Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Japonya ile onlarca yıldır süren egemenlik ihtilafının merkezindeki Kuril Adaları’nın güneyinde yer alan İturup Adası’na tarihi bir ziyaret yaptı.
Moskova ve Tokyo ilişkileri, kritik adaya yapılan ilk yüz yüze ziyaretle yeniden gerildi. Rusya’nın Uzak Doğu bölgesindeki geniş kapsamlı deniz tatbikatlarını denetledikten hemen sonra adaya geçen Putin, yerel halkla temaslarda bulunup bölgedeki balık tesislerini inceleyerek Moskova’nın bölgedeki varlığını ve kararlılığını sergilemiş oldu.
Sürpriz ziyaret, Tokyo cephesinden sert bir karşılık buldu. Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, adaların tarihsel ve uluslararası hukuk açısından Japonya’nın öz toprağı olduğunu öne sürerek ziyareti şiddetle protesto ettiklerini açıkladı. Motegi ayrıca Rusya’nın Tokyo Büyükelçisi Nikolay Nozdrev’i bakanlığa çağırarak resmi protesto notası da verdi.
Kritik ziyaretin zamanlaması da Doğu Asya’daki jeopolitik satranç açısından oldukça dikkat çekti. Hamlenin, Rusya’nın müttefiki Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin (KDHC) Kore Yarımadası’nın doğusuna fırlattığı balistik füze denemesinin hemen ardından ve yaklaşan Seul-Washington ortak askeri tatbikatlarının da öncesinde gerçekleşmesi, Moskova-Pyongyang hattının bölgede koordineli hareket ettiğini gösterdi.
Adanın önemi ne?
Peki bir ada neden iki ülke arasında bir krize neden oldu?
İturup Adası (Japonca adıyla Etorofu), İkinci Dünya Savaşı’nın ardından resmi bir barış anlaşmasına hâlâ imza atmayan Rusya ve Japonya’nın hak iddia ettiği Kuril Adaları zincirinin hem yüzölçümü hem de stratejik ağırlığı açısından en kritik parçası konumunda.
Rusya’nın Kamçatka Yarımadası ve Japonya’nın Hokkaido Adası arasında uzanan bu coğrafi köprü, Moskova için Pasifik Okyanusu’na çıkış kapısı işlevi görüyor. Ohotsk Denizi’ni açık okyanustan ayıran bu doğal bariyer, Rus Pasifik Donanması’na ait denizaltıların ve harp gemilerinin yıl boyunca okyanusa serbestçe açılmasını sağlıyor. Dolayısıyla ada, sadece bir kara parçasından ibaret değil, Rusya’nın doğal bir “uçak gemisi”.
Askeri ve jeopolitik boyutunun ötesinde İturup, olağanüstü zengin doğal kaynakları ve iktisadi potansiyeliyle de öne çıkıyor. Ada, deniz ürünleri bakımından Kuzey Pasifik’in en bereketli balıkçılık havzalarından birine ev sahipliği yapıyor. Ayrıca İturup üzerindeki Kudriavy Yanardağı, renyum elementinin en zengin doğal kaynaklarından biri. Bu nadir bulunan element özellikle yüksek teknoloji bileşenleri ve havacılık sanayisinde kritik önem taşıyor. Adanın bir diğer ekonomik önemi ise jeotermal enerji potansiyeli ve yeraltı maden kaynakları.
Adadaki Rus varlığı
1945 yılında Sovyetler Birliği orduları tarafından faşist-militarist Japon İmparatorluğu’ndan kurtarılan adanın statüsü, resmi bir barış anlaşması imzalanamadığından dolayı 80 yıldır belirsizliğini koruyor.
Japonya, “Kuzey Bölgeleri” olarak ilan ettiği adalar silsilesinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğü adanın devrini isterken Rusya ise adayı Ohotsk Denizi’ni koruyan müstahkem bir askeri kaleye dönüştürmüş durumda. Uluslararası savunma analizlerine ve strateji merkezlerine (CSIS, IISS) göre, adaya daimi olarak konuşlandırılan 18. Makineli Tüfek ve Topçu Tümeni bünyesindeki 3 bin 500 ila 5 bin civarındaki personel, modernize edilmiş T-72B3 tankları, zırhlı araçlar ve ağır topçu sistemleriyle kara savunması sağlanırken, adaya konuşlandırılan süpersonik P-800 Oniks füzelerine sahip Bastion ve Bal kıyı savunma sistemleri ve S-300V4 ve Tor-M2 hava savunma bataryaları da Rusya’nın adayı her türlü saldırı ve savunma için donattığını gösteriyor. Ek olarak Ohotsk’un derinliklerinde “saklanan” nükleer balistik füze denizaltıları (SSBN) da İturup’taki Rus varlığını tam güvenceye alıyor.
Sürgünlerin durumu
Japon basını, Putin’in İturup ziyaretini yalnızca diplomatik bir gerilim olarak değil, tarihsel hafızaya indirilmiş bir darbe olarak değerlendirdi.
The Japan Times tarafından aktarılan haberde ise ziyaretin zamanlaması öne çıktı. Hiroşima ve Nagazaki atom bombası anmalarının hemen ardından, II. Dünya Savaşı’nın bitiş yıl dönümünün ve Japon geleneksel aile/ata anma dönemi olan Obon Bayramı’nın tam ortasında gerçekleşen ziyaret sembolik bir “gönderme” olarak görüldü. Ayrıca, Tokyo yönetimi açısından ziyaretin Sovyetler Birliği’nin 1945 yılındaki “işgalini” diplomatik bir jestle yeniden tescilleme çabası olarak okunduğuna değinildi.
Haberde adadan sürgün edilen Japon toplumunun trajedisi de öne çıkarıldı. “1945 işgali” sonrası adadan çıkarılan 17 bin 500 Japon sakinden bugün yalnızca 5 bin kadarının hayatta kaldığı ve yaş ortalamasının 89,8’e ulaştığı belirtilen haberde özellikle sürgünlerin, pandemi ve Rusya’nın Ukrayna işgali nedeniyle askıya alınan ata mezarlarını ziyaret programlarına da dikkat çekildi. Gazeteye konuşan eski ada sakinlerinin temsilcisi Hiroki Mori ise gemi üzerinden adadaki mezarlara bakıp dua ettikleri bir dönemde Putin’in adayı ziyaret etmesini üzüntüyle karşıladıklarını belirtti.
Fotoğraf: mk.ru
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
