26.4 C
İstanbul
13 Haziran 24, Perşembe
spot_img

Davos zirvesinin hatırlattıkları

“Davos Zirvesi” olarak bilinen Dünya Ekonomik Forumu 15 Ocak-20 Ocak tarihleri arasında İsviçre’nin lüks kayak ve turizm merkezi Davos’ta yapıldı.

Türkiye, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da resmi düzeyde zirveye katılmadı. Türk iş dünyası ise geçen yıl olduğu gibi zirvedeydi. Zirveye, 120 ülkeden üç bine yakın iş insanı, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum temsilcisi katıldı.

Zirveye katılan siyasiler arasında ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Çin Başbakanı Li Qiang, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Yunanistan Başbakanı Mitsotakis, Katar Başbakanı Al Sani, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ve Hollanda Başbakanı Rutte yer aldı.

Forumda, yapay zeka ile hızlı dönüşüm ortamında” Güvenin Yeniden İnşası” temasıyla dünyayı bekleyen tehlikeler (Yanlış bilgilendirme, sıcaklık artışları, yoğun yağışlar, şiddetli fırtınalar,, uzun süren kuraklık gibi dünya olaylarının ekonomiye etkisi, enerji dönüşümü, küreselleşme, kurumların güçlendirilmesi, kadın sağlığı, yapay zeka vs.) masaya yatırıldı

Jeopolitik, genel olarak siyaset ve bunun iş dünyası üzerindeki etkileri bu çerçevede ele alındı. Belirsizlik ve hızlı değişim ortamında güveni yeniden inşa etme yolları araştırıldı.Yunanistan Başbakanı Mitsotakis’in de katıldığı enerji güvenliği üzerine bir oturumu 20 Ocak sabahı TV’dan izledim.

Ukrayna’nın Avrupa’ya katkısının da ele alındığı oturumu izlerken “Türkiye neden bu zirvede yok?” diye kendime sormadan edemedim.

Zirve beni 21 yıl öncesine götürdü. Ocak 2003’teki Davos Zirvesi’ne…

O tarihlerde Zürih Başkonsolosu idim. AKP yeni iktidara gelmişti. Dünya Ekonomik Forumu Başkanı F. Sicre zirve öncesi Türkiye’ye gelerek AKP Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “Güvenin geri gelmesi” temalı zirveye davet etmişti. Sicre bu vesile ile yaptığı açıklamada, toplantıda, ABD’nin ardından en fazla ön plana çıkacak ülkenin Türkiye olacağını kaydederek “ Güvenden bahsedildiği zaman, Türkiye’de yeni bir hükümet var, İslamcı bir parti işbaşında. İş aleminin yatırım konusunda bazı şüpheleri var. Bu şüpheler nasıl giderilebilir? İş birliği nasıl geliştirilebilir? Bunun aranacağı bir ortam olacak. Modernite ile gelenek nasıl bir arada olur? Bunun örneğini vereceğiz “şeklinde konuşmuş, “İslam’ın demokrasi ve moderniteyle nasıl bağdaştığını göstermek gerek” demişti.

Zirveye Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra, Başbakan Abdullah Gül, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış , Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan da gitmişti. Zirvede, AKP iktidarını dünyaya tanıtmak amacıyla büyük çaba içine girişilmişti. AKP bir yandan, yabancı sermayeyi Türkiye’ye çekmek, diğer yandan dünyaya kendini tanıtmak, kabul ettirmek çabasındaydı. Bu konularda uzmanlıklarıyla tanındığı söylenen kişileri “danışman” vs. sıfatlarla yanlarına almışlardı. Türk heyeti muhataplarına, Türkiye’ye yatırım yapılması çağrısında bulunmuşlar, AKP iktidarına ilişkin güven verici mesajlar iletmişlerdi.

Erdoğan, ünlü spekülatör George Soros ile de bu vesileye buluşmuştu. Soros, ayrıca Türkiye’yi tanıtmak amacıyla düzenlenen “Türkiye’den Çiçeklerle Gecesi”ne katılmış, iş insanlarıyla sohbet etmişti. Gecede Erdoğan ve Gül eşleriyle birlikte ev sahipliği yapmıştı.

