Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 7 Ekim 2026’da 74 yaşına giriyor.
Putin’in siyasi hayatı, yalnızca Rusya’nın son çeyrek yüzyılının değil, “Soğuk Savaş” sonrasında uluslararası sistemin geçirdiği büyük dönüşümün de hikâyesi. 1999’un son gününde Boris Yeltsin’in istifasıyla devlet başkanlığı koltuğuna vekâleten oturan Putin, 2000’de seçilerek başladığı siyasi yolculuğunu aralıksız sürdürüyor. Arada 2008-2012 yılları arasında başbakanlık yaptı ancak Kremlin’deki siyasi ağırlığını korudu. 2024’te beşinci kez devlet başkanı seçildi; mevcut görevi 2030’da sona erecek, arzu ederse altı yıl için bir daha aday olabilecek.
Leningrad’da başlayan hayat
Vladimir Vladimiroviç Putin, 7 Ekim 1952’de Sovyetler Birliği’nin Leningrad kentinde, bugünkü St. Petersburg’da doğdu.
Ailesi işçi sınıfından geliyordu. Putin’in çocukluğu, II. Dünya Savaşı’nın ve özellikle Leningrad Kuşatması’nın izlerini hâlâ taşıyan bir kentte geçti.
Leningrad Devlet Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldı ve 1975’te mezun oldu. Aynı yıl Sovyetler Birliği’nin istihbarat ve güvenlik örgütü KGB’de çalışmaya başladı. 1985-1990 arasında Doğu Almanya’da, Dresden’de görev yaptı.
KGB’den siyasete
1990’da Sovyetler Birliği’ne dönen Putin, Leningrad Devlet Üniversitesi’nde dış ilişkilerden sorumlu yönetici yardımcısı olarak çalıştı. Daha sonra Leningrad’ın reformcu belediye başkanı Anatoliy Sobçak’ın ekibine katıldı.
1991’de St. Petersburg Belediye Başkanlığı’nın dış ilişkiler komitesinin başına geçti. 1994’te belediye başkan yardımcısı oldu.
1996’da Moskova’ya taşındı. Kremlin’de hızla yükseldi ve 1998’de Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB-eski KGB) başına getirildi. Mart 1999’da Güvenlik Konseyi Sekreteri oldu. Ağustos 1999’da ise Başbakanlığa atandı.
Yeltsin’in halefi
Putin’in hayatındaki noktası 31 Aralık 1999 oldu.
Boris Yeltsin sürpriz biçimde istifa etti ve Başbakan Putin’i devlet başkanlığına vekâleten atadı.
Putin birkaç ay sonra, 26 Mart 2000’de yapılan seçimde yüzde 53 civarında oy alarak devlet başkanı seçildi. 7 Mayıs’ta görevi resmen devraldı.
Putin’in ilk döneminin temel hedeflerinden biri, 1990’larda siyasi ve ekonomik gücün merkezden uzaklaşması olarak gördüğü yapıyı yeniden Moskova’nın kontrolü altında toplamaktı.
Çeçenistan savaşı, ekonomik toparlanma, merkezi yönetimin güçlendirilmesi ve bağımsız medya ile büyük iş grupları üzerindeki devlet baskısının artması bu dönemin belirgin özellikleri oldu.
İkinci dönem ve oligarklar
Putin 2004’te yeniden seçildi.
Bu dönemde devletin siyasi sistem üzerindeki ağırlığı daha da arttı. Özellikle petrol patronu Mihail Hodorkovski’nin tutuklanması, Kremlin ile Rusya’nın en güçlü oligarkları arasındaki ilişkinin değiştiğinin sembolü haline geldi.
Putin yönetimi açısından temel mesaj açıktı: 1990’ların dağınık ve merkezkaç siyasi yapısı sona erecek, Kremlin yeniden ülkenin belirleyici gücü olacaktı.
2008’de başbakanlığa dönüş
Anayasa devlet başkanının art arda üçüncü kez seçilmesine izin vermiyordu.
Putin bu nedenle 2008’de devlet başkanlığına yeniden aday olamadı. Aralarındaki anlaşmayla Dmitriy Medvedev devlet başkanı seçildi, Putin ise başbakan oldu.
