Bir Japon yönetmenin iki Rohingya çocuğun hikâyesi üzerinden anlattığı “Hara Watan” (Kayıp Vatan), yalnızca bir film değil, dünyanın büyük ölçüde unuttuğu bir trajediye bakış.
Bir çocuk için “vatan” ne demektir?
Doğduğu ev, oynadığı sokak, okuluna giden yol, annesinin mutfağı, arkadaşları, bildiği dil ve her gün gördüğü manzara…
Peki bütün bunları kaybeden ve doğduğu ülkenin vatandaşı bile kabul edilmeyen bir çocuk için vatan ne anlama gelir?
Japon yönetmen Akio Fujimoto, 2025 yapımı Hara Watan filminde bu soruya iki çocuğun hikâyesi üzerinden cevap arıyor.
Kısa süre önce TRT 2’de de gösterilen film, Bangladeş’teki bir Rohingya mülteci kampında yaşayan 4 yaşındaki Shafi ile 9 yaşındaki ablası Somira’nın, Malezya’daki dağılmış ailelerine ulaşmak için çıktıkları tehlikeli yolculuğu anlatıyor. Film 99 dakika sürüyor ve Rohingya dilinde çekildi. Rohingyalar, Türkiye’de daha çok “Arakanlı Müslümanlar” olarak bilinen, Myanmar’ın Rakhine (Arakan) bölgesinde yaşayan Müslüman topluluk.
Venedik Film Festivali’nin Orizzonti bölümünde gösterilen Hara Watan, Özel Jüri Ödülü kazandı. Filmin oyuncularının önemli bölümü profesyonel oyuncu değil; Fujimoto’nun çalışmaları sırasında tanıştığı Arakanlı Müslümanlardan oluşuyor.
Fujimoto’nun anlattığına göre “hara” kayıp, “watan” ise burada vatan anlamına geliyor. Ancak yönetmen daha sonra “watan” kelimesinin beden anlamıyla da bağlantılı olduğunu öğrenmiş.
Bu ayrıntı filmin adını daha da anlamlı hale getiriyor.
Çünkü Arakanlı Müslümanlar açısından mesele yalnızca bir toprak parçasını kaybetmek değil. Aynı zamanda evlerini, kimliklerini, vatandaşlıklarını ve ait oldukları yere ilişkin güven duygusunu kaybetmek.
Fujimoto da filmin amacını, Arakanlı Müslümanların yaşadığı kaybın seyirci tarafından yalnızca siyasi bir mesele olarak değil, insani bir kayıp olarak hissedilmesi şeklinde anlatıyor.
Rohingyalar kim?
Rohingyalar (Arakanlı Müslümanlar), Myanmar’ın batısındaki Rakhine (Arakan) eyaletinde yaşayan Müslüman bir topluluk.
Ancak “Rohingya” adı Myanmar’da uzun yıllardır siyasi ve toplumsal açıdan tartışmalı. Myanmar yönetimleri Rohingyaların büyük bölümünü ülkenin vatandaşları olarak tanımadı.
Sorunun en önemli dönüm noktalarından biri 1982 Vatandaşlık Yasası oldu. Birleşmiş Milletler kaynaklarına göre yasa, vatandaşlığı farklı kategorilere ayırırken Rohingyaların büyük bölümünü vatandaşlık dışında bıraktı ve topluluğun vatansızlaşmasına yol açtı.
Bunun sonuçları günlük hayatın hemen her alanında görüldü.
Hareket özgürlüğünün kısıtlanması, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimde sorunlar, siyasi hakların kaybedilmesi ve ekonomik dışlanma, Arakanlı Müslümanların hayatının parçası haline geldi.
Yani Kayıp Vatan’daki çocukların yola çıkması, yalnızca daha iyi bir hayat arayışının sonucu değil.
Onların zaten yıllardır süren bir vatansızlık ve güvensizlik hikâyesinin içinde doğmaları söz konusu.
Büyük kaçış
Rohingya meselesinin dünyada geniş biçimde gündeme gelmesine yol açan en büyük olay 2017’de yaşandı.
Myanmar ordusunun Rakhine’deki operasyonlarının ardından yaklaşık 750 bin Müslüman Myanmar’dan kaçarak Bangladeş’e geçti. Birleşmiş Milletler kaynakları öldürme, cinsel şiddet, evlerin yakılması ve zorla yerinden edilme gibi ağır ihlaller bildirdi.
Bangladeş’in Cox’s Bazar bölgesinde kısa sürede dünyanın en büyük mülteci yerleşimlerinden biri oluştu.
Aradan dokuz yıl geçmesine rağmen sorun çözülmüş değil.
UNHCR’nin 2026 verilerine göre Bangladeş’te 1 milyondan fazla Arakanlı Müslüman mülteci bulunuyor; çoğu Cox’s Bazar çevresindeki kamplarda yaşıyor.
Kamplardaki yaşam koşulları son derece zor. Barınma, temiz su, sağlık, eğitim ve gıda ihtiyaçları milyonlarca insan için hâlâ temel sorunlar arasında.
Çocukların gözünden
Fujimoto, Rohingya sorununu uzun uzun anlatan bir belgesel yapmak yerine iki çocuğu takip ediyor.
Shafi ve Somira, Bangladeş’teki kamptan ayrılıyor ve Malezya’daki yakınlarına ulaşmaya çalışıyor.
Yolculuk onları, çok sayıda insanın bulunduğu ve güvenlik açısından son derece riskli bir tekne yolculuğuna çıkarıyor. Denizde yaşanan bir olayın ardından iki kardeş kendilerini Tayland’da yalnız ve kaybolmuş halde buluyor.
Bu noktada film, büyük siyasi kavramları çocukların dünyasına indiriyor.
Vatansızlık nedir?
Bir çocuğun bunu bilmesi gerekmiyor. Onun bildiği şey, evinin olmadığı, ailesinin dağıldığı ve güvenli bir yere ulaşması gerektiği.
Bu nedenle filmde Rohingya meselesi istatistiklerden ve siyasi açıklamalardan çıkıp iki çocuğun yüzünde somutlaşıyor.
Yönetmenin sessizliği
Filmin bir başka dikkat çekici tarafı da yönetmenin bu hikâyeyi neden anlatmak istediği.
Fujimoto uzun yıllardır Myanmar üzerine çalışan bir yönetmen. Daha önceki filmlerinde de göç, kimlik ve yerinden edilme konularını ele aldı.
Ancak, 2017’de Arakanlı Müslümanların öldürülmesi ve yerlerinden edilmesi sırasında yeterince konuşmadığını, Myanmar halkına yardım etmeye çalışırken onların yaşadıklarını görmezden gelmiş olmanın kendisinde bir suçluluk duygusu yarattığını, projesinin de bu duygudan doğduğunu söylüyor.
Bu nedenle film yalnızca Arakanlı Müslümanların hikâyesini değil, dünyanın bu hikâyeye ne kadar sessiz kaldığını da hatırlatıyor.
Ancak filmde anlatılan olaylar geçmişte kalmadı.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi’nin Ağustos 2026’da yayımlanan değerlendirmesine göre Myanmar’daki insan hakları koşulları daha da kötüleşti.
Arakanlı Müslümanlar açısından sorun artık yalnızca Myanmar ordusunun uygulamalarıyla sınırlı değil. Rakhine’nin önemli bölümünü kontrol eden milliyetçi Budist Arakan Ordusu da Müslüman toplumuna yönelik öldürme, işkence, zorla çalıştırma, keyfi gözaltı ve yerinden etme gibi ihlallerle suçlanıyor.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
