Bir maç oynanacak…
Fenerbahçe-Beşiktaş karşılaşması öncesinde yasa dışı bahis trafiğine yönelik büyük bir operasyon yapılıyor.
345 yasa dışı bahis sitesi…
110 farklı ödeme yöntemi…
1.200 IBAN…
Yaklaşık 98 bin internet sitesi…
Ve 1.048 gerçek ve tüzel kişiye ait 1.200 banka hesabına el konulması… Rakamlar gerçekten ürkütücü.
Elbette yasa dışı bahisle mücadele edilmelidir. Suç gelirlerinin aklanmasına, insanların özellikle de gençlerin bahis batağına sürüklenmesine göz yumulamaz. Devletin görevi tam da burada başlar.
Ama insanın zihnine başka bir soru da takılıyor: Biz ne ara bu hale geldik?
Bir futbol maçını konuşurken artık takımların kadrolarından, hakem kararlarından, futbolcuların performansından önce para trafiğini konuşur olduk.
Bir maçın öncesinde milyonlarca insan ekran başına geçerken, devletin güvenlik ve adalet mekanizmaları aynı anda yüz binlerce internet adresini, binlerce hesabı ve yüzlerce bahis platformunu takip etmek zorunda kalıyor. Bu tablo yalnızca yasa dışı bahis meselesi değildir.
Bu tablo, toplumdaki ahlaki, ekonomik ve sosyal dönüşümün de fotoğrafıdır. Çünkü insanları yasa dışı bahse iten şey sadece “kolay para kazanma” hırsı değildir.
Geçim sıkıntısıdır.
Umutsuzluktur.
Gelecek kaygısıdır.
Bir gecede hayatını değiştirme hayalidir. Ve belki de en önemlisi, emeğin karşılığının alınabileceğine dair inancın zayıflamasıdır.
Bir genç, çalışarak yıllarca biriktiremeyeceği parayı birkaç saatte kazanabileceğine inanıyorsa burada yalnızca genci suçlamak kolaycılıktır.
Asıl soruyu sormak gerekir:Bu insanları bu noktaya getiren toplumsal iklimi kim oluşturdu?
Bugün 98 bin internet sitesinin erişime engellenmesiyle övünüyoruz.Haklı olarak.
Ama yarın 100 bin site çıkmayacağının garantisi var mı?
Bir IBAN’ı kapatıyorsunuz, başka bir IBAN açılıyor.
Bir ödeme yöntemini engelliyorsunuz, başka bir yöntem devreye giriyor.
Bir bahis sitesini kapatıyorsunuz, birkaç saat sonra başka bir alan adıyla yeniden ortaya çıkıyor.
Çünkü mesele artık yalnızca birkaç internet sitesinden ibaret değil.
Ortada uluslararası, teknolojik ve finansal bir suç ekonomisi var.
Ve bu ekonomi, yalnızca güvenlik operasyonlarıyla değil; eğitimle, ekonomik politikalarla, finansal denetimle, dijital okuryazarlıkla ve gençlere gelecek umudu verecek sosyal politikalarla mücadele edilebilir.
Bir başka tehlike daha var:
Yasa dışı bahisle mücadele ederken hukuk devletinin sınırlarını da korumak zorundayız. Bir kişinin hesabına el konulması, onun suçlu olduğu anlamına gelmez. Bir kişinin adının soruşturmada geçmesi, mahkûm edildiği anlamına gelmez. Bir soruşturma, hüküm değildir.Devlet güçlü olmalıdır.
Ama devletin gücü, hukuktan aldığı ölçüde değerlidir. Bu nedenle operasyonların büyüklüğü kadar, soruşturmaların hukuki çerçevesi, delillerin niteliği ve kişilerin savunma hakları da kamuoyuna açık biçimde anlatılmalıdır. Çünkü suçla mücadele ederken hukuku zayıflatırsak, mücadele ettiğimiz şeyden farklı bir sorun üretmiş oluruz. Fakat bütün bunların ötesinde insanın içini acıtan başka bir gerçek var.
Bir futbol maçı…
Sadece 90 dakika.
Ama arkasında yüz binlerce bahis hesabı, binlerce ödeme yöntemi, binlerce şüpheli para hareketi ve milyonlarca liralık bir ekonomi…
Futbolun güzelliği nerede kaldı?
Çocuğuyla maça giden babanın heyecanı…
Formasını giyen gencin tutkusu…
Mahallede maç sonrası yapılan tartışmalar…
“Senin takım bugün daha iyiydi” diye başlayan o masum futbol sohbetleri…
Bunların yerini “hangi oran açıldı?”, “hangi bahis tuttu?”, “kim ne kadar kazandı?” konuşmaları alıyorsa gerçekten durup düşünmemiz gerekiyor.
Çünkü futbol, bahis şirketlerinin finansal ürününe dönüşmemeli. Sporun heyecanı, kumarın yakıtı haline gelmemeli.
Bugün devletin operasyon gücünü görüyoruz.
345 site tespit ediliyor.
1.200 IBAN bulunuyor.
98 bin site için erişim engeli kararı alınıyor.Bunlar önemli. Ama asıl başarı, bu rakamların her yıl daha da büyümemesidir.
Asıl başarı, bir gencin yasa dışı bahis sitesine hiç ihtiyaç duymamasıdır. Asıl başarı, insanların “bir gecede zengin olmalıyım” çaresizliğine düşmemesidir. Asıl başarı, sporun yeniden spor olarak kalmasıdır.
Ve belki de en önemlisi; Bir ülkede kanunsuzlukla mücadele etmek zorunda kalınan alanların neden bu kadar büyüdüğünü sorgulayabilmektir. Çünkü mesele yalnızca yasa dışı bahis değildir. Mesele, toplumun nereye sürüklendiğidir.
Bir maçın öncesinde 98 bin internet sitesinin peşine düşüyorsak, artık sadece bahis sitelerini değil, kendi toplumsal gidişatımızı da masaya yatırmalıyız.
Ve sormalıyız: Biz ne ara bu hale geldik?
Belki de en acı soru şu: Bir maçın sonucundan çok, o maçın etrafında dönen parayı konuşur hâle geldiysek; kaybettiğimiz sadece bir futbol maçı değildir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
