İngiltere Premier Lig’de yeni sezon, Arsenal’in Coventry City’yi 3-0 yendiği maçla başladı.
Ancak Premier Lig, artık yalnızca İngiltere’nin futbol ligi değil. Dünyanın en büyük spor endüstrilerinden biri, milyarlarca sterlinlik dev bir ekonomi ve futbolun en parlak yıldızlarının buluştuğu küresel bir vitrin.
Arsenal’in geçen sezon elde ettiği şampiyonluğun ardından başlayan 2026/27 sezonunda yine 20 takım mücadele edecek. Şampiyonluk yarışında Arsenal’in yanı sıra Manchester City, Liverpool, Chelsea, Manchester United ve geçen sezon neredeyse küme düşmekten kurtulan Tottenham ilk akla gelen takımlar.
Ancak Premier Lig’in cazibesi yalnızca zirvedeki birkaç kulüpten ibaret değil. İngiltere’de ligin alt sıralarındaki bir takım bile Avrupa’nın birçok büyük kulübüyle yarışabilecek ekonomik güce sahip.
Premier Lig’in üç yeni takımı bu sezon dikkat çekiyor.
Coventry City, 25 yıl aradan sonra yeniden Premier Lig’e yükseldi. Coventry’nin dönüşü, Arsenal karşısında aldığı 3-0’lık yenilgiyle başladı.
Lige çıkan diğer iki takım ise Acun Ilıcalı’nın sahibi olduğu Hull City ve Ipswich Town oldu.
Geçen sezon ise Wolverhampton Wanderers, Burnley ve West Ham United Premier Lig’e veda ederek Championship’e düştü.
Böylece her sezon olduğu gibi Premier Lig’in futbol haritası yeniden değişti. Bir yanda yıllar sonra lige dönen kulüpler, diğer yanda milyarlarca sterlinlik pastadan uzaklaşmanın ekonomik sonuçlarıyla karşı karşıya kalan takımlar var.
Premier Lig’in büyüklüğünü anlamak için yalnızca Manchester City ya da Liverpool’un bütçelerine bakmak yeterli değil. (Bu iki kulübün yıllık gelirleri 46 milyar liraya eşit)
Deloitte’un 2026 verilerine göre İngiliz kulüpleri, dünyanın en yüksek gelirli futbol kulüpleri arasında açık ara en geniş temsil gücüne sahip. Deloitte’un ilk 30 kulüp sıralamasında 15 İngiliz kulübü yer aldı ve bunların toplam geliri yaklaşık 7 milyar avroya, yani bugünkü değerle yaklaşık 530 milyar TL’ye ulaştı.
Bu paranın önemli bölümü yayın haklarından, sponsorluklardan, forma satışlarından ve maç günü gelirlerinden geliyor.
Süper Lig’in 17 katı
İngiltere’de dört sezonu kapsayan yayın ihalesi 4 Aralık 2023’te açıklandı. Sky Sports ve TNT Sports 2029’a kadar canlı yayın haklarını, BBC ise özet yayın haklarını aldı. Toplam değer 6,7 milyar sterlin yani 440 milyar lira.
Buna karşılık Türkiye’deki son yayın anlaşması 2024-25, 2025-26 ve 2026-27 olmak üzere üç sezonu kapsıyor. beIN Media Group/Digiturk, Süper Lig ve 1. Lig’in tüm yurt içi ve yurt dışı yayın hakları için sezon başına 182 milyon dolar + KDV ödemeyi kabul etti. Üç sezonluk toplam bedel böylece 546 milyon dolar + KDV oldu.
Yani Premier Lig, dört yılda sadece İngiltere’deki yayın haklarından yaklaşık 440 milyar lira kazanırken, Türkiye’de Süper Lig ve 1. Lig’in üç yıllık toplam yayın anlaşması yaklaşık 26 milyar lirada kaldı. Aradaki fark 17 kata yakın.
Milyonlar izliyor
Premier Lig’in yayın gücü ise diğer Avrupa liglerinin çok ötesinde. Lig dünyanın hemen her bölgesinde milyonlarca kişi tarafından izleniyor.
Futbolun küreselleşmesinden belki de en fazla yararlanan organizasyon Premier Lig oldu. Manchester United’ın Endonezya’da, Liverpool’un Afrika’da, Arsenal’in Asya’da ya da Chelsea’nin Amerika’da milyonlarca taraftarı bulunuyor.
İngiltere’deki bir Cumartesi maçı, aynı anda İstanbul’dan Buenos Aires’e, Lagos’tan Tokyo’ya kadar izlenebiliyor.
Hangi yıldızlar var?
Premier Lig’in en büyük kozlarından biri de yıldız gücü.
Arsenal’de Bukayo Saka, Martin Odegaard ve Declan Rice, Manchester City’de Erling Haaland ve Phil Foden, Liverpool’da Mohamed Salah, Chelsea’de Cole Palmer, Manchester United’da Bruno Fernandes ve Tottenham’da yeni dönemin önemli isimleri bu sezonun öne çıkan futbolcuları arasında.
Yaz transfer döneminde de paralar yine havada uçuştu.
Arsenal, Aston Villa’dan Ezri Konsa için 51 milyon sterlin, yani yaklaşık 3,3 milyar TL ödedi. Tottenham’ın Savinho ve Omar Marmoush için yaptığı transfer girişimlerinin toplam değerinin ise yaklaşık 160 milyon sterline, yani 10 milyar TL’nin üzerine çıkabileceği konuşuluyor.
Bu rakamlar, Premier Lig’de yalnızca büyük transferlerin değil, orta ve üst sıralardaki kulüplerin de Avrupa piyasasını ne kadar etkilediğini gösteriyor.
Neden farklı?
Premier Lig’i diğer büyük Avrupa liglerinden ayıran en önemli özelliklerden biri rekabet.
Real Madrid ve Barcelona’nın İspanya’daki, Bayern Münih’in Almanya’daki uzun süreli üstünlüklerine karşılık İngiltere’de şampiyonluk yarışı genellikle daha geniş bir grubun içinde geçiyor.
Ayrıca Avrupa kupalarına katılma ve kümede kalma mücadelesi de büyük bir ekonomik anlam taşıyor.
Premier Lig’de küme düşmek, yalnızca sportif bir başarısızlık değil. Yayın gelirlerinden ve ticari gelirlerden önemli ölçüde uzaklaşmak anlamına geliyor.