Kâğıt üzerinde görev değişmişti ancak siyasi güç dengesi büyük ölçüde değişmedi. Medvedev’in göreve başlamasının hemen ardından Putin başbakan olarak Kremlin’e geri döndü. Dört yıllık dönem boyunca Putin’in Rusya’nın asıl siyasi ağırlık merkezi olduğu genel olarak kabul edildi.
Gürcistan savaşı
2008 yazında Rusya ile Gürcistan arasında savaş çıktı.
Rus ordusunun müdahalesi sonucunda Güney Osetya ve Abhazya üzerindeki Rus kontrolü güçlendi.
Bu savaş, Putin döneminin önemli dönüm noktalarından biriydi. Rusya’nın Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra eski nüfuz alanlarında askeri güç kullanmaya yeniden hazır olduğunu gösteren gelişmelerden biri olarak değerlendirildi.
Kremlin’e dönüş
2012’de Putin yeniden devlet başkanı oldu.
Bu kez görev süresi dört değil altı yıldı. Seçim öncesinde ve sonrasında Moskova başta olmak üzere Rusya’nın birçok kentinde büyük protestolar düzenlendi. Göstericiler seçimlerde usulsüzlük yapıldığını savundu.
Putin buna rağmen üçüncü başkanlık dönemine başladı. Medvedev ise başbakan oldu.
Bu dönem aynı zamanda Rusya’da muhalefete, sivil toplum kuruluşlarına ve bağımsız medyaya yönelik baskının belirgin biçimde arttığı yıllar oldu.
Kırım dönüm noktası
Putin’in siyasi hayatındaki en önemli kırılmalardan biri 2014’te yaşandı.
Ukrayna’da Viktor Yanukoviç’in iktidardan uzaklaştırılmasının ardından Rusya Kırım’ı kontrol altına aldı. 18 Mart 2014’te Putin, Kırım’ın Rusya’ya katılmasını öngören anlaşmayı imzaladı.
Batılı ülkeler bu adımı ilhak olarak değerlendirdi ve Rusya’ya yaptırımlar uygulamaya başladı. Aynı yıl Ukrayna’nın doğusunda Donbas savaşı başladı. Moskova, ayrılıkçı güçleri desteklediği suçlamalarını reddetti.
Kırım’ın ilhakı, Rusya ile Batı arasındaki ilişkilerde “Soğuk Savaş” sonrasının en büyük kırılmalarından birini yarattı.
Suriye hamlesi
Putin 2015’te bu kez Orta Doğu’da askeri güç kullandı.
Rusya, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad yönetiminin yanında savaşa müdahil oldu ve hava operasyonlarına başladı.
Moskova açısından Suriye müdahalesi, Rusya’nın yalnızca eski Sovyet coğrafyasında değil, Orta Doğu’da da askeri ve diplomatik ağırlığını yeniden ortaya koyması anlamına geliyordu. Müdahale Esad yönetiminin ayakta kalmasına önemli katkı sağladı. Bu aynı zamanda, Rusya’nın eski Sovyet coğrafyası dışındaki ilk müdahalesiydi.
2018’de dördüncü dönem
Putin 2018’de yeniden seçildi.
Bu dönemde Rusya’nın Batı ile ilişkileri daha da gerildi. 2018’de İngiltere’de eski Rus istihbarat görevlisi Sergey Skripal ve kızının zehirlenmesi Moskova-Londra ilişkilerini ağır biçimde sarstı. Rusya suçlamaları reddetti.
Aynı yıl Rusya, Dünya Kupası’na ev sahipliği yaptı.
2020 ve anayasa değişikliği
Putin’in siyasi geleceği açısından en önemli gelişmelerden biri 2020’de yaşandı.
Anayasa değişiklikleriyle devlet başkanının görev süresine ilişkin düzenleme değiştirildi ve Putin’in 2024’ten itibaren iki dönem daha aday olmasının önü açıldı. Böylece yeniden seçilmesi halinde 2036’ya kadar iktidarda kalmasının hukuki yolu açılmış oldu. Muhalifler ve bazı bağımsız gözlemciler düzenlemelere ve oylama sürecine itiraz etti.
