Perşembe, 12 Mar 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Savaş tehlikesi ve “eşik taktiği”

Metin Duyar
Son güncelleme: 21 Şubat 2026 17:05
Metin Duyar
Paylaş
Paylaş

Orta Doğu’da gerilim yükseliyor, ancak savaş başlamıyor. Füze atışları, sınırlı operasyonlar, vekil güçler üzerinden verilen mesajlar artıyor; fakat doğrudan ABD-İran savaşı gerçekleşmiyor. Bu durum bir tesadüf değil. Aksine, her iki tarafın da bilinçli biçimde sürdürdüğü bir “eşik siyaseti”nin sonucu.

ABD açısından mesele yalnızca askeri değil, sistemik bir maliyet hesabı. İran’la doğrudan bir savaş, enerji piyasalarından küresel finans sistemine kadar uzanan geniş bir sarsıntı zinciri üretir. Washington bölgesel dengeyi kontrol altında tutmak istiyor; ancak tam ölçekli bir çatışmanın ekonomik ve jeopolitik sonuçlarını üstlenmek istemiyor. Bu nedenle askeri varlık sürdürülüyor, caydırıcılık dili korunuyor, fakat eşiği aşacak adım atılmıyor.

İran cephesinde de benzer bir rasyonalite görülüyor. Tahran yönetimi vekil güçler ve asimetrik kapasite üzerinden baskı üretme stratejisini tercih ediyor. Bu yöntem doğrudan savaşa kıyasla daha düşük maliyetli ve daha sürdürülebilir. Rejim açısından öncelik ideolojik genişleme değil, sistemin bekası. Retorik sertleşse de davranış kalıbı temkinli.

Enerji piyasaları ve Hürmüz hesabı

Gerilimin açık savaşa dönüşmemesinin en kritik boyutlarından biri enerji denklemidir. Hürmüz Boğazı dünya petrol arzının önemli bir kısmını taşıyor. Bu hattın kapanması ya da ciddi biçimde tehdit edilmesi, yalnızca bölgesel değil küresel bir kriz anlamına gelir. Enerji fiyatlarındaki sert artış, enflasyonist baskıları derinleştirir, kırılgan ekonomileri sarsar ve küresel ticaret akışını yavaşlatır.

ABD için bu tablo, ekonomik istikrarın siyasi sonuçlarıyla birlikte düşünülür. İran için ise Hürmüz bir koz olmakla birlikte aynı zamanda karşılıklı bir yıkım mekanizmasıdır. Boğazın kapanması, İran ekonomisini de felce uğratır. Bu nedenle enerji hattı, savaşın başlamasını değil, sınırda tutulmasını teşvik eden bir karşılıklı bağımlılık alanı yaratır.

ABD iç siyaseti ve seçim dinamikleri

Washington’un temkinli tutumu iç siyasetle de bağlantılı. Amerikan kamuoyu uzun süren dış savaşlara karşı yorgun. Irak ve Afganistan deneyimleri, geniş çaplı askeri müdahalelere dair ciddi bir toplumsal mesafe oluşturdu. Bu ortamda İran’la doğrudan savaşa girmek, siyasi risk üretir.

Seçim döngüsü yaklaşırken yönetimler genellikle öngörülebilirlik arar. Kontrol edilebilir krizler, kontrol edilemeyen savaşlardan daha tercih edilebilir görünür. Sert söylem iç kamuoyunda güç gösterisi sağlar; ancak gerçek bir savaş ekonomik maliyet ve siyasi sorumluluk doğurur. Bu nedenle Washington’un davranışı, askeri kapasite eksikliğinden değil, siyasi maliyet hesabından kaynaklanır.

İran’ın iç ekonomik baskıları

Tahran yönetimi de rahat bir zeminde hareket etmiyor. Yaptırımların yarattığı baskı, enflasyon, işsizlik ve genç nüfusun gelecek beklentisi rejim üzerinde ciddi bir iç basınç oluşturuyor. Böyle bir ortamda doğrudan savaş, ekonomik kırılganlığı derinleştirir.

İran yönetimi dış gerilimi tamamen düşürmek istemiyor; çünkü kontrollü dış baskı, iç siyasette mobilizasyon aracı işlevi görebilir. Buna karşılık topyekûn savaş, mobilizasyonu değil çözülmeyi tetikleyebilir. Bu nedenle Tahran için de en rasyonel alan, gerilimi tırmandırmadan canlı tutmaktır.

Kontrollü istikrarsızlık

İsrail bu denklemde operasyonel bir aktör olarak öne çıksa da stratejik çerçeve ABD-İran hattında kuruluyor. Washington’un güvenlik garantisi olmadan Tel Aviv’in hareket alanı sınırlı kalır. İran ise doğrudan ABD’yi karşısına almadan baskı üretmeye çalışır. Böylece her iki taraf da mesaj verir, fakat geri dönüşü olmayan bir eşiği geçmez.

Bu tablo, günümüz devlet davranışının daha geniş bir eğilimiyle uyumlu. Devletler artık kazanmak için değil, kaybetmemek için hareket ediyor. Büyük zafer anlatıları yerini risk minimizasyonuna bırakmış durumda. Kriz çözülmüyor; yönetiliyor. Gerilim bitmiyor; dengeleniyor.

Açık savaşın gelmemesi barışın güçlendiği anlamına gelmez. Daha çok, kontrollü bir istikrarsızlığın kurumsallaştığını gösterir. Taraflar çatışmanın eşiğinde duruyor; çünkü eşiği aşmanın bedelini öngörebiliyor.

Bugün ABD–İran hattında görülen tablo, bir güç patlamasından çok bir maliyet mühendisliğidir. Açık savaş gelmiyor; çünkü taraflar kazanamayacaklarını değil, kaybedeceklerini hesaplıyor. Bu nedenle mevcut gerilim, ani bir çatışma ihtimalinden ziyade uzun süreli bir eşik siyaseti olarak okunmalıdır.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanMetin Duyar
Takip et:
Orta Doğu siyaseti, insan hakları ve ekonomi-politik alanlarında çalışan akademik bir yazar olarak, toplumsal eşitsizliklerin yapısal nedenlerini irdeleyen metinler kaleme almaktadır. Yazılarında yalnızca güncel gelişmeleri değil, bu gelişmelerin tarihsel ve kuramsal arka planını da analiz eder. Devlet, yurttaşlık ve adalet kavramlarını ele alırken; baskı rejimlerinin ideolojik işleyişini ve insan haklarının nasıl ihlal edildiğini sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunar. Medya Günlüğü’ndeki yazılarında, okuyucuyu gündemin ötesine taşıyan bir düşünsel derinlik ve tutarlı bir perspektif hedeflenmektedir.
Önceki Makale Liberalizm-demokrasi krizi
Sonraki Makale Deniz aynı dalgalar farklı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Köşe Yazıları

Molla rejiminin dolan “biyolojik ömrü” ve Türkiye’nin açmazı…

Aydın Sezer
12 Mart 2026
Köşe YazılarıManşet

Siyasette “etkisiz eleman”

Cumhur Deliceırmak
12 Mart 2026
EditörKöşe Yazıları

Kendine geç kalan insan

Erdal Çolak
11 Mart 2026
Köşe Yazıları

‘Dünya 5’ten büyüktür’ illüzyonu

Aydın Sezer
9 Mart 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?