Dışarıdan bakanlar için Rusya’daki İslam, Kremlin ihtiyaç duyduğunda sadık bir sesle konuşan tek ve resmi bir yapı gibi görünüyor.
Oysa gerçekte Rusya’nın Müslüman kurumları hiçbir zaman bu kadar basit değil. Bu kurumlar parçalı, rekabetçi ve devlet tarafından derinden şekillendirilmiş yapılar.
Rusya İslamı’nın siyasetini uzun yıllar belirleyen Talgat Taceddin (fotoğrafta solda) ile Ravil Gaynutdin (solda) arasındaki eski rekabet, Ukrayna’nın işgalinden çok önce başlamıştı. Bu, gürültülü ve sonuçsuz kalan bürokratik bir nüfuz savaşıydı ama devlet bu durumdan fayda sağlıyordu.
Bölünmenin kökleri 1990’ların başına uzanıyor. 1980’den beri Rusya Müslümanları Merkez Ruhani İdaresi’nin (TsDUM) başında bulunan Taceddin, ikinci dönemini güçlükle tamamladıktan sonra olağan liderlik seçimleri geleneğini sessizce bitirdi. Parti ve devlet yönetiminin desteğiyle kendisini ömür boyu Başmüftü ilan etti.
Bunun ardından Gaynutdin 1994 yılında ayrılarak daha sonra Rusya Federasyonu Müslümanları Ruhani İdaresi’ne (DUM RF) dönüşecek yapıyı kurdu. Bu kurum aynı zamanda Rusya Müftüler Konseyi’nin de örgütsel omurgasını oluşturdu.
Bu iki kurum temelde farklı iki vizyonu temsil ediyor. Merkezi Ufa’da bulunan TsDUM, kendisini II. Katerina döneminde 1788 yılında kurulan Orenburg Muhammedî Ruhani Meclisi’nin doğrudan mirasçısı olarak görüyor. Bu kurum daha başından itibaren devletin kontrol aracı olarak tasarlanmıştı. İslam araştırmacısı İslam Tohlu, Taceddin’i “Büyük Katerina’nın hayallerinin ürünü” olarak tanımlıyor; İslam ile Ortodoks devlet kültürünün tamamen birleşmesini temsil eden bir figür olarak görüyor.
Taceddin, Rus Ortodoks Kilisesi’nin iki patriğinin elini öptü, bir televizyon stüdyosunda “kutsal su” serpti, bir kilise töreninde Ortodoks ikonunu öptü ve 2003 yılında kurumunun adının “Kutsal Rus’un İslami Merkez Ruhani İdaresi” olarak değiştirilmesini önerdi. 2015 yılında Dünya Rus Halk Konseyi’nde yaptığı konuşmada şöyle dedi:
“Birlikte olduğumuzda bu halifeliktir. Biz kendi halifeliğimize Kutsal Rus diyoruz.”
DUM RF ise farklı bir yol izledi. Yayınevleri kurdu, uluslararası konferanslar düzenledi ve küresel İslam ilim çevreleriyle ilişkilerini sürdürmeye çalıştı. Gaynutdin’in yapısı kendisini daha modern, daha eğitimli ve daha federal bir İslam merkezi olarak sunuyor; yalnızca Tatarlar ve Başkurtlarla değil, Kafkasya, Orta Asya ve göçmen topluluklardan gelen Müslümanlarla da çalışıyor.
Kremlin’e tamamen sadık olmakla birlikte Gaynutdin zaman zaman bazı sorunlarda sesini yükseltti. Örneğin, camilere yapılan polis baskınlarını, büyük şehirlerdeki kronik ibadet alanı eksikliğini ve göçmen topluluklara yönelik kısıtlamaları kamuoyu önünde eleştirdi. Buna karşılık Taceddin defalarca Rusya’da Müslümanlara yönelik herhangi bir baskı olmadığını söyleyerek ona tepki gösterdi.
Ancak bu, Gaynutdin açısından bir muhalefet değildi. Bu, sistem içinde kalırken gerçek inananlar nezdinde meşruiyetini koruma yöntemiydi. Bu nedenle birçok Müslüman için daha faydalı görünürken, İslam’ın yalnızca törensel, sessiz ve tamamen itaatkâr olmasını isteyen milliyetçi-Ortodoks çevreler ve yetkililer için daha rahatsız edici hale geliyordu.
