Çarşamba, 9 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörSerbest Kürsü

Hayvanlar yalan söyler mi?

Halil Ocaklı
Son güncelleme: 5 Eylül 2026 18:00
Halil Ocaklı
Paylaş
Paylaş

Belgesellerde, yiyecek saklarken diğer sincapları kandıran sincaplar görürüz. Ancak aynı numarayı yaparak türdeşlerini yanıltan başka hayvanlar da vardır ve listenin başında kargagiller yer alır.

Örneğin çalı kargası, kuzgunlar ve bazı saksağan türleri bariz yanıltıcı davranışlar sergiler. Yakınlarda izleyen bir türdeş fark ettikleri an yiyeceği saklıyormuş gibi yapar, ardından alıp gözlerden uzak başka bir yerde yeniden gizlerler.

Burada çarpıcı olan, hayvanın izlendiğini fark edince, rakibinin neyi ne kadar gördüğünü hesaba katarak hamlesini değiştirmesi ve gerçeği ondan gizlemeye çalışmasıdır. (1)

İnsanlarda yalan, kişinin doğru olmadığını bildiği bir bilgiyi, karşısındakini yanıltma amacıyla doğruymuş gibi aktarması olarak tanımlanabilir. Hayvanların sergilediği stratejiler dilsel bir önerme içermediği için klasik anlamda yalandan ayrılsa da sonuçları bakımından yanıltıcı bir davranıştır.

Hayvan davranışlarında yanıltma, kabaca işlevsel aldatma ve niyetli aldatma olarak iki düzeyde ele alınabilir: Hayvanın net bir kandırma amacı görülmese bile davranışın sonucu başkasını yanıltıyorsa bu durum işlevsel aldatma sayılır.

Niyetli aldatma içinse rakibinin bildiklerine göre stratejisini esnek biçimde değiştirmesi gerekir. Ancak bilinç, benlik tanıma, başkasının bakışını izleme ve niyetli aldatma aynı bilişsel yeti değildir ve birindeki başarı, diğerlerinin varlığını tek başına kanıtlamaz.

Sincaplar ve kuşlar dışında şempanzeler, orangutanlar ve bonobolar da rakiplerini yanıltmak için çeşitli taktiklere başvurur. Örneğin şempanze, rakibini değerli bir yiyecekten uzak tutmak için başka bir yöne bakar, böylece yanıltılan rakip uzaklaşırken yiyecek kendisine kalır. (2)

Bukalemun renk değiştirerek hayatta kalma şansını artırırken guguk kuşu yumurtalarını başka yuvalara bırakarak bakım yükünü devreder. Bazı antiloplar ise tehlike anında ölü taklidi yapıp ardından aniden kalkarak avcıdan kaçmaya başlar.

Ama bu örneklere bakarak hayvana avantaj sağlayan ya da bize karmaşık görünen her eylem bir aldatma davranışı sayılmamalı. Örneğin erkek mürekkep balığının dişilere yaklaşmak için dişi taklidi yapması ya da balon balığının kumda karmaşık geometrik desenler oluşturması, bütünüyle eş bulmaya yönelik davranışlardır.

Gerçeği saklamak için bilinç gerekir mi?

17. yüzyılda René Descartes, hayvanlara yönelik oldukça sert bir görüş ortaya koyuyordu.

Descartes’a göre bilinç akılla; akıl da dille bağlantılıydı. İnsan düşünebildiği ve konuşabildiği için akıl yürütebiliyordu. Hayvanlar ise konuşma yetisinden yoksun olduklarına göre böyle bir deneyime de sahip olamazdı. Bu yüzden birer “biyolojik makine”den öteye geçemiyorlardı.

Bugünün benzetmesiyle, bir otomobile sertçe dokunduğunuzda alarmın çalışmasıyla bir köpeğin acıyla inlemesi arasında onun açısından temel bir fark yoktu. Bu düşünce kulağa oldukça acımasız geliyor, değil mi? Ama işte yüzyıllar boyunca insanla hayvan arasındaki ayrım büyük ölçüde böyle temellendirildi.

Descartes haklı olsaydı, hayvanların sergilediği kurnazca aldatma taktiklerini de yalnızca karmaşık ama bilinçsiz refleksler olarak yorumlamamız gerekirdi.

