile kime güveneceğini bilemiyor.
4-Restoranda sürpriz hesap
Türkiye’de yemek kültürü yabancıların en çok övdüğü konulardan biri. Ama turistlerin restoranlarla ilgili şikâyetleri de az değil.
Menüde açıkça belirtilmeyen ücretler, masaya sipariş verilmeden gelen ürünler, servis bedeli ve hesabın beklenenden yüksek çıkması gibi uygulamalar ziyaretçide “kazıklandım” duygusu yaratabiliyor. Üstelik bugün turistlerin elinde Google Maps gibi güçlü bir karşılaştırma aracı var. Bir turist bir yıl önce yazılmış yorumdaki fiyatı görüyor, restorana gidiyor ve fiyatların ciddi biçimde değiştiğini fark ediyor. 2026’da İstanbul’u ziyaret eden bazı kullanıcıların yorumlarında bu tür fiyat farklılıklarından yakınıldığı görülüyor.
5-Tarihi yerlere giriş ücretleri
Turistlerin anlamakta zorlandığı konulardan biri de tarihi mekânların fiyatlandırılması.
Burada sorun yalnızca biletin pahalı olması değil; aynı mekân için vatandaş ile yabancı ziyaretçi arasında büyük fiyat farkları bulunabilmesi.
Ayasofya bunun en çok tartışılan örneklerinden biri. 2024’ten itibaren yabancı ziyaretçiler için ücretli hale gelen Ayasofya’nın galeri bölümü konusunda 2026’da da bilet seçenekleri ve daha pahalı paketlere yönlendirme konusunda haberler yayımlandı. Bu nedenle yabancı ülke vatandaşı, “Ben turistim diye neden aynı yer için çok daha fazla ödüyorum” diye soruyor.
6-Sürekli alışverişe yönlendirilmek
Halı, deri, mücevher, lokum, baharat, hediyelik eşya…
Türkiye’nin turistik bölgelerinde alışveriş yapmak başlı başına bir deneyim.
Fakat bazı yabancı ziyaretçiler için bu deneyim zaman zaman yorucu hale geliyor.
Mağazaya girmeye davet edilmek başka, birkaç kez “buyurun”, “bakın”, “sadece bakın” denildikten sonra çıkmakta zorlanmak başka. Turist tatilde olduğunu düşünürken kendisini bir anda pazarlığın içinde bulabiliyor.
7-“Hayır”ın kabul edilmemesi
Bu aslında bir önceki başlıkla bağlantılı bir sorun. Türkiye’de sosyal iletişim daha sıcak ve daha ısrarcı olabiliyor. Bizim için samimiyet olan şey, başka bir kültürden gelen turist için kişisel alana müdahale gibi algılanabiliyor.
Bir satıcının birkaç kez teklif yapması, restoranda müşteriyi içeri çağırması veya sokakta sürekli iletişim kurulmaya çalışılması bazı ziyaretçileri rahatsız edebiliyor.
Türkiye’nin misafirperverliği ile ısrarcılık arasındaki çizgi, yabancı ziyaretçiler açısından her zaman bizim düşündüğümüz yerde değil.
8-Trafik ve karmaşa
İstanbul’a ilk kez gelen bir turist için şehir etkileyici olduğu kadar yorucu da olabiliyor.
Kalabalık caddeler, yoğun trafik, korna sesleri, düzensiz yaya geçişleri, sürekli hareket halindeki insanlar… İstanbul’un enerjisi bazı turistlerin hoşuna gidiyor. Ama bazıları birkaç gün sonra aynı enerjiyi “exhausting” yani “yorucu”, “tüketici” diye tarif etmeye başlıyor. Bu, İstanbul’un karakterinin bir parçası. Fakat turist açısından tatil ile günlük hayatın stresini birbirinden ayırmak her zaman kolay olmayabiliyor.
9-“Turist fiyatı” psikolojisi
Bazen asıl problem fiyatın yüksek olması değil, fiyatın neden yüksek olduğunu anlayamamak.
Bir turist aynı şehirde iki farklı restoranda birbirinden çok farklı fiyatlarla karşılaşabiliyor. Bir dükkânda pazarlık yapması bekleniyor, başka bir yerde sabit fiyat uygulanıyor.
Bu sistem Türkler için alışılmış olabilir. Ancak kabul etmek lazım, ilk kez Türkiye’ye gelen bir yabancı için oldukça yorucu bir durum.
10-En önemlisi güven duygusu
Bütün bu şikâyetlerin ortak noktası aslında para değil, güven.
Bir turist taksiye bindiğinde taksimetrenin doğru çalışacağına, restoranda menüdeki fiyatı ödeyeceğine, bilet gişesinde kendisine doğru bilgi verileceğine ve kredi kartından söylediği miktarın çekileceğine inanmak istiyor.
Çünkü turistin tatilde yapmak istediği şey sürekli tetikte olmak değil.
Türkiye’nin turist açısından sorunu pahalı olması değil.
Paris de pahalı, Londra da pahalı, Roma da pahalı.
Turist bunları biliyor ve parasını ona göre harcıyor.
Asıl sorun, ödediği paranın karşılığında ne alacağını önceden bilememesi ve dolayısıyla ülkeye ve insanlarına güvensizlik duymaya başlaması.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