Ukrayna’nın işgalinden sonra bu hassas dengenin sürdürülmesi çok daha zorlaştı.
Taceddin hemen harekete geçti. 25 Şubat 2022’de, yani işgalin başlamasından bir gün sonra, Rusya’da “özel askeri operasyonu” destekleyen ilk Müslüman din adamı oldu ve bunu “milyonlarca Rus Müslüman” adına yaptığını söyledi. Temmuz ayına gelindiğinde ise Başkurdistan’dan ilk “gönüllü” taburun Ukrayna’ya gönderildiğini açıkladı.
Gaynutdin ise dua ve barış çağrısında bulundu; yaşananlardan dolayı “ruhuyla ve kalbiyle” acı duyduğunu söyledi. Bu dikkatle oluşturulmuş, bilinçli biçimde muğlak bırakılmış bir tutumdu ve Kremlin hemen fark etti.
Birkaç yıl önce sahneye üçüncü bir aktör çıktı. 2016 yılında Rusya Müslümanları Ruhani Meclisi (DSMR) kuruldu ve başına Albir Krganov getirildi. Siyasi analistler bu yapıyı, özellikle Gaynutdin’i dengelemek amacıyla oluşturulmuş bir Kremlin projesi olarak tanımlıyor.
Moskova’nın talep ettiğinden bile daha ileri düzeyde sadakat göstermesiyle tanınan Krganov, savalın başlamasından sadece birkaç hafta sonra Ukrayna’nın işgal altındaki bölgeleriyle ilişkiler kurmaya başladı. Kurumu, Lugansk Halk Cumhuriyeti’nin müftüsüyle iş birliği anlaşmaları imzaladı ve askeri eğitim alanlarına ziyaretler düzenledi.
Rus devlet İslamı’nın gayriresmî ideolojik bekçisi gibi hareket eden Ortodoks bağlantılı yorumcu Roman Silantyev ise Krganov modelini sürekli övdü. Silantyev’e göre ideal model, teolojik iddialardan arındırılmış, yaşlı kuşaklara hitap eden, törensel ve tamamen devlet otoritesine bağlı Sovyet tarzı bir İslamdır.
Gaynutdin üzerindeki baskı aşamalı olarak arttı.
2024’ün sonlarında Silantyev ve Batı’nın yaptırım uyguladığı milyarder Konstantin Malofeyev’e ait Tsargrad kanalındaki yorumcular, DUM RF’nin tasfiye edilmesi çağrısında bulunmaya başladı. Kurumu “Rus düşmanlığı” ve terörizmle suçladılar.
Silantyev taleplerini özellikle Soruşturma Komitesi Başkanı Aleksandr Bastrıkin’e yöneltti. Bastrıkin o dönemde camilere yönelik baskınların ve yerleşim bölgelerindeki toplu namaz alanlarına karşı yürütülen operasyonların siyasi hamisiydi.
Aralık 2024’te DUM RF çok eşliliğe izin veren bir fetva yayımladı. Bu uygulama, Ukrayna’da ölen askerlerin dul eşlerini ve çocuklarını korumanın bir yolu olarak gösterildi. Ancak Başsavcılık resmî bir uyarı yayınlayınca Gaynutdin fetvayı çekti.
Şubat 2025’te ise Gaynutdin’in yardımcısı Damir Muhitdinov’un ofisindeki bir tablo nedeniyle yeni bir skandal patlak verdi. Tabloda Kalka Muharebesi’nden sonra düzenlenen Moğol şöleni tasvir ediliyor, Rus prenslerinin istilacıların altında ezilmesi gösteriliyordu. Tablonun tarihî ve kültürel içeriği olmasına rağmen Muhitdinov Haziran 2026’nın başında “dini nesnelere saygısızlık” suçlamasıyla para cezasına çarptırıldı.
Ağustos 2025’te Muhitdinov’un editörlüğünü yaptığı bir kitap ise Silantyev’in hazırladığı bir “uzman raporu” temel alınarak aşırılıkçı yayın ilan edildi.
Ardından Mayıs 2026 geldi.