Navalnı ve muhalefet
Putin döneminin bir başka önemli başlığı muhalefet oldu.
Yolsuzluk karşıtı siyasetçi Aleksey Navalnı, yıllar boyunca Putin yönetimine karşı en tanınmış muhalif isimlerden biri haline geldi.
Navalnı 2020’de zehirlendiğini söyleyerek Almanya’da tedavi gördü, ardından Rusya’ya döndü ve tutuklandı. 2024’te bir Arktik cezaevinde hayatını kaybetti.
Kremlin, Navalnı’nın ölümünde devletin rolü olduğu iddialarını reddetti. Putin’in siyasi rakiplerine yönelik baskılar ise özellikle Ukrayna savaşının başlamasından sonra daha da arttı.
Ukrayna savaşı
Putin’in siyasi hayatındaki en büyük kırılma ise 24 Şubat 2022’de geldi.
Rusya, Ukrayna’ya karşı geniş çaplı saldırı başlattı.
Moskova operasyonu “özel askeri operasyon” olarak tanımladı, Ukrayna ve Batılı ülkeler işgal olarak nitelendirdi.
Rus ordusu ilk aşamada Kiev’i ele geçirmeye çalıştı ancak Ukrayna direnişi karşısında geri çekildi. Savaş daha sonra özellikle Donbas’ta yoğunlaştı.
2022 sonbaharında Rusya, Ukrayna’nın dört bölgesinin Rusya’ya katıldığını ilan etti. Bu karar Ukrayna ve Batılı ülkeler tarafından tanınmadı.
Wagner isyanı
Haziran 2023’te Putin yönetimi açısından beklenmedik bir başka kriz ortaya çıktı.
Wagner grubunun lideri Yevgeniy Prigojin, Rus askeri yönetimine karşı silahlı isyan başlattı. Wagner birlikleri Moskova yönünde ilerledi ancak Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’nun arabuluculuğuyla geri çekildi.
İki ay sonra içinde bulunduğu uçak düştü ve Prigojin hayatını kaybetti.
Beşinci dönem
Putin 2024’te beşinci kez devlet başkanı seçildi.
Rusya Merkez Seçim Komisyonu’na göre oyların yüzde 87,28’ini aldı. Batılı ülkeler ve Rus muhalefeti seçim sürecinin özgür ve adil olmadığı yönünde eleştiriler yöneltti.
7 Mayıs 2024’te yeni görev dönemine başladı. Bu dönem 2030’da sona erecek. Anayasanın mevcut hali Putin’e 2030 seçimlerinde yeniden aday olma ve kazanması halinde 2036’ya kadar görev yapma imkânı tanıyor. Putin ise Haziran 2026’da kendisine 2036’ya kadar görevde kalıp kalmayacağı sorulduğunda bunun hakkında düşünmediğini ve konunun konuşulması için erken olduğunu söyledi.
74 yaşında Putin
Putin 74 yaşına girerken Rusya’nın başında 27 yıla yaklaşan bir siyasi dönem bulunuyor.
Bu dönem boyunca Rusya’da devletin yeniden merkezileştirilmesi, ekonominin toparlanması, oligarkların etkisinin sınırlandırılması, Çeçenistan, Gürcistan, Kırım, Suriye ve Ukrayna savaşları, Batı ile ilişkilerin giderek bozulması ve siyasi muhalefetin daralan alanı birbirini izledi.
Putin’in Rusya’sı 2000 yılındaki Rusya’dan oldukça farklı.
O günlerde ekonomik ve siyasi kriz içindeki ülkeyi yeniden ayağa kaldırmayı vaat eden genç bir devlet başkanı olarak ortaya çıkan Putin, bugün Rusya’yı dünyanın en uzun süre görev yapan liderlerinden biri olarak yönetiyor.
Üstelik hikâye henüz bitmiş değil çünki Anayasa 2036’ya kadar iktidarda kalabilmesinin yolunu açmış durumda.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
