Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Uzak Doğu gezisi sırasında Kuril Adaları’ndan İturup’a yaptığı ziyaret, Moskova ile Tokyo arasındaki onlarca yıllık toprak anlaşmazlığını yeniden gündeme taşıdı.
Perşembe günkü ziyaret, Putin’in 25 yılı aşan devlet başkanlığı döneminde Kuril takımadalarına yaptığı ilk ziyaret olarak kayda geçti. Putin bir balık işleme tesisini, hastaneyi ve okulu ziyaret etti. Japonya ise ziyarete sert tepki gösterdi. Başbakan Sanae Takaichi, Putin’in adaya gitmesini “kesinlikle kabul edilemez” olarak nitelendirdi.
Peki, birkaç ada neden Rusya ile Japonya arasında 80 yılı aşkın süredir çözülemeyen bir mesele olmaya devam ediyor?
“Kuril Adaları sorunu” denince, aslında Rusya’nın elinde bulunan takımadaların tamamı değil, dört ada ve ada grubunun statüsü tartışılıyor:
Etorofu (Rusçası İturup)
Kunaşiri (Kunaşir)
Şikotan
Habomai Adaları
Japonya bu bölgeyi “Kuzey Toprakları” olarak adlandırıyor ve adaların tarihsel olarak kendisine ait olduğunu savunuyor. Moskova ise İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda oluşan sınırların uluslararası düzeyde belirlendiği ve adaların Rusya’nın ayrılmaz parçası olduğu görüşünde.
Egemenlik anlaşmazlığına konu olan adaların toplam yüzölçümü yaklaşık 5 bin kilometrekare. Bu topraklarda bugün yaklaşık 19 bin kişi yaşıyor; Habomai adacıklarında ise sürekli yerleşim bulunmuyor.
1855’te sınır çizildi
İki ülke arasındaki sınır meselesinin kökeni 19. yüzyıla uzanıyor.
Rusya ile Japonya, 1855 Şimoda Antlaşması ile sınırı Etorofu ile Urup adaları arasından geçecek şekilde belirledi. Buna göre, bugün tartışmalı olan dört ada Japonya tarafında kalıyordu.
Daha sonra 1875’te yapılan başka bir anlaşmayla Japonya, Sahalin üzerindeki haklarından vazgeçti; buna karşılık Kuril zincirindeki adaların tamamını elde etti. Bu tarihsel anlaşmalar, Tokyo’nun bugünkü toprak iddiasının temelini oluşturuyor.
Asıl kırılma noktası 1945 oldu.
Sovyetler Birliği, Japonya’nın teslim olduğu İkinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde Japonya’ya savaş açtı ve Ağustos sonu ile eylül başında tartışmalı dört adanın kontrolünü ele geçirdi.
Savaşın ardından adalar Sovyetler Birliği’ne bağlandı. Burada yaşayan yaklaşık 17 bin Japon da zaman içinde bölgeden çıkarıldı.
Japonya, bu adaların Kuril zincirinin parçası olmadığını ve dolayısıyla savaş sonrası Kuriller üzerindeki haklarından vazgeçmesinin bu dört adayı kapsamadığını savunuyor. Moskova ise savaşın sonuçlarının yeniden tartışılamayacağı görüşünde.
Şu anda ortada ilginç bir durum var: İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 80 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen Rusya ile Japonya arasında resmî bir barış anlaşması bulunmuyor. Yani kağıt üzerinde de olsa iki ülke hâlâ savaşta.
1956’da Sovyetler Birliği ve Japonya, savaş durumunu resmen sona erdirip diplomatik ilişkileri yeniden kurdu. Ancak adaların geleceği konusunda anlaşmaya varılamadığı için kapsamlı barış anlaşması imzalanamadı.
O dönemde Moskova, Şikotan ve Habomai’nin Japonya’ya devredilmesini öngören bir formüle kapı aralamıştı. Ancak Tokyo, diğer iki büyük ada olan Etorofu ve Kunaşiri’nin de iadesini talep etti. Böylece anlaşma sağlanamadı.
Umut ışığı
Putin’in ilk devlet başkanlığı yıllarında ve özellikle 2010’lu yıllarda Moskova ile Tokyo arasında zaman zaman ciddi görüşmeler yapıldı.
Japonya’nın eski Başbakanı Şinzo Abe ile Putin arasında Kuril sorununun çözülmesi ve bir barış anlaşması imzalanması konusunda yoğun diplomasi yürütüldü.
Ancak tarafların temel yaklaşımı değişmedi: Japonya dört adanın statüsünün çözülmesini istedi, Rusya ise egemenliğinden taviz vermeye yanaşmadı.
Üstelik Moskova açısından mesele sadece birkaç küçük adadan ibaret değil.
Neden önemli?
Kuril Adaları, Rusya’nın Uzak Doğu’daki stratejik konumu açısından büyük önem taşıyor.
Ada zinciri, Ohotsk Denizi ile Pasifik Okyanusu arasındaki geçişi kontrol eden bir konumda bulunuyor. Bu bölge Rusya’nın Pasifik Filosu açısından stratejik değer taşıyor ve adalar Moskova’ya ileri askerî konuşlanma ve deniz geçişlerini kontrol etme imkânı sağlıyor.
Bu nedenle adaların herhangi birinin Japonya’ya devredilmesi, özellikle Japonya’nın ABD ile askerî ittifakı dikkate alındığında, Moskova açısından sadece bir toprak tavizi olarak görülmüyor. Rusya son yıllarda Kuril zincirindeki askerî altyapısını da güçlendirdi.
Kuril sorununda zaten sınırlı olan diplomatik ilerleme, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden sonra neredeyse tamamen durdu.
Japonya’nın Batılı ülkelerle birlikte Rusya’ya yaptırım uygulamasının ardından Moskova, Mart 2022’de Tokyo ile barış anlaşması görüşmelerini sürdürmeyeceğini açıkladı. Ayrıca tartışmalı adalarla ilgili bazı vizesiz ziyaret ve ortak ekonomik faaliyet programlarından da çekildi. Japonya ise Rusya’nın kararını kabul etmediğini duyurdu.
Putin’in ziyareti
Putin’in İturup ziyareti, sembolik açıdan oldukça önemli.
Rusya lideri, adanın statüsünün İkinci Dünya Savaşı sonrasında belirlendiğini, Japonya ile ilişkilerin 2022’den sonra Tokyo’nun yaptırımları nedeniyle bozulduğunu söyledi. Japonya ise ziyareti egemenlik iddiasına doğrudan meydan okuma olarak gördü.
Kısacası Putin’in ziyareti, “Kuril Adaları konusunda Rusya’nın tavrı değişmedi, Moskova bu toprakların geleceğini müzakere konusu olarak görmüyor” anlamına geliyor.
Tokyo açısından ise mesele hâlâ kapanmış değil. Japonya, dört adanın kendisine ait olduğunu savunmayı sürdürüyor ve toprak sorununu çözmeden kapsamlı bir barış anlaşmasına ulaşmayı hedefliyor.
Böylece, İkinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde başlayan Kuril düğümü, aradan seksen yılı aşkın süre geçmesine rağmen iki ülke arasındaki en büyük tarihî ve diplomatik sorunlardan biri olmaya devam ediyor.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
