Siz teknik direktör değildiniz, değilsiniz ve olamayacaksınız.
Teknik adamlığın ilk şartı yeteneği işlemek, onu muhteşem bir makinenin parçası yapıp maksimum verimi almaktır.
Sizde bu vizyon yok.
Bu vizyon olmadığı için de Fenerbahçe gibi bir küresel markanın teknik liderliğini yerine getirebilmeniz mümkün değil.
Bu yükü omuzlayacak bilgi, birikim, irade ve futbol aklı da yok.
Son sözümüzü başta söyleyelim.
Lütfen bırakın.
Çok güçlü bir kadro var ve sizin yüzünüzden bu kadroyu harcamayalım. Bu yılı da kaybetmeyelim. Umutlarımızı başka bahara bırakmayalım.
Sadece Sidiki Cheriff kararınız bile böyle düşünmemiz için yeter.
Genç değerlerimiz için ideal bir lider değilsiniz.
Fenerbahçe’nin geleceği olabilecek bir genç için çıktınız, “20 küsur milyon verilmiş, bu paralar yüksek, kulüpte tıkanıklık yaratır” dediniz.
Kendi oyuncusunun değerini kamuoyunda aşağı çeken bir teknik adam profili, modern futbolun neresinde var?
Fenerbahçe, gelişim potansiyeli tavan yapacak bir yeteneğe yatırım yaptı; fakat siz onun gelişimini bekleyecek sabrı ve oyun aklını gösteremediniz.
Sidiki Cherif klasik bir ceza sahası patlayıcısı değil; hızı, fiziği ve geçiş oyunundaki alan becerisiyle tam bir modern hücum silahı.
Angers altyapısından 16 yaşında çıkıp Ligue 1 gören, Avrupa’nın radarına giren bu profildeki bir oyuncuyu parlatmak üç şeye bakar:
Düzenli süre,
Doğru bireysel gelişim planı,
Oyuncunun yeteneklerine uygun bir saha içi kurgusu.
Siz bu şartların hiçbirini sağlayamadınız.
Buradaki çelişki şudur:
Eğer Cherif gerçekten Fenerbahçe’nin uzun vadeli planının parçasıysa, neden yalnızca birkaç ay sonra satıldı?
Eğer oyuncunun Fenerbahçe seviyesinde hazır olmadığı düşünülüyorsa, neden toplam maliyeti 20 milyon avronun üzerine çıkan bir transfer yapıldı?
Cherif 22 milyona alınıp 25 milyona satıldı diye bu tabloyu kârlı sayamazsınız.
Futbol bilanço kalemi değildir; saha içi aklıdır.
Fenerbahçe’nin asıl problemi Cherif’i satmış olması değil; onu alırken uzun vadeli bir gelişim planını kurmamış olmasıdır.
Genç oyuncuya yüksek bonservis ödeyip ardından sabır göstermemek, yatırım modelinin kendi mantığıyla çelişir.
Futbol yalnızca bilanço üzerinden değerlendirilemez. Bir oyuncunun maliyetini kurtarmak, onun sportif değerinden doğru biçimde yararlanıldığı anlamına gelmez.
Yüksek bonservis kulüpleri iki türlü sıkıştırır:
Ya oyuncudan anında mucize beklersiniz ya da teknik ekip oyuncuyu geliştirmek yerine kısa vadeli skor baskısına teslim olur. Siz kolayı seçtiniz. Cherif’i bir “gelişim projesi” olarak görmek yerine, kulübün sırtında bir yük gibi konumlandırdınız.
Cherif’in eksikleri yok muydu?
Vardı.
Son vuruş kararları ve dar alan üretkenliği zayıftı.
Ancak hız, atletizm ve alan kat etme yeteneği sonradan öğretilemez; bitiricilik ise antrenmanla geliştirilir.
Fenerbahçe, bir cevheri elinde tutup işlemek yerine, gelişim sancısını çekmekten kaçtı.
Bugün 2.5 milyon avroluk kağıt üstü kârla övünebilirsiniz.
Ancak Cherif yarın İngiltere’de o temposuyla fark yaratıp 60-70 milyon avroluk bir profile dönüştüğünde, bu hamle finansal bir başarı değil, zayıf bir futbol aklı olarak anılacaktır.
Çünkü futbolda en büyük kayıp, paranızı kaybetmek değil; elinizdeki cevheri işleyecek vizyona sahip olamayıp ondan erkenden vazgeçmektir.
Lütfen istifa.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
