Sibirya’nın güneyindeki Altay Cumhuriyeti’nde 1993 yılında bulunan bir mumya, aradan geçen 33 yılın ardından yeniden tartışmaların merkezine oturdu.
“Altay Prensesi” veya “Sibirya Buz Bakiresi” olarak bilinen mumyanın yeniden toprağa verilmesini isteyenler, onun yalnızca arkeolojik bir buluntu olmadığını, Altay halkının kültürel mirasının bir parçası olduğunu savunuyor.
Türkiye açısından da bu hikâyenin özel bir anlamı var. Çünkü Altay bölgesi Türk tarihinin önemli coğrafyalarından biri, bölgede yaşayan Altaylar ise bir Türk halkı. Ancak 2 bin 500 yıl önce yaşamış kadının doğrudan “Türk” olduğunu söylemek bilimsel açıdan doğru değil. Mumyanın ait olduğu Pazırık kültürünün etnik kökeni hâlâ tartışmalı.
Mumya, Altay Dağları’ndaki Ukok Platosu’nda bir kurganda bulundu. Arkeolog Natalya Polosmak’ın başkanlığındaki ekip tarafından 1993’te çıkarılan kadının yaklaşık 25 yaşında olduğu ve Milattan Önce (M.Ö.) 5. yüzyılda yaşadığı düşünülüyor.
Sürekli donmuş toprak sayesinde bedeni olağanüstü biçimde korunmuştu. Üzerinde dikkat çekici dövmeler bulunuyor, yanında altı atla birlikte gömüldüğü görülüyordu. Giysileri ise ipek, yün ve keçe gibi malzemelerden oluşuyordu.
Buluntunun bilimsel değeri nedeniyle mumya, bulunduğu yerden yaklaşık 700 kilometre uzaklıktaki Novosibirsk’e götürüldü. Ancak Altaylıların önemli bir bölümü buna karşı çıktı. Mumya 2012’de Altay’a geri getirildi.
Bugün ise tartışma bir kez daha başladı: Mumya yeniden toprağa verilmeli mi?
Yeniden gömülmesini isteyenler, binlerce yıl önce toprağa verilen bir insanın mezarından çıkarılmasının Altay’ın geleneksel inançlarına aykırı olduğunu söylüyor.
Bazı yerel anlatılarda mumyanın çıkarılmasından sonra meydana gelen deprem, sel ve başka felaketler bile onun mezarının bozulmasına bağlanıyor.
Japonya’daki Toyo Bunko’nun yayımladığı akademik bir çalışmada, Ukok Prensesi’nin çıkarılmasının ardından 2003’te Altay Cumhuriyeti’ni sarsan büyük depremin, bazı şaman gruplarınca mumyanın bölgeden götürülmesine bağlandığı belirtiliyor.
Dönemin haberlerinde halkın, mumyanın çıkarılmasından sonra doğal afetlerin arttığına inandığı; özellikle 2003 depremi ve 2014’teki büyük sellerin bu olayla ilişkilendirildiği aktarılıyor.
Daha da ilginci, yerel bir şaman anlatısında 2003 depremi doğrudan “Prenses Kadın’ın kurganının ihlal edilmesine Altay’ın tepkisi” olarak yorumlanıyor. Bir şamanın, deprem öncesinde rüyasında Altay’ın ruhundan uyarı aldığı ve deprem sırasında insanları korumak için ritüeller gerçekleştirdiği anlatılıyor.
Başka bir yerel anlatıda ise mumyanın “ölüler dünyasına açılan kapıyı” koruduğuna inanılıyor. Bedeni çıkarılınca bu koruyucu işlevin ortadan kalktığı ve bunun sonucunda deprem, sel, dolu ve başka felaketlerin meydana geldiğine inanıldığı aktarılıyor.
Hatta helikopter olayı da bu inanışın bir parçası olmuş. Mumya 1993’te Altay’dan Novosibirsk’e götürülürken helikopterin motorlarından biri arızalanmış ve acil iniş yapılmış. Bu olay da bazı yerel halk tarafından “Prenses’in götürülmek istemediğinin işareti” olarak yorumlanmış.
Bilim insanları bu iddialara kuşkuyla yaklaşsa da mesele artık yalnızca bilimsel bir tartışma olmaktan çıkmış durumda.
Not: Görsel yapay zekâyla üretilmiştir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
