Salı, 10 Mar 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Akdeniz’deki “gri alanlar”

Özer Arslanpay
Son güncelleme: 28 Şubat 2026 16:36
Özer Arslanpay
Paylaş
Paylaş

Doğu Akdeniz, tarih boyunca ticaret yollarının kesişim noktası olduğu kadar büyük güç rekabetinin de sahnesi olmuştur.

Bu coğrafyanın merkezinde yer alan Lübnan, stratejik konumunun sağladığı avantajlarla kırılganlıkları aynı anda taşımaktadır. Bugün Beyrut ve Trablus limanları etrafında oluşan jeopolitik ve ekonomik riskleri anlamak için 1941 yılına dönmek öğreticidir.

Haziran 1941’de Lübnan, henüz bağımsız bir devlet değildi ve Fransız mandası altındaydı. Ancak hukuki statüsünün belirsizliği, ülke sularının askeri operasyon alanına dönüşmesini engellemedi.

25 Haziran 1941’te Beyrut’un güneyindeki Khaldeh açıklarında İngiliz denizaltısı HMS Parthian, Vichy Fransası’na ait Souffleur denizaltısını batırdı. Aynı dönemde Fransız muhribi Chevalier Paul da İngiliz hava saldırısıyla imha edildi. Bu olaylar, Lübnan kıyılarının bir büyük güç çatışmasının parçası haline geldiğini gösteriyordu.

Bu örnek, egemenlikten yoksun bir coğrafyanın deniz alanlarının ne kadar hızlı biçimde dış güçlerin stratejik hesaplaşma sahasına dönüşebildiğini göstermektedir. 1941 deneyimi aynı zamanda askeri kapasite kadar siyasi statünün de deniz güvenliği açısından belirleyici olduğunu bize öğretmiştir.

Bugün Doğu Akdeniz’de doğrudan askeri çatışmalar yerine daha karmaşık ve dolaylı risk alanları ortaya çıkmış bulunmakta. Bunlardan biri, literatürde “Shadow Fleet” (Gölge Filo) olarak adlandırılan tanker ağlarıdır. Bu kavram, uluslararası yaptırımları aşmak amacıyla faaliyet gösteren ve resmi denetim mekanizmalarının dışında hareket eden petrol ve enerji tankerlerini ifade etmekte.

Bu tür gemiler genellikle:

• Konum bilgilerini yayınlayan AIS (Automatic Identification System) cihazlarını kapatmakta,

• Sık sık bayrak değiştirerek hukuki sorumluluk zincirini belirsizleştirmekte,

• Şeffaf olmayan mülkiyet yapıları üzerinden işletilmekte,

• Düşük standartlı ya da yaptırım kapsamı dışında kalan sigorta sistemleriyle çalışmaktadır.

Bu yöntemler, yaptırım uygulayan ülkelerin denetim kapasitesini zorlaştırırken, deniz ticaretinde hukuki belirsizlik alanları yaratmakta.

Son yıllarda özellikle Rusya ve İran bağlantılı enerji taşımacılığında bu tür uygulamaların arttığına dair uluslararası denizcilik izleme raporları yayımlanmıştır. Bu gelişmelerle birlikte Doğu Akdeniz, yaptırım baskısı altındaki sevkiyatlar için alternatif transit rotalarından biri haline gelmiştir. Bu çerçevede Lübnan limanlarının söz konusu trafiğe doğrudan ya da dolaylı biçimde temas etmesi halinde ortaya çıkabilecek risk yalnızca ticari değildir. Makro düzeyde bakıldığında böyle bir temas

İkincil yaptırım riskini artırabilir,

Lübnan bankacılık sisteminin uluslararası finans ağlarıyla ilişkisini zorlaştırabilir,

Ülkenin diplomatik manevra alanını daraltabilir.

Ancak mesele yaptırım boyutuyla sınırlı değildir. Deniz ve liman yönetiminde oluşabilecek kurumsal zafiyetler daha yapısal sonuçlar doğurabilir. Liman güvenliği ve denetim mekanizmalarında ortaya çıkabilecek boşluklar:

Deniz taşımacılığı sigorta primlerinin yükselmesine,

Uluslararası lojistik ve taşımacılık firmalarının risk algısının artmasına,

Uzun vadeli yatırım kararlarında belirsizlik oluşmasına,

Devlet otoritesinin operasyonel kapasitesinin sorgulanmasına yol açabilir.

Dolayısıyla konu yalnızca enerji taşımacılığı meselesi değildir. Bu durum, deniz egemenliği, kurumsal kapasite, finansal istikrar ve uluslararası hukukla uyum başlıklarının kesişiminde yer alan yapısal bir güvenlik ve yönetişim meselesidir.

