MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli zaman zaman gazetecilerin sorularına kızarak “ters” yanıtlar verebiliyor.
Örneğin, Kasım 2024’te MHP grup toplantısının ardından gazeteci Hilal Köylü, Bahçeli’ye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile arasında Kürt meselesi ve çözüm süreci adımları konusunda aralarında görüş ayrılığı olup olmadığını sordu.
Soruyu “tahrik edici” bulan Bahçeli, sert bir tonla “Türkiye’yi tahrik edici, yanlış bilgilerle ayrımcılığı körükleyici davranışlardan vazgeçin. Geçemiyorsan mesleğini bırak!” diyerek tepki gösterdi.
Eylül 2024’teki basın toplantısında bir gazeteci, Bahçeli’nin geçmişteki söylemlerini hatırlatarak idam cezasının geri getirilmesini düşünüp düşünmediklerini sordu.
Bahçeli bu soru karşısında da sert bir üslup kullanarak, “Böyle sapık ve yanlış sorularla aldatmaya heves etmeyin” dedi.
Ocak 2003’te ise, Ankara’da öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş cinayetiyle ilgili iddiaların konuşulduğu sırada, gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu Meclis’te Bahçeli’ye “Sinan Ateş cinayetiyle ilgili iddialar var, partinize yönelik…” sorusunu yöneltmeye çalıştı.
Bahçeli, gazeteciye sert bir şekilde “İşine bak, hadi, işine bak!” diyerek mikrofonu eliyle itti. Hemen ardından Bahçeli’nin korumaları ve kurmayları Yazıcıoğlu’nu uzaklaştırdı.
Bunlar geçmişten örnekler.
Pazartesi günü bunlara bir yenisi eklendi.
Bahçeli, “Çerçeve Yasa” görüşmeleri için geldiği TBMM’de bir gazeteciye tepki gösterdi.
Muhabir MHP lideri yanında geçerken, “Sayın Genel Başkanım, bazı partilerde bir kafa karışıklığı var… görünüyor” dedi.
Bahçeli yürümeye devam ederken sert bir üslupla, “18 saat dinleyeceksin. Soru mu bu şimdi!” tepkisini gösterdi.
Doğruya doğru, Bahçeli bu kez haklı!
Yanlış anlaşılmasın, MHP lideri gazeteciyi terslediği için haklı değil elbette.
Haklı olduğu nokta başka.
O farklı bir şey kastetmiş olsa da “soru mu bu” demekte haklı.
Gerçi Bahçeli hoşuna gitmeyen bir cümle duyduğu için o tepkiyi gösterdi, “soru bu mu şimdi!” derken aslında herhalde “soracak başka şey bulamadın mı!” demek istiyordu.
Yani belki bambaşka bir şey kastetti ama işin ilginç yanı gerçekten de ortada herhangi bir soru yoktu.
“Bazı partilerde bir kafa karışıklığı görünüyor” diye kurulan, soru işaretiyle değil, noktayla biten ucu açık, çek çekebildiğin yere bir cümle var sadece.
Böyle bir cümle kurmak yerine en basitinden, “Sizce de bazı partilerde bir kafa karışıklığı var mı” ya da “Bazı partilerde sizce neden kafa karışıklığı var” diye sorabilirdi.
Gazeteci toplum adına soru soran, sorması gereken kişidir.
Medyanın son zamanlarda garip bir şeye evrildiği Türkiye’de soru sormasını bilmeyen muhabirler olması maalesef şaşırtıcı gelmiyor artık.
Bahçeli’nin, soru sormak yerine cümle kurmuş da olsa bir basın mensubunu “paylaması”nın onaylanacak bir yönü yok tabii, o konuda tartışılacak bir şey yok.
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