Oysa bir hayvanın rakibinin kendisini izleyip izlemediğini ayırt etmesi, davranışını buna göre değiştirmesi ve sonrasında yiyeceğin yerini değiştirmesi, salt mekanik bir refleksle açıklanması oldukça güç görünen bir örüntüdür

Neyse ki 19. yüzyılda Darwin’in bilime katkılarıyla birlikte tablo değişmeye başladı. Darwin, fiziksel özelliklerimiz gibi düşünsel yeteneklerimizin de evrimsel geçmişimizin bir parçası olduğunu ortaya koydu. Buna göre sorun çözme, karşısındakinin niyetini okuma ve kurnazlık gibi beceriler de evrimsel süreçte aşamalı biçimde gelişmiş adaptasyonlardır.

Sonuç itibarıyla, bir hayvanın gerçeği maskeleyebilmesi için önce başkalarınca izlenip izlenmediğini sınaması ve bunun için tepkilerini ve davranışlarını kontrol edebilmesi beklenir. Tüm bu yetilerin düzeyi türden türe değiştiği için aldatma taktikleri de doğal olarak çeşitlilik gösterir.

Hayvan aynada kendisini mi görür?

Hayvan bilincini anlamaya yönelik araştırmalarda kullanılan en bilinen yöntemlerden biri ayna testidir. (3)

Testin mantığı basit: Hayvanın vücudunda doğrudan göremeyeceği bir noktaya renkli bir işaret konur ve karşısına bir ayna yerleştirilir. Hayvan eğer aynadaki görüntüye değil de kendi bedenindeki işarete yönelirse “aynadaki benim” diye düşündüğü varsayılır.

Ancak ayna testi, insan odaklı ve bu nedenle sorunlu bir yaklaşım barındırıyor olabilir. Biz insanlar çevreyi büyük ölçüde görsel ipuçları üzerinden anlamlandırdığımız için, diğer canlıları izlerken de farkında olmadan benzer ölçütlere başvuruyor olabiliriz.

Öte yandan ayna testindeki başarı, belirli bilişsel ve gelişimsel yetilere bağlı olduğundan insanlar için her yaşta aynı sonucu vermez. Örneğin Beulah Amsterdam’ın 1972 tarihli çalışması, insan bebeklerinin aynadaki işareti fark ederek kendi yüzlerine yönelmeye ancak yaklaşık 18–24 aylıkken başladığını göstermiştir. (4)

Bu durum, farklı canlı türlerinin çevreyi farklı duyusal kanallar üzerinden algıladığını da gözden kaçırmamayı gerektirir. Örneğin köpeklerde koku duyusu, görme duyusuna oranla çok daha güçlüdür. Çevreyi tanımada, diğer canlıları ayırt etmede ve bilgi edinmede kokular muazzam bir rol oynar.

Nitekim köpek saatlerce duvara boş boş bakabilir ama kendi kokusunu yüzlerce başka koku arasından ayırt edebilir. İnsanda ise koku duyusu bu ölçüde gelişmiş değildir. Bu nedenle, aynadaki yansımasını tanımayan bir hayvanı doğrudan “benlik algısından yoksun” saymak, bu algıyı tek bir duyusal performansa indirgemek anlamına gelir.

Sinyalin kaynağı da önemli

Hayvanlarda yanıltma davranışına ilişkin çalışmalar, bazı türlerin sinyalin kendisi kadar sinyali veren bireyin güvenilirliğini de değerlendirebildiğini gösteriyor. Örneğin vervet maymunları, yiyecek çalmak amacıyla ortamda gerçek bir tehdit yokken de alarm çağrısı yaparak klan üyelerini yanıltabiliyor.

Ancak 1988 tarihli bir araştırma, sık sık yanlış alarm veren bireylere klanın zamanla daha kuşkucu yaklaştığını ortaya koydu. Bu bulgu, vervet maymunlarının hem çağrının simgesel anlamını hem de çağrıyı yapan bireyin geçmiş davranışlarını dikkate aldığını göstermesi bakımından önemli. (5)

Bu tür davranışlar, insanlardaki bilinçli yalan söylemeyle birebir aynı olmasa da aldatıcı davranışın ilginç örnekleri arasında değerlendiriliyor.

Son olarak, konuya bir de Hint felsefesi penceresinden bakalım.

Advaita Vedanta öğretisine göre bilinç, insana özgü bir ayrıcalık değil, bütün varoluşun temelindeki arı gerçekliktir. Bireysel benlikler ise bu evrensel özün sınırlı görünümleridir.

