Türkiye ile Ermenistan arasındaki kara sınırının açılması bir süredir yeniden gündemde.
Ankara ve Erivan son yıllarda normalleşme sürecinde önemli mesafe aldı; Margara Sınır Kapısı yenilendi. Ağustos ayında Ermenistan Dışişleri Bakanlığı yönetimi ve yabancı büyükelçiler kapıyı ziyaret etti. Ermeni tarafı geçiş noktasının işletmeye hazır olduğunu açıkladı. Fakat sınırın açılması yalnızca kapıların yeniden çalışması anlamına gelmiyor çünkü işin bir de güvenlik boyutu var.
Ermenistan’ın Türkiye ve İran sınırlarında Rus sınır muhafızları onlarca yıl boyunca görev yaptı. Bugün bu sistem önemli ölçüde değişmiş durumda. Geçiş noktalarındaki Rus varlığı sona erdi. Sınır hattındaki Rus varlığı ise sürüyor.
Asıl kırılma burada.
Rus sınır muhafızlarının Ermenistan’daki görev alanlarının devri aşamalı gerçekleşti. Zvartnots Havalimanı’nda Rus birliklerinin görevi Ağustos 2024’te sona erdi. Ermeni sınır muhafızları havalimanındaki kontrolü devraldı. Ermenistan-İran sınırındaki Agarak Geçiş Noktası’nda da Rusların görevi 1 Ocak 2025’te sona erdi.
Türkiye sınırındaki Margara, 1 Mart 2025’ten itibaren tamamen Ermeni sınır muhafızlarının kontrolüne geçti. Akhurik’te de 2026 başında aynı aşamaya gelindi. Ermenistan Ulusal Güvenlik Servisi, geçiş noktasında yalnızca Ermeni sınır muhafızlarının görev yaptığını açıkladı. Hükümet raporu da Ermenistan’ın hiçbir aktif sınır geçiş noktasında Rus kontrolü kalmadığını kayda geçirdi. Bu, Ermenistan’ın sınır yönetiminde önemli bir egemenlik devri.
Fakat sınır kapısı ile sınır hattını birbirinden ayırmak gerekiyor.
Yeşil sınırdaki Ruslar
“Yeşil sınır” ifadesi, iki ülke arasındaki resmi geçiş noktalarının dışında kalan kara sınırını anlatıyor. Bir başka ifadeyle, Margara ya da Akhurik gibi kapılar sınırın giriş noktaları. Kapıların dışındaki dağlık ve kırsal arazi ise yeşil sınır. Rusya’nın varlığı esas olarak burada devam ediyor. Akhurik bunun en açık örneği. Ermeni makamları geçiş noktasındaki Rus varlığının sona erdiğini doğruladı. Ancak Mart 2026’da yapılan saha çalışmasında, Türkiye sınırının Akhurik bölgesindeki korunmasının hâlâ Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin sınır birlikleri tarafından yürütüldüğü ortaya çıktı. Dolayısıyla bugün ortaya çıkan tablo iki parçalı. Kapılar Ermenistan’ın kontrolünde, sınır hattının bazı kesimlerinde Rus birlikleri hâlâ görev yapıyor.
Bu ayrım önemli. Çünkü Ermenistan’ın sınır güvenliğini tamamen kendi kurumlarının kontrolüne alma hedefi henüz tamamlanmış sayılmıyor. Ermenistan’daki iktidar çevreleri de bunu açıkça ifade ediyor. Sivil Sözleşme milletvekili Vahagn Aleksanyan, Ocak 2026’da ülkenin bütün sınır çevresinde kendi denetimini kurma hedefinden söz etti.
Türkiye açısından mesele ne?
Mesele daha çok Rusya’nın Ermenistan’ın güvenlik mimarisindeki konumu. 1992’de yapılan düzenlemeyle Rus sınır muhafızları Ermenistan’ın Türkiye ve İran sınırlarının korunmasına katıldı. Bu sistem Sovyetler Birliği’nin dağılmasının hemen ardından ortaya çıktı. O dönemde Ermenistan’ın devlet kurumları yeni kuruluyordu.
Şimdi Ermenistan kendi sınır kurumlarını güçlendiriyor. Avrupa ile güvenlik ve sınır yönetimi alanındaki iş birliğini genişletiyor. Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşme süreçlerini ilerletiyor. Bölgesel ulaşım ağlarının yeniden kurulması için çalışıyor. Bu nedenle Rusya’nın sınır kapılarından çekilmesi teknik bir personel değişikliğinden daha büyük anlam taşıyor. Ermenistan güvenlik alanındaki yetkilerini yeniden devlet kurumlarında topluyor.
Türkiye açısından bunun sonucu da açık: Ankara ile Erivan arasındaki doğrudan temasın önündeki eski güvenlik mimarisinin Rusya’ya bağlı bölümü küçülüyor.
