Perşembe, 17 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
*Serbest Kürsü

Muhalefetin stratejisi ne olmalı?

Gürsel Demirok
Son güncelleme: 17 Eylül 2026 21:02
Gürsel Demirok
Paylaş
Paylaş

AK Parti çeyrek asra yaklaşan iktidarını sürdürmekte kararlı görünüyor. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta Rize’de yaklaşan seçimleri de başarıyla atlatacaklarına inandığını ifade etmesi, bu kararlılığın açık bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Muhalefetin önündeki mesele ise yalnızca seçim kazanmak değil, uzun yılların ardından seçmene güven veren bir iktidar alternatifi oluşturabilmektir. İktidarın devlet imkânlarından yararlanması, medya üzerindeki etkisi, siyasi transferler ve muhalefet içerisindeki ayrışmalar uzun süredir tartışılıyor. Bu nedenle muhalefetin stratejisinin yalnızca iktidarın uygulamalarına tepki göstermek üzerine kurulması yeterli olmayacaktır.

Dünyadaki bazı örnekler bu konuda önemli dersler içeriyor. Meksika’da PRI’nin 71 yıllık iktidarı 2000 yılında muhalefetin güç birliği yapması sonucu Vicente Fox’un seçilmesiyle sona erdi. Şili’de Pinochet yönetimine karşı farklı siyasi kesimler 1988 referandumunda “Hayır” kampanyası etrafında buluştu ve demokratik geçişin yolu açıldı. Polonya’da ise 2023 seçimlerinde farklı muhalefet blokları seçim sonrasında birlikte hareket ederek hükümeti kurabildi. Macaristan örneği de geniş muhalefet birlikteliklerinin tek başına yeterli olmadığını; seçmene ortak, anlaşılır ve inandırıcı bir gelecek perspektifi sunmanın önemini gösteriyor.

Elbette her ülkenin siyasi kültürü, kurumları ve seçmen yapısı farklıdır. Türkiye’nin geçmişte yaşadığı “Altılı Masa” deneyimi de muhalefet partilerini yeni ittifak modellerine karşı daha ihtiyatlı davranmaya yöneltiyor. Buna rağmen partilerin her konuda birleşmeleri gerekmese de demokrasi, hukuk devleti, ekonomi ve seçim güvenliği gibi temel konularda ortak hareket etmeleri mümkündür.

Buradan çıkarılabilecek bazı temel sonuçlar var: Muhalefet ideolojik farklılıklarını korurken asgari müştereklerde iş birliği yapabilmeli; yalnızca “iktidara karşı olmak” yerine ekonomi, hukuk, eğitim ve sosyal politikalar konusunda uygulanabilir bir gelecek programı ortaya koyabilmeli; sandık ve seçim güvenliği konusunda güçlü bir örgütlenme oluşturmalı; gençlerin, kadınların ve sivil toplumun siyasete katılımını artırmalıdır.

Ancak bütün bunlar yapılırken Türkiye’nin siyasi gerçekleri de göz ardı edilmemeli. Erdoğan ile seçmeni arasında uzun yıllar içerisinde oluşmuş güçlü bir siyasi bağ var. Ekonomik sıkıntılar yaşayan her seçmenin otomatik olarak iktidardan uzaklaşacağı varsayımı doğru olmayabilir. İktidarla ekonomik veya sosyal ilişkileri bulunan kesimler yanında, Türkiye’nin güvenlik ve dış politika gibi hassas meselelerinde Erdoğan’ın daha etkili hareket edebileceğini düşünen önemli bir seçmen kitlesi de bulunuyor.

Bu nedenle muhalefetin kamuoyu araştırmalarına, miting kalabalıklarına veya günlük siyasi gelişmelere bakarak erken iktidar beklentisine girmesi yanıltıcı olabilir.

Çeyrek asra yaklaşan bir iktidarı sandıkta yenmenin kısa yolu yoktur. Dünya örneklerinin ortak mesajı ise oldukça açık:

Geniş toplumsal güven, seçim güvenliği, ortak demokratik zemin ve seçmene umut veren inandırıcı bir gelecek programı olmadan yalnızca iktidar karşıtlığı seçim kazanmaya yetmeyebilir.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanGürsel Demirok
Takip et:
Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalarda referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .
Önceki Makale Ermeni sınırında yeni dönem

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Ermeni sınırında yeni dönem

Özer Arslanpay
17 Eylül 2026
EditörSerbest Kürsü

Böyle yaşayamayız artık 

Tijen Zeybek
17 Eylül 2026
Serbest Kürsü

Suçla mücadelede yeni anlayış

Mustafa Böğürcü
15 Eylül 2026
EditörSerbest Kürsü

Kahraman “Deli” Paşa

Alper Eliçin
15 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?