Pazartesi, 17 Ağu 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Bağnazın sağcısı solcusu

Dr. Nevin Sütlaş
Son güncelleme: 13 Temmuz 2026 19:31
Dr. Nevin Sütlaş
Paylaş
Paylaş

Kendini devrimci diye tanımlayan bir arkadaşım vardı. Devrimci olmayan biriyle evlendi diye kızını evlatlıktan reddetti.

Öncesinde aşırı düşkün olduğu kızının yüzünü görmez, haberini bile işitmek istemez oldu bu baba. Oysa kendi kişisel devrimini bile gerçekleştirememiş biriydi. “Senin kızın oldu diye giydirdiğin kimliği sonuna kadar giymek zorunda değil, onun da bir kişiliği var. Üstelik gayet aklı başında bir kız. Seçimlerine saygı duymak zorundasın” kapsamında ne dedimse dinlemedi, kızını bağışlamadı (!) Devrimciyim derken o kadar da tutucuydu. Sanırım hâlâ öyledir de görüşmediğimiz için geçmiş zaman eki kullandım. 

Bizzat tanımadığım bir hanım gençken de dindarmış ama şimdilerde işi iyice abartmış. Kendisi gibi dindar olan kızı geçenlerde annesine “Sen insanları dinden soğutuyorsun” diye kızmış. Çünkü artık torunları onunla görüşmek istemiyormuş, her şeylerine karıştığı ve kısıtlamaya çalıştığı için. Kızı ona bunları anlatmaya çalıştığında ise “Sen de zaten cehennemliksin” deyivermiş. Torunlarını onun istediği kalıpta eğitemediğini kastederek.

Gündemimize yerleşen Deniz isimli komedyeni izlerken aklıma düştü böyle örnekler. Deniz Gezmiş’in adı verilen bu genç adam, mecbur kalarak izlediğim 1,5 saatlik gösterisinde nalına da vuruyor mıhına da. Her izleyici de kendi meşrebince bir şeylere takılıyor, söylediklerinden seçerek.  Ben de takıldım elbette. Ben de babasına takıldım. Oğlunu devrimci olarak yetiştirmiş. Hakkı. Kendi evladını kendi bakış açısına göre şekillendirmeye çalışmayan ebeveyn mi var? Ancak oğlunun anlattıklarından anladığım şu ki hâlâ iki eli oğlunun yakasından düşmüyor. Oysa oğlu üniversite mezunu, kendi ayakları üzerinde duran, üstelik de son derece zeki bir adam. Artık yuvadan da uçmuş, başka bir şehirde yaşıyor ama babası hâlâ “Falan protesto gösterisine katılmadın mı yoksa sen?” diye hesap sorabiliyor. Üstelik çocukken ona tercihlerini soran ve kararına saygı gösteren bir babaymış. Bu ne lahana turşusu durumu yani. 

Ana babalarımız hem başımızın tacı hem de belası ne yazık ki. “Ana baba hakkı” diye bir lafımız var. Ne kadar ödersen öde bitmeyen, bırak bitmesini faizi bile tükenmeyen bir fatura bu. “Sütümü helal etmem” diye direten, “Bütün yaptığım ettiğim, gözüne dizine dursun” diye ilenen bir ebeveynlik anlayışımız var. Çocuklarımızı koruyup kollama adına, kendi doğrularımızı onlara zorla giydiren bir anlayışımız var. Dile getirilişi farklı olsa da, kuşaktan kuşağa biçimi değişse de, özü hiç değişmeyen bir dayatmacılık bu.  

Her insanın kendi bildiği ve istediği gibi yaşamaya hakkı olduğunu hiç öğrenemeyen bir toplumun evlatlarıyız ve kendi evlatlarımıza da aynı bakışla yaklaşıyoruz. İstisnalar alınmasın ama çoğumuz böyleyiz. Bu yazıdaki örnekler de istisna elbette ama asıl sorun çoğunluğun yaklaşımında. Sağcı ya da solcu, dinci ya da laik, sosyalist ya da Kemalist olunması durumu değiştirmiyor. “Senin sahibin benim, sen benim belirlediğim kalıbın dışına çıkamazsın” dayatması bitmiyor. 

Oysa her kuşak başka bir dünyaya geliyor. Bambaşka bir yaşam sürmeye hazır bir merak ve enerjiyle doğuyor. Çok yaşadığı için çok iyi bildiğini sananların evreninde yolunu bulmaya çabaladıkça, örülen duvarlara çarpa çarpa törpüleniyor. Yazık oluyor… 

Psikolog olmak için çıraklık ederken, hastaların dramlarına üzüldüğü için ağlak diye adlandırılan, ne kadar eyleme katılsa da babası tarafından Deniz Gezmiş gibilerle kıyaslanmaktan kurtulamayan, 30 yaşını geçtiği halde karanlık odalarda kalamayan bu zarif adam, sahneye kesik başını koyup sunumuna da “Ölü Deniz” adını koyunca, bana da geldiler, başladım slogan atmaya:

-Ölü değil canlı Deniz isteriz…

-Canlı yetmez capcanlı Deniz isteriz… 

Anlayacağınız, anlattıklarını dinlerken ben bu Deniz’e hiç gülemedim ama onu çok sevdim. O yüzden onun maluma dediği gibi bitirmek istiyorum: 

 “Bi salın şu gençleri yavvv, bi salın”  

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanDr. Nevin Sütlaş
Takip et:
1959 yılında Adapazarı’nda doğdu, İstanbul Üniversitesinde Tıp doktoru, Bakırköy Akıl Hastanesinde Nöroloji Uzmanı oldu ve aynı hastanede 30 yıl eğitim görevlisi hekim olarak çalıştı. Beynin damar ve enfeksiyon hastalıkları, yoğun bakım, hasta beslenmesi, açlık grevi/ ölüm orucu ve Multipl Skleroz konularında çalıştı. Sağlık sisteminin özelleştirilmesi sürecinde uğradığı mobing yüzünden 2016 yılında aktif meslek yaşamını sonlandırdı. Beyin ile ilgili bilimsel bilgiler temelinde topluma yönelik kitaplar yazmayı sürdürüyor. Florida'da yaşıyor. Web sayfası: http://www.nevinsutlas.net/index.html Elektronik posta: calisal01@yahoo.com
Önceki Makale Alex’i güldüren tişört
Sonraki Makale Moskova’da gündem S-400

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Köşe Yazıları

Türk-Rus hattının yeni kodları…

Aydın Sezer
17 Ağustos 2026
Köşe YazılarıManşet

ABD’nin kırk yıllık hatası

Metin Duyar
17 Ağustos 2026
EditörKöşe Yazıları

“Çünkü yapabilirim…”

Dr. Nevin Sütlaş
16 Ağustos 2026
Köşe Yazıları

Enerjide “rafineri gerçekleri”

Aydın Sezer
15 Ağustos 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?