Moskova’nın Gümrü kartı
Rusya’nın Ermenistan’daki askeri varlığının merkezinde artık sınır muhafızları yerine Gümrü’deki 102. Askeri Üs bulunuyor. Gümrü’deki 102. Askeri Üs. Üs 1995 tarihli anlaşmaya dayanıyor. 2010’da yapılan düzenlemeyle Rus askeri varlığının süresi 2044’e kadar uzatıldı. Ancak Eylül 2026’da bu konu artık Erivan’da farklı bir siyasi dille tartışılıyor. Başbakan Nikol Paşinyan, Rusya’nın 102. Üssü’nün Ermenistan açısından artık “hayati bir gereklilik” oluşturmadığını, Moskova çekilmek isterse Erivan’ın buna itiraz etmeyeceğini belirtti. Vladimir Putin de Rusya’nın üssü çekme kararını Ermenistan’ın isteğine bağlayan bir açıklama yaptı. Henüz ortada bir çekilme kararı yok. Fakat siyasi tartışmanın yönü değişmiş durumda.
Güvenlikten ekonomiye
Bu değişimi yalnızca askerî başlıklar üzerinden okumak da eksik kalır. Enerji ilişkileri aynı dönüşümün ekonomik ayağını oluşturuyor. Ermenistan uzun yıllardır Rus gazına yüksek ölçüde bağımlı. Gaz piyasasında Gazprom Armenia’nın ağırlığı bulunuyor. Son haftalarda doğal gaz fiyatı üzerinden başlayan tartışma bu bağımlılığı yeniden gündeme taşıdı. Paşinyan 11 Eylül’de çok açık bir mesaj verdi: Ermenistan, gaz fiyatları artsa da kaynaklarını çeşitlendirmeye devam edecek. İkinci bir kaynaktan gaz getirilebilirse bunun takip edileceğini söyledi. Üçüncü bir kaynak için de aynı yaklaşımı ortaya koydu. “Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu” (TRIPP) kapsamında Ermenistan üzerinden bir gaz boru hattı kurulması halinde transit geliri elde edilmesinin de değerlendirilebileceğini belirtti. Bu sözler tek başına Rusya ile enerji bağlarının kopacağı anlamına gelmiyor. Başka bir şeyi gösteriyor: Erivan artık tek bir kaynağa bağımlı kalmak istemiyor.
Paşinyan’ın Ağustos ayında Ulusal Meclis’te sunduğu 2026-2031 programında da aynı yaklaşım görülüyor. Başbakan, ekonominin farklı alanlarında çeşitlendirmeyi bağımsızlığın korunması açısından temel bir ilke olarak tanımladı. Enerjide bunun karşılığı yeni gaz kaynakları.
Ekonomide farklı pazarlar.
Güvenlikte farklı ortaklar.
Sınır yönetiminde ise kendi kurumlarının güçlendirilmesi.
Bu dört başlık aslında aynı stratejinin parçaları.
Moskova’nın anlatısı
Rusya’nın Ermenistan’daki varlığının küçülmesine yönelik en güçlü itirazlardan biri, ülkenin Rus askeri desteği olmadan savunmasız kalacağı iddiası. Bu söylemin temelinde tek bir varsayım var: Rusya çekilirse güvenlik boşluğu oluşur.
Ancak Erivan’ın yaklaşımı farklı. Paşinyan hükümeti güvenliği tek bir büyük gücün korumasına bırakmak yerine farklı ortaklıklar ve ulusal kapasite üzerinden yeniden kurmaya çalışıyor. Bu nedenle 102. Üs tartışması ile sınır muhafızlarının çekilmesi aynı çerçevenin içinde okunabilir. Rusya’nın Ermenistan’daki eski güvenlik ayrıcalıkları aşamalı biçimde sorgulanıyor. Bunun karşılığında Erivan yalnızca Moskova’dan uzaklaşmıyor. Kendi kapasitesini artırıyor.
Asıl soru
Türkiye-Ermenistan sınırının açılması halinde ortaya çıkacak mesele sadece ticaret, ulaşım ya da gümrük işlemleri olmayacak. Sınırın güvenliğini kimin sağlayacağı da önem taşıyacak. Bugün geçiş noktalarında kontrol Ermenistan’a geçmiş durumda. Sınır hattının bazı kesimlerinde ise Rus birlikleri hâlâ görev yapıyor. Bu nedenle Margara’nın açılması kadar Rus sınır muhafızlarının yeşil sınırdaki geleceği de izlenmeli. Çünkü ilişkilerin normalleşmesinin nihai anlamı sadece sınır kapısının açılması olmayacak. Ermenistan’ın kendi sınırını kendi kurumlarıyla yönetebilmesi de bu normalleşmenin önemli bir parçası olacak.
Fakat sınır kapılarından 102. Üs tartışmasına, doğal gazdan dış ticarete kadar uzanan tablo aynı yöne işaret ediyor. Ermenistan, güvenlik ve ekonomi alanlarında Rusya’ya dayalı eski modeli çeşitlendirilmiş ve daha fazla kendi kontrolünde olan yeni bir yapıyla değiştirmeye çalışıyor.
Türkiye-Ermenistan sınırı açılırsa bu dönüşüm Güney Kafkasya’da çok daha görünür hale gelecek.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