Türk gazetecilere bir demeç veren Soros, Erdoğan ile yararlı bir görüşme yaptığını, kendisini yakından tanımak istediğini belirtmişti. Erdoğan’ın, “Türkiye’ye daha fazla yatırım yapın, yatırımcıları Türkiye’ye yönlendiren çağrısına” ise Soros, “Kârlı alanlara yöneliyoruz. Yatırım kararlarımızı kârlılık analizlerine göre şekillendiriyoruz” yanıtını vermişti. Soros, Erdoğan’a Açık Toplum Projesi hakkında bilgi verdiğini de açıklamıştı.

Erdoğan ve beraberindeki heyet zirvenin son gününde karda yürüyüş ve çevrede gezinti yapmış, teleferiğe binmişlerdi. Zirve dönüşü basına pek yansımayan bir sıkıntı yaşanmıştı. Türk heyetini Davos’tan Zürih Havaalanı’na getirecek helikopterin kalkışı “Hava bozuyor bir an önce dönün” şeklindeki uyarılara rağmen gecikmişti. Helikoptere kalktıktan sonra da yolda tipiye yakalanılmış ve helikopter bir askeri üsse mecburi iniş yapmıştı.

Heyeti saatlerdir Zürih’te bekleyen Bern Büyükelçimiz Metin Örnekol ve ben bu haberi alır almaz İsviçre makamlarının yardımıyla askeri üsse gitmiştik. Heyet üyeleri ve eşleri bir hangarda bizleri bekliyordu, paltolarına, mantolarına sarılmış vaziyette. Yorgundular. Korkulu, endişeli anlar geçirdikleri belliydi. İsviçrelilerin sağladığı ek araçların yardımıyla heyeti gece geç saatlerde sağ salim Zürih Havaalanı’na getirmiş, memlekete yolcu etmiştik. O gece değerli yazarımız Ayşe Kulin’in Zürih’te imza günü vardı. Söz vermeme rağmen Kulin’in imza gününe gidememiştim.

O tarihten bu yana 21 yıl geçti. Köprünün altından çok sular aktı. “One Minute” krizinden sonra Davos Zirvesi ülkemizde eski heyecanını kaybetti. Medyanın ilgisi de keza eskisi gibi değil. O tarihte Erdoğan’ın yakınında bulunan yol arkadaşları yollarını ayırdı. Erdoğan kendine başka yol arkadaşları bulmuş durumda. O yılların popüler kişisi ünlü spekülatör Soros ise görüşülmesi sakıncalı kişi konumunda. Görüştüğü düşünülen kişilerin başına gelmedik kalmadı.

O yıllarda AKP iktidarını dünyaya tanıtmak ve kabul ettirmek amacıyla yoğun çaba harcanıyordu. AKP’nin demokrasiye, özgürlüklere, hukukun üstünlüğüne ne denli önem verdiği üzerinde açıklamalar yapılıyordu.

Artık o tür çabalara ihtiyaç duyulmuyor. Tanıyan tanıdı AKP iktidarını. Dünya o yıllarda modernite ve geleneğin nasıl bir arada olacağını merak ediyordu. İslam ile demokrasi ve modernitenin nasıl bağdaştığını merak ediyordu. Erdoğan’ı merak ediyordu.

İş aleminin ise AKP iktidarının güvenirliği konusunda kuşkuları vardı. İş birliğinin nasıl geliştirilebileceği araştırılıyordu.. Geçen süre içinde merakları da giderilmiş olmalı. İş aleminin kuşkuları giderilebildi mi, yeterince işbirliği gerçekleştirilebildi mi? Bilmiyorum. O tarihlerde de AKP, yabancı sermayenin Türkiye’ye çekilmesi, daha fazla yatırım yapılması, iş birliğinin güçlendirilmesi çabasındaydı.

Bugün de bu çaba halâ devam ediyor. Ancak, bu tür konuların görüşülebilmesi için de bir fırsat olan zirvede artık Türkiye yok. İki binli yılların başlarındaki AKP iktidarı artık gerilerde kaldı.

Ne demişler: Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış…

Gürsel Demirok

Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalar da referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .

Gürsel Demirokhttp://medyagunlugu.com
Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalar da referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .

İlginizi Çekebilir

4,757BeğenenlerBeğen
678TakipçilerTakip Et
11,500TakipçilerTakip Et

Popüler İçerikler