Salı, 1 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

İstanbul’u yakan yangın

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 1 Eylül 2026 19:30
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Tarihte bazı ilginç tesadüfler vardır, insan ister istemez durup düşünür.

2 Eylül 1633’te İstanbul’un büyük bölümü alevler içindeydi. Tam 33 yıl sonra, yine bir 2 Eylül’de, bu kez Londra’da tarihe geçen başka bir büyük yangın başladı.

İki yangının arasında yalnızca 33 yıl vardı. İkisi de büyük ölçüde ahşap yapılardan oluşan, dar sokaklara sahip şehirlerde meydana geldi. İkisinde de rüzgâr alevlerin yayılmasını hızlandırdı ve yangınlar başladıkları bölgenin çok ötesine ulaştı.

Osmanlı döneminin en büyük İstanbul yangınlarından biri olan Cibali Yangını, 2 Eylül 1633 Cuma günü Cibali Kapısı yakınlarında başladı.

Dönemin kaynaklarına göre yangın, Haliç kıyısında gemi kalafatı sırasında yakılan bir ateşin yakındaki ahşap yapılara sıçramasıyla başladı. O gün İstanbul’un en büyük düşmanlarından biri olan poyraz da kuvvetliydi.

Haliç kıyısındaki Cibali’den başlayan yangın kısa sürede çevredeki ahşap yapılara yayıldı. Ardından surları aşarak şehrin iç kesimlerine ilerledi. Tarihçi Naîmâ’nın aktardığına göre alevler Ayakapı ve Cibali’den Küçük Mustafa Paşa Çarşısı’na, oradan da şehrin başka bölgelerine yayıldı.

Katip Çelebi’nin aktarımına göre, yangın üç gün sürdü ve İstanbul’un yaklaşık beşte biri harap oldu. Can kaybı sayısı bilinmiyor ama yangında 20.000’den fazla ev, konak ve dükkanın kül olduğu belirtiliyor.

Bu rakamın bugünkü anlamıyla yalnızca birkaç mahalleyi kapsamadığını söylemek gerekiyor. İstanbul o dönemde büyük ölçüde ahşap yapılardan oluşuyordu ve evler birbirine oldukça yakındı.

Bir evin tutuşması, yanındaki eve; oradan bütün sokağa, ardından başka bir mahalleye sıçrayabiliyordu. Üstelik yangına karşı modern anlamda örgütlenmiş bir itfaiye teşkilatı da henüz yoktu.

İstanbul’un büyük yangınlara karşı savunmasızlığının temel nedenlerinden biri de buydu. Dar sokaklar, ahşap yapılar, yoğun nüfus ve yetersiz söndürme araçları birleştiğinde küçük bir yangın kısa sürede felakete dönüşebiliyordu.

33 yıl sonra

İstanbul’dai büyük yangının üzerinden tam 33 yıl geçti.

Tarih: 2 Eylül 1666.

Bu kez sıra Londra’ydı.

Yangın, Londra’nın Pudding Lane bölgesindeki Thomas Farriner’a ait bir fırında başladı. Londra İtfaiyesi’nin tarihçesine göre yangın gece saatlerinde başladı ve kuvvetli doğu rüzgârının da etkisiyle hızla yayıldı.

Londra’nın o dönemki yapısı İstanbul’a şaşırtıcı derecede benziyordu.

Ahşap evler birbirine yakındı, sokaklar dardı, yangın söndürme teknolojisi sınırlıydı ve şehir uzun süren kuru bir yazın ardından oldukça kuruydu.

London Gazette 2 Eylül tarihli haberinde, yangının sabaha karşı saat iki civarında başladığını ve Thames Street yakınlarında çok sayıda evin şimdiden yandığını bildiriyordu.

Yangın dört gün boyunca Londra’nın merkezini kasıp kavurdu. Yaklaşık 13 bin ev ve 87 kilise yok oldu; St. Paul’s Katedrali de yangından kurtulamadı. On binlerce insan evsiz kaldı. Ölü sayısı ise kesin olarak bilinmiyor.

Ortak kader

İstanbul ile Londra’nın 33 yıl arayla aynı tarihte yanması elbette tarihsel bir tesadüf.

Fakat yangınların neden bu kadar büyük felaketlere dönüştüğüne baktığımızda ortak noktalar tesadüf olmaktan çıkıyor: Ahşap şehir.

İstanbul’da da Londra’da da yapıların önemli bölümü ahşaptı.

Yangının önünü kesmek, itfaiye araçlarını olay yerine ulaştırmak veya yanan binaları kontrollü biçimde yıkmak son derece zordu.

İstanbul’da poyraz, Londra’da doğudan esen kuvvetli rüzgâr alevlerin yayılmasını hızlandırdı.

İstanbul’da tulumbacı teşkilatının kurulmasına daha yaklaşık bir asır vardı. Londra’da ise 1666’da henüz modern anlamda örgütlenmiş bir itfaiye teşkilatı bulunmuyordu. Yangınla mücadelede kovalar, baltalar ve ilkel su pompaları kullanılıyordu.

İlgili yazı:

Büyük yangınların kronolojisi

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Doğru “kesme” kuralı
Sonraki Makale Mızraktan yapay zekâya

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

“Altay Prensesi”nin laneti

Medya Günlüğü
1 Eylül 2026
Köşe YazılarıManşet

Dün tekstildi, bugün otomotiv, yarın ne olacak?

Aydın Sezer
1 Eylül 2026
GünlükManşet

Türkiye’de “yabancı” olmak

Medya Günlüğü
1 Eylül 2026
Köşe YazılarıManşet

Mızraktan yapay zekâya

Erdal Çolak
1 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?