Cuma, 18 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
*Serbest Kürsü

Kusursuz vurgunun anatomisi…

Yıldırım Aktuğan
Son güncelleme: 18 Eylül 2026 22:57
Yıldırım Aktuğan
Paylaş
Paylaş

Fon piyasalarında başlayan krizin fitili, Haziran 2026’da MSCI’ın yayımladığı “Piyasa Sınıflandırma Değerlendirmesi” ile ateşlendi.

MSCI, uluslararası yatırımcıların şikayetleri doğrultusunda, Türkiye piyasasındaki bazı küçük ölçekli şirketlerde fonlar üzerinden gerçekleşen “olası koordineli işlem davranışlarının tekrarlanan örneklerini” resmi olarak raporladı. 

Tehdit açıktı: Türkiye, Kasım 2026 incelemesine kadar piyasa şeffaflığı ve fon işlemlerinde “somut ve güvenilir ilerleme” sağlamazsa, statüsü düşürülerek “Frontier Market” (Sınır Piyasa) veya “Standalone” (Bağımsız Piyasa) kategorisine çekilecekti. Bu durum, milyarlarca dolarlık yabancı fonun Türkiye’den tamamen çıkması anlamına geliyordu. 

MSCI, takibi daha da sıkılaştırarak 25 Ağustos 2026’da sert bir adım attı. Daha önce MSCI Türkiye Small Cap Endeksi’ne dahil edileceğini açıkladığı Tera Yatırım, Tera Finansal Yatırımlar ve Kardemir B paylarını; gelen yatırımcı şikayetleri ve “yatırım yapılabilirlik endişeleri” nedeniyle endekse eklemekten vazgeçtiğini duyurdu. Bu karar, söz konusu hisseleri ve arkasındaki fon gruplarını doğrudan spot ışıklarının altına itti. 

Normal şartlarda yatırım fonlarının riski dağıtmak için portföyü onlarca farklı hisseye veya kamu borçlanma araçlarına bölmesi gerekir. Ancak krizin merkezindeki bu fonlar tam tersini yaptı. Paralarının büyük kısmını BIST 30 gibi likit ve derinliği olan şirketler yerine; piyasa hacmi son derece sığ olan (örneğin Destek Finans Faktoring gibi) az sayıda şirketin hissesine yönelttiler. Fonlar sürekli aynı sığ hisseleri satın aldığı için, pay fiyatları yapay biçimde her gün tavan seviyelere tırmandı. Hisseler primlendikçe fonların portföy değeri de katlandı. Dahası, aynı gruba veya ortaklara ait farklı fonlar bu sığ hisseleri yüksek fiyattan birbirlerine satarak hisse değerini suni olarak tırmandırdı ve kâğıt üzerinde sürekli “devasa kârlar” yazdırdı. 

Üstelik fonlar yalnızca yatırımcıdan topladıkları nakitle yetinmeyip sistemi kaldıraçla büyüttüler. Değeri yapay biçimde şişirilmiş bu hisseler, bankalara veya aracı kurumlara “teminat” gösterildi. Teminatlar karşılığında çekilen büyük tutarlı nakit kredilerle yine aynı hisselerden alımlar yapılarak düşüşler engellendi ve yukarı yönlü trend finanse edildi. 

Bu Ponzi kurgusu, fona kesintisiz taze nakit aktığı ve hisse fiyatları yükseldiği sürece işliyordu. Ancak MSCI’ın uyarısı sonrası Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), olası bir küme düşürme kararını önlemek amacıyla 28 Ağustos 2026’da fon rehberinde radikal değişikliklere gitti. 

Yeni düzenlemeyle serbest fonların BIST 30 dışındaki paylarda tek bir hisseye yığılması engellendi. Tek bir hisse için azami sınır yüzde 5, toplam küçük hisse ağırlığı ise en fazla yüzde 20 olarak belirlendi. Fonlara bu pozisyonları azaltmaları için ekim ve kasım aylarına kadar süre tanınırken, TEFAS’ta büyük pay sahibi olan gizli yatırımcıların kimliklerinin açıklanması zorunlu kılındı. 

Bu kurallar, manipülatif ve sığ hisselerde yoğunlaşan fon yöneticilerini hızla satış yapmaya zorladı. Ancak hisseler yapay değerlendiği için piyasada gerçek bir alıcı tabanı yoktu. Fonlar satışa geçtikçe tahtalar üst üste taban oldu ve piyasada likidite tamamen kurudu. Hisselerin değer kaybetmesiyle teminat açığına düşen bankalar ek nakit çağrısında bulundu; teminatlar hızla tasfiye baskısı altına girdi. Durumu fark eden yatırımcıların yaklaşık 1 milyar dolarlık nakit çıkış talebi eklenince, likidite üretemeyen Pusula Portföy ve Tera Portföy ardı ardına temerrüde düştü. Kriz, SPK’nın 131 fonu tasfiye sürecine almasıyla sonuçlandı. 

Bu süreç, yapay fiyatlamalar ve türev baskılarla büyüyen klasik bir finansal manipülasyonun çöküşüdür. Ancak piyasayı denetlemekle yükümlü kurumların söz konusu Ponzi mekanizmasına uzun süre seyirci kalması ve suni servet artışına zamanında müdahale etmemesi, sürecin ancak MSCI tehdidiyle harekete geçebildiğini göstermektedir. 

Gelinen noktada şu soruların aydınlatılması gerekmektedir:

1-Büyüklüğünün yaklaşık 10 milyar dolara ulaştığı tahmin edilen bu fonlardan, SPK tebliği öncesinde ve hemen sonrasında çıkış yaparak zararı küçük yatırımcının sırtına bırakan aktörler kimlerdir? 

2-Küçük yatırımcının mağduriyetini gidermek adına olası bir kamu müdahalesi planlanıyorsa, bu fatura halkın sırtına mı yüklenecektir? 

3-Borsa tarihimizin bu en büyük servet transferine zamanında müdahale etmeyip göz yuman denetim kadrolarıyla ilgili idari veya hukuki bir süreç işletilecek midir? 

İlgili kurumlar ciddi bir sınavın eşiğindedir. Bu süreçte takınılacak şeffaf ve kararlı tutum, Türkiye finans piyasalarının güvenilirliğini ve geleceğini doğrudan tayin edecektir.

İlgili haber:

Fon krizi nasıl başladı?

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiEkonomi
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanYıldırım Aktuğan
Takip et:
1958 yılında İzmir’de doğan Yıldırım Aktuğan, 1982 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünü tamamlamasının ardından iş hayatına 1984 yılında Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda başlamıştır. 1989 yılında Müsteşarlık bursu ile Boston Üniversitesinde Finans alanında yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra Müsteşarlıkta çeşitli kademelerde yönetici olarak görev yapmıştır. Yurtdışında Şikago ve Tokyo’da ekonomi müşaviri olarak görev yapan Aktuğan, ayrıca Eti Bor A.Ş.de Yönetim Kurulu üyeliği ve Halk Bankası’nda Denetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Müsteşarlıktan ayrıldıktan sonra bir süre Çeşme Belediye Başkan Yardımcılığı ve Çeştur A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yapan Aktuğan halen Çeşme ilçesinde Kurumsal Yönetim Danışmanı olarak görev yapmaktadır.
Önceki Makale “Figüran” Avrupa iki ateş arasında

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Tarih süper güçler mezarlığı

Adil Gürkan
18 Eylül 2026
EditörSerbest Kürsü

Muhalefetin stratejisi ne olmalı?

Gürsel Demirok
18 Eylül 2026
EditörSerbest Kürsü

Ermeni sınırında yeni dönem

Özer Arslanpay
18 Eylül 2026
EditörSerbest Kürsü

Böyle yaşayamayız artık 

Tijen Zeybek
17 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?