Türkiye’de alışveriş artık bir ihtiyaç giderme işi olmaktan çıktı; adeta bir zekâ ve sabır sınavına dönüştü.
Aynı marka, aynı model ürün için bir kapıdan yüksek fiyatla çıkarken, diğer kapıdan neredeyse yarı fiyatına almak mümkün olabiliyor.
Bu kadar büyük fiyat farkı normal mi?
Elbette serbest piyasa ekonomisi, işletmelere fiyat belirleme özgürlüğü tanır. Her firmanın maliyet yapısı, tedarik kanalı, stok durumu, kira gideri ve hedeflediği müşteri kitlesi farklıdır. Bir satıcı premium hizmet ve kolay iade sunarken, diğeri düşük marjla yüksek hacim peşinde koşabilir.
Montaj, nakliye, garanti süresi gibi unsurlar da fiyatı etkiler. Bunlar meşru gerekçelerdir.
Ancak mesele sadece bu kadar basit değil. Bazı farklar, bilgi asimetrisini fırsata çevirmekten, rekabetin yetersiz olduğu alanlarda fahiş fiyat uygulamaktan veya şeffaflık eksikliğinden besleniyor. Özellikle enflasyonun ve döviz dalgalanmalarının yüksek seyrettiği dönemlerde bu tür uçurumlar hem tüketiciyi yoruyor hem de dürüst esnafın itibarını zedeliyor.
Asıl sorun, denetim ve şeffaflık mekanizmalarının yeterince güçlü çalışmamasında yatıyor. Piyasada kuralların uygulanmadığı algısı güçlendikçe, fırsatçılık cesaret buluyor. Vatandaş ise neyin gerçek piyasa fiyatı, neyin sömürü olduğunu ayırt etmekte zorlanıyor. Bilinçli tüketici her alışverişte saatlerce araştırma yapmak, birden fazla teklif toplamak zorunda kalıyor. Bu, hem zaman hem de mental yorgunluk demek.
Serbest piyasa, “her şey mübahtır” anlamına gelmez. Temeli güvene dayanır. Güven sarsıldığında sadece tüketiciler değil, adil ticaret yapan işletmeler de kaybeder. Rekabet Kurulu ve Ticaret Bakanlığı’nın rolü burada kritik. Daha etkin denetim, şeffaf fiyat karşılaştırma platformlarının teşviki ve yanıltıcı uygulamalara karşı caydırıcı cezalar, piyasayı daha sağlıklı hale getirebilir.
Peki tüketicinin elinden ne gelir? Oldukça fazla:
Model kodunu (SKU) tam olarak not edin.
Birden fazla satıcıdan anında teklif alın.
Online platformlarda fiyat tarihçesine bakın.
“Montaj dahil mi, garanti süresi ne kadar?” diye sorun.
Şüpheli durumlarda Tüketici Hakem Heyetleri’ni devreye sokun.
Bilinçli tüketici, sadece kendi cebini korumaz; aynı zamanda adil ticaretin en güçlü güvencesi olur.
Türkiye gibi yüksek enflasyonla mücadele eden bir ülkede her kuruşun hesabı yapılırken, bu fiyat uçurumları adalet duygusunu zedeliyor. Çözüm ne aşırı fiyat kontrollerinde ne de “piyasa kendi kendine düzelir” naifliğinde. Doğru yaklaşım, rekabeti artıracak politikalar, şeffaflık ve bilinçli tüketiciler üçlüsüdür.
Alışverişte aklımızı da cüzdanımızla birlikte kullanmaya devam edelim. Çünkü dürüstlük ve şeffaflık, hem tüketici hem de esnaf için en kârlı yatırımdır.
Not: Görsel yapay zekâyla üretilmiştir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