Egemenliğin operasyonel boyutu

Egemenlik kavramı, modern devlet pratiğinde somut mekanizmalar üzerinden ölçülür. Deniz ve liman yönetiminde egemenlik;

  • Güvenlik kontrolünün merkezi otoritede toplanması,
  • Gümrük ve liman denetimlerinin şeffaf işlemesi,
  • Deniz sınırlarının düzenli gözetimi,
  • Silahlı kapasitenin devlet tekeline bağlı olması anlamına gelir.

Bu çerçevede sorumluluk öncelikle Lübnan Ordusu ve ilgili devlet kurumlarına ait görünüyor. Devlet dışı aktörlerin stratejik altyapı üzerinde fiili ya da dolaylı kontrol sağlaması, egemenlik ilkesini zayıflatır ve ülkenin uluslararası sistemdeki konumunu kırılganlaştırır.

Lübnan’ın tarihsel deneyimi, bölgesel bloklaşmalara doğrudan angaje olmanın iç siyasi istikrar ve ekonomik güvenlik üzerinde maliyet ürettiğini göstermektedir. Bu nedenle tarafsızlık (El-Hayad) yaklaşımı, yalnızca ideolojik bir tercih değil, aynı zamanda bir risk yönetimi stratejisi olarak değerlendirilebilir.

Tarafsızlık politikası ile;

  • Enerji ve finans yaptırımı risklerini minimize edebilir,
  • Limanları gri alan ekonomisinden uzaklaştırabilir,
  • Uluslararası kredi ve yatırım kanallarını koruyabilir,
  • İç güvenlik dengesini güçlendirebilir.

Bu perspektif, modern ulus-devlet anlayışının temelini oluşturan devlet merkezli egemenlik ilkesine dayanmaktadır: Silahın, sınırın ve stratejik kararın münhasıran devlete ait olması. Bu yaklaşım, Lübnan’da egemenlik ve güçlü cumhuriyet fikrini savunan siyasi çevreler tarafından da dile getirilmektedir.

1941’de Lübnan henüz bağımsız değildi ve suları büyük güç çatışmasının parçası haline geldi. Günümüzde ise ülke anayasal olarak egemen bir devlettir ancak küresel yaptırım rejimleri, enerji ticareti ve bölgesel rekabetler yeni tür kırılganlıklar üretmektedir.

Akdeniz’in dibindeki 1941 enkazları, askeri tarihin bir parçasıdır. Günümüzün riski ise askeri değil, kurumsal ve hukuki niteliktedir. Lübnan’ın deniz ve liman yönetiminde şeffaf, merkezi ve uluslararası hukuka uyumlu bir yapı kurması, yalnızca ekonomik istikrar için değil, egemenliğinin sürdürülebilirliği için de kritik önemdedir.

Jeopolitik konum değiştirilemez. Ancak bu konumun nasıl yönetileceği, devlet kapasitesi ve siyasi tercih meselesidir. Lübnan’ın önündeki temel soru, tarihsel kırılganlıkların tekrar edilip edilmeyeceğidir.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanÖzer Arslanpay
Takip et:
18 yıldır gazetecilik mesleğini sürdürüyor. "Dış Politika Sorunları Bağlamında Azerbaycan Kamu Diplomasisinin Değerlendirilmesi" başlıklı yüksek lisans teziyle uluslararası ilişkiler alanında akademik uzmanlık kazanmıştır. Akademik çalışmaları çerçevesinde yayımlanan ilk bilimsel makalesi “Azerbaycan-Hindistan İlişkileri”, bu alanda yapılan öncü nitelikteki çalışmalardan biridir. Gazetecilik kariyeri boyunca çok sayıda gazete yazısına imza atan Arslanpay, hem akademik hem de medya alanındaki üretimlerine devam etmekte, ulusal ve uluslararası düzeyde kamu diplomasisi, dış politika ve Türk dünyası üzerine içerikler üretmektedir. Özer Arslanpay bekardır. İngilizce, Rusça bilmektedir.
Önceki Makale Rusya’da aşırı sağın yükselişi
Sonraki Makale “Türkiye İsrail’i kuşatıyor”

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörSerbest Kürsü

Ercan’da nasıl ölmek istersiniz?

Alper Eliçin
10 Mart 2026
Serbest Kürsü

Avrupa’daki emekçi Türk kadınları

Gürsel Demirok
8 Mart 2026
Serbest Kürsü

‘Olgunlaşamamış büyükler kreşi’

Tijen Zeybek
8 Mart 2026
Serbest Kürsü

Yapay zekâ yeteneğin sonu mu?

Adil Gürkan
7 Mart 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?