12-22 Mayıs tarihleri arasında güvenlik güçleri Mordovya Müftüsü Rail Asainov’u, Hac için Şeremetyevo Havalimanı’ndan ayrılırken gözaltına alınan eski Karelya Müftüsü Visam Ali Bardvil’i, Kuzeybatı Bölgesi Müftüsü Muhammed Henni’yi, Saratovlu din eğitimcisi Nidal Avadallah Ahmed’i ve etkili İnguş ilahiyatçı Ahmed Tangiyev’i tutukladı.
Bu isimlerin tamamı DUM RF ile bağlantılıydı.
Silantyev kamuoyuna yaptığı açıklamada gözaltına alınan din adamlarının terörizm suçlamasıyla yargılanacağını duyurdu. Avrupa ve Suudi Arabistan’daki eğitim geçmişleri geriye dönük olarak Rusya’nın “aşırılıkçı” kabul ettiği örgütlerle ilişkilendirilmeye başlandı.
Bu dönemi önceki baskı kampanyalarından ayıran şey suçlamaların niteliğiydi. Daha önceki operasyonlarda hedef alınan kişiler genellikle radikal İslamcılık, yabancı finansman veya ayrılıkçılıkla suçlanıyordu.
Oysa geçen ay gözaltına alınan kişiler bütün göstergelere göre sistem yanlısı isimlerdi. Mordovya Müftüsü, askeri ailelere verdiği destek nedeniyle bölgesel yetkililer tarafından övülmüş ve çatışma bölgesine gitmişti. Novaya Gazeta’ya göre Arap kökenli din adamlarına yöneltilen suçlamalar, 30 yıl önce Avrupa’daki eğitim kurumlarıyla kurdukları ilişkilere dayanıyor.
Bu durum Taceddin ya da Krganov’un şahsen Gaynutdin’e karşı bir kampanya başlattığı anlamına gelmiyor. Daha muhtemel olan tablo, savaş koşullarındaki devletin artık sadık olsa bile yarı özerk Müslüman kurumlara daha az tahammül göstermesi.
Eski modelde müftülükler arasındaki rekabet devletin Müslüman alanı yönetmesini kolaylaştırıyordu. Yeni modelde ise rekabet hâlâ işe yarıyor ancak sıkı kontrol çok daha önemli hale gelmiş durumda.
Bugün DUM RF’den talep edilen şey yalnızca dış politikaya sadakat göstermesi değil. Kuruma yönelik baskıları destekleyen yorumcular, başörtüsü ve peçenin savunulması, helal gıda standartlarının geliştirilmesi, İslami bankacılık, camiler dolduğunda apartmanlarda toplu namaz kılınmasına izin verilmesi ve dini yükümlülüklere ilişkin temel teolojik açıklamalar nedeniyle de DUM RF’yi hedef alıyor.
Örtük talep şu: DUM RF bir dini kurum gibi davranmayı bırakmalı ve kültürel bir görünüme dönüşmeli.
Ortaya çıkmakta olan model, Çin’de uygulanan İslam’ın “Çinlileştirilmesi” politikasına giderek daha fazla benziyor. Bu modelde imamların hutbeleri parti görevlileri tarafından denetleniyor, dini metinler devletin onayladığı değerler süzgecinden geçiriliyor ve amaç dini yöneten bir devlet değil, devlete hizmet eden bir din yaratmak oluyor.
TsDUM her zaman bu modele daha yakındı. Ancak Taceddin’in sıra dışı kişiliği ve kurumunun giderek küçülen tabanı onu ikincil bir araç haline getirdi. Krganov yönetimindeki DSMR ise bu şablona çok daha iyi uyuyor.
Gaynutdin açısından ise bir zamanlar var olan sessiz müzakere alanı neredeyse tamamen kapanmış durumda. Eskiden Müslüman topluluklar içindeki gerçek kökleri sayesinde Kremlin’e sunabileceği bir şey vardı ve bunun karşılığında sınırlı bir özerklik elde edebiliyordu.
Şimdi ise mantık daha sert işliyor.
Bir dini kurum hâlâ gerçekten kurum gibi davranıyorsa, sadakat artık yeterli görülmüyor.
Savaş döneminde Rusya’da resmî İslam bile geç Sovyet modeline doğru itiliyor. Bu modelde din kamusal alanda var olabilir ama sadece kendi adına konuşmadığı sürece…
Kaynak: The Moscow Times
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