Bu yaklaşıma göre hayvanlar da bilinçten yoksun değildir; çünkü aynı temel gerçeklik, farklı biçimlerde de olsa tüm canlılarda kendini gösterir. Canlı türleri arasındaki ayrım, özsel bir eksiklikten değil, duyusal ve bilişsel donanımların farklı düzeylerde işlemesinden kaynaklanır.

Dolayısıyla insan ile hayvan arasındaki bilinçsel ayrım, deneyimin özünde değil, nasıl algılandığı, işlendiği ve dışa vurulduğundadır.

En eski metinleri yaklaşık 2.700 yıl öncesine uzanan Vedanta’ya burada değiniyorum; çünkü bilinç kavramını insan merkezli olmaktan çıkarıp evrensel bir düzlemde ele alan ilk öğretilerden biridir.

***

Son yıllardaki araştırmalar, insanlarla hayvanlar arasındaki bilişsel farkların uzun süre varsaydığımız kadar keskin olmayabileceğini gösteriyor. Bazı hayvanların geçmiş deneyimlerinden yararlanarak koşullara göre farklı stratejiler geliştirebildiği görülüyor.

Bununla birlikte, bu davranışlar hayvanların insanlardakine benzer bir bilinçle gerçeği bildikleri ve onu bilinçli olarak gizledikleri sonucuna varmak için yeterli değil. 

Bilimsel yöntemler, hayvanların hangi bilgilere dayanarak hareket ettiğini dolaylı olarak sınayabilse de iç dünyalarını doğrudan okuyamaz. Bu nedenle hayvanların davranışlarını “yalan söyleme” yerine “niyetli aldatma” olarak değerlendirmek daha tutarlıdır.

Yine de bu davranışların çoğunun temelinde, evrim sürecinde şekillenmiş, sağ kalma ve üreme başarısını artıran bilişsel ve davranışsal örüntülerin yattığını anımsamak gerekir.

Kaynakça

1-Dally, Emery & Clayton (2006), Food-caching western scrub-jays keep track of who was watching when. Science, 312 (5780)

2-Hare, B., Call, J., & Tomasello, M. (2006). Chimpanzees deceive a human competitor by hiding. Cognition, 101 (3)

3-Gordon Gallup (1970), Chimpanzees: Self-Recognition. Science, 167(3914)

4-Beulah Amsterdam (1972), Mirror Self-Image Reactions Before Age Two. Developmental Psychobiology, 5 (4)

5-Cheney & Seyfarth (1988), Assessment of Meaning and the Detection of Unreliable Signals by Vervet Monkeys. Animal Behaviour, 36

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanHalil Ocaklı
Takip et:
Bayburt'un Sisne köyünde doğdu (1964). Almanya'da gurbetçi bir çocuk olarak büyüdü ve burada Yunan-Roma tarihi okudu. California Berkeley Üniversitesi'nde Proto-Altayca ve Japonca ilişkileri üzerine çalıştı. Bu süreçte Japonya'da Kyushu Üniversitesi'nde bir sömestr geçirdi. Çalışma alanı: Diyakronik (Artsüremli) Proto-Dil Tipolojisi. Türkiye ve ABD'de profesyonel turist rehberliği ve çevirmenlik yaptı, 50'den fazla ülke gezdi. Rodos'ta otel işletmeciliği yaptı. Hindistan'da çeşitli eğitimler aldı. Rusya'da Tver Devlet Üniversitesi'nde çalışırken Olga ile evlendi. Kadim Vedanta felsefesine derin bir ilgi duyuyor. Aksiyon dolu yılların ardından, şimdi Bergamo (İtalya) ve Antalya'nın sade sakinlerinden biri olmaya çalışıyor.
Önceki Makale Gazeteci Oya Lale Arslan tutuklandı
Sonraki Makale Tarihte FB-BJK derbileri

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

“Vefa”ya ömür boyu kombine

Medya Günlüğü
9 Eylül 2026
EditörGünlük

Takvimde çok özel bir gün

Medya Günlüğü
9 Eylül 2026
EditörGünlük

Liverpool’u ‘uçuran’ anlaşma

Medya Günlüğü
8 Eylül 2026
EditörKöşe Yazıları

ABD’nin derdi Trump’ın reklamı

Aydın Sezer
8 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?