Cumartesi, 9 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe YazılarıManşet

Kalbin içinde yaşayanlar

İsmail Boy
Son güncelleme: 9 Mayıs 2026 16:41
İsmail Boy
Paylaş
Paylaş

Annelik, neredeyse bir inanç gibidir.

Birini ikna etmek istediğimizde “Anne” üzerine yemin ederiz; en ağır sözleri söylerken bile onu merkeze koyarız, canını çok yakmak istediğimiz insanların annelerine beddualar veya küfürler ederiz.

Bu yüzden Anneler Günü, diğer özel günlerden daha farklıdır.

Bu özel gün sadece duygusal değil, aynı zamanda tarihsel bir arka plana da dayanır.

Modern anlamda Anneler Günü, bir geleneğin değil, bilinçli bir vefa arayışının sonucudur.

Anna Jarvis, ABD iç savaş sonrası kadınları bir araya getirerek sağlık koşullarını iyileştirmeye çalışan ve 1905 yılında hayatını kaybeden annesi Ann Reeves Jarvis’in anısını yaşatmak isterken, bireysel bir yasın toplumsal bir hatırlamaya dönüşmesine öncülük etti.

Ancak geldiğimiz noktada zamanın ruhuna uygun olarak bu özel gününün de anlamı değişti.

Başlangıçta daha sade, daha içsel bir anma günü olarak düşünülen Anneler Günü, bugün hediyeler ve semboller üzerinden yaşanıyor artık.

Bu da bize şunu gösteriyor: İnsanların en derin duyguları bile zamanla ritüellere dönüştürülebiliyor.

Oysa Anneler Günü yaklaşırken insanın içi iki ayrı yerden sızlar…

Bir yanda hâlâ hayatta olan anneler…

Sesi duyulan, eli tutulabilen, bazen fark etmeden ihmal edilen ama varlığıyla en büyük güveni veren anneler.

Onlar; çocukları için hâlâ bir sığınaktır.

Kaç yaşına gelinirse gelinsin, “Anne” kelimesi insanın içinde çocuk kalan bir yeri uyandırır.

Belki her gün söylenmiyor ama onların varlığı, hayatın en sessiz ve en güçlü teminatı gibidir…

Diğer yanda ise artık hayatta olmayan anneler var…

Onlar fiziksel olarak yanımızda değil ama tuhaf bir şekilde çok içimizdeler. Bir davranışta, bir sözde, bir bakışta yerlerini alıyorlar…

Bazan kendi kendimize konuşurken onların cümlelerini kurduğumuzu fark ederiz.

Annelerin yoklukları bir boşluk değil, içimize yerleşmiş bir varlık hâlidir.

Belki de annelik dediğimiz şey tam olarak budur.

Sadece doğurmak ya da büyütmek değil; bir insana kendinden silinmeyen bir parça bırakmak. Öyle bir parça ki zaman geçse de mesafeler artsa da hatta hayat sona erse bile silinmeyen bir parça…

İnsanlık tarihi boyunca “Annelik” hep vardı.

İlk korkuda da vardı, ilk gülüşte de…

Belki adı konmamış olsa bile hissi hep aynıydı: korumak, sahip çıkmak, karşılıksız sevmek.

Bugün dönüp baktığımızda şunu anlıyoruz:

Anneler sadece bizi büyütmez, bizi biz yapan şeyi de inşa ederler. 

Anneler Günü’nün asıl kıymeti de burada ortaya çıkıyor. Bu sadece bir kutlama değil; bir hatırlatmadır.

“Şu an sahip olduğunun farkında mısın?” diye soran bir gündür bugün…

Çünkü burada kutlanan şey bir tercih değil, bir bağdır. Bir rol değil, bir özdür. Bugün söz konusu olan şey, insanın varoluşuna en derinden dokunan ilişkidir. 

Hepimizin başlangıç noktası, bir annenin kalbidir…

Bu yüzden eğer anneniz hayattaysa, bugün bir fırsattır:

Bir ses, bir sarılma, bir teşekkür için…

Eğer artık hayatta değilse, bilin ki o zaten sizinledir.

Attığınız her adımda, verdiğiniz her kararda, hissettiğiniz her derin duyguda o vardır. 

Çünkü anneler hayattayken kalbimizin dışında, ama gittikten sonra ise tam ortasında yaşarlar.

Ve belki de asıl mesele şu soruda gizlidir:

Biz bugün gerçekten annelerimizi mi hatırlıyoruz, yoksa sadece hatırladığımızı mı düşünüyoruz?

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Yazanİsmail Boy
Takip et:
İstanbul iktisadi ve Ticari ilimler Akademisi, Akşam bölümü mezunu, Koç Üniversitesi İşletme bölümünde Executive MBA, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Sosyoloji) bölümünde “Türkiye Üzerine Toplumsal İncelemeler” dallarında Master yaptı. Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora eğitimini yeterlilik aşamasında bıraktı. İran ve Rusya’da "Expat" olarak çalıştı Özel sektörde dış ticaret konusunda yöneticilik yaptı. Evli, iki çocuk babası, İngilizce ve Rusça biliyor.
Önceki Makale Ruhun “eşik hâli”
Sonraki Makale Sibylle Pasche Sibel Paşa olabilir mi?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Sibylle Pasche Sibel Paşa olabilir mi?

Dr. Nevin Sütlaş
9 Mayıs 2026
ManşetSerbest Kürsü

Ruhun “eşik hâli”

Tijen Zeybek
9 Mayıs 2026
Köşe YazılarıManşet

Kadim küreselleşme…

Emre Dilek
9 Mayıs 2026
GünlükManşet

New York’ta bir İngiliz “polis”

Medya Günlüğü
9 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?