Ezelden beri Türkiye’de magazin ve spor haberciliğinin en önemli özelliği kalitesiz ve düzeyinin düşük olmasıdır.
Elbette gazeteciliğin bu iki dalında da ciddi, saygın ve sorumlu insanlar var; eskiden de vardı ama onlar hep azınlıkta kaldı
Türk medyasının bugün yerlerde sürünen hâlinden bile daha kötü durumdaki magazin ve spor haberciliğinin rezaletini anlatabilecek kelimeler bulmak o kadar zor ki…
Asıl konumuz spor muhabirleri.
Spor gazeteciliği son yıllarda garip bir evrim geçirdi ve büyük futbol takımlarını izlemekle görevli muhabirler ağızlarından köpükler saçan birer militan canavara dönüştü. Muhabirler maaşlarını bir televizyon kanalından ya da gazeteden almalarına rağmen izledikleri takımla özdeşleşti ve her yerde o kulüplerin çıkarlarını ölümüne savunmaya başladı.
Bu durum taraftarların çok hoşuna gidiyor, hatta izlemekle görevli olduğu kulübün cengaverliğini yapmayan muhabirler tepki çekiyor.
Ama gazetecilik böyle bir şey değil.
Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla etkileşim ve takipçi kazanma peşindeki muhabirler bilinen bütün gazetecilik kurallarını ve etik ilkeleri ayaklar altına almaya başladı.
Örnek mi?
X hesabı profilinde “gazeteci” yazan Elif Buse Açar, Fenerbahçe Teknik Direktörü Domenico Tedesco’nun Antalyaspor karşılaşmasında saha kenarında olmaması için bakın bir yayında ne söylüyor:
“Tüm Türkiye’nin çok merak ettiği bir konuydu. Kulüp tarafından açıklama geldi. Tedesco gribal enfeksiyon geçirdiği için, hastanede ve kontrol altında olduğundan dolayı saha kenarında olamadığını biz dün gördük, okuduk. Ama benim hislerim ve kuşlarım beni bu zamana kadar hiç yanıltmadılar. Kuşlarımdan aldığım bilgilere göre, Tedesco’nun dün saha kenarında olmasının (olmamasının demek istiyor) nedeni sağlık sorunları değil. Zaten hoca o kadar idealist bir profil ki, yani en azından bize bunu gösteriyor. Bu kadar çalışkan ve azimli bir profilin gribal enfeksiyon nedeniyle saha kenarında olmaması bana hiç inandırıcı gelmediği için sorguladım ve işin detayına ulaştım zaten. Bazı sorunlar yaşanmış ve bu sebeple Tedesco saha kenarında değildi. Şu an için Fenerbahçe’nin çıkarlarını düşündüğümden dolayı söyleyemem ama bir sorun olduğu için dün, çok net bunu söyleyelim, bir problem yaşandığı için dün hoca saha kenarında değildi.”
Kötü Türkçeyi ve cümle düşüklüklerini kenara bırakalım. Birincisi, gazeteci haberini “hislerinden” ya da “kuşlardan” almaz, kaynakları vardır! İkincisi, madem bir sorun yaşandığını öğrenmiş neden söylemiyor, söylemeyecekse neden konuyu açıyor? Üçüncüsü, kendisine “gazeteci” diyen bir kişi, “Fenerbahçe’nin (Galatasaray’ın, Beşiktaş’ın) çıkarları için” susamaz. Parasını o kulüplerden alıyorsa başka tabii ama o zaman da kendisine “gazeteci” diyemez.
Bu arkadaş bilmiyor olabilir, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi‘ne göre “gazeteci bilgiyi yok edemez, görmezden gelemez.”
Bu tek örnek değil elbette.
Mesela Milliyet’in Galatasaray muhabiri Nevzat Dindar X hesabında bakın ne yazmış:
“Aynı haftada iki farklı ruh hali. Biri elenip alkışlarla avunurken, diğeri tur atlayıp fakat oyuna kızan 2 ayrı taraftar grubu. Galatasaray taraftarı skorla değil, standartlarla yaşayan bir kitle. Yetinmeyen, talep eden ve eleştiren bir taraftar grubu. Çünkü Galatasaray taraftarının ölçüsünde tur geçmek değil, oyunun hakkını vermek daha önde gelen kıstastır.“
Bunu bir taraftar yazabilir, isterse daha fazlasını da yazabilir ama bir gazeteci yazamaz. CHP’yi izlemekle görevli muhabirin AKP seçmenine sataşmasına, küçük düşürmeye çalışmasına benzer.
Yine Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne göre, “gazeteci insanlar, uluslar ve topluluklar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır.”
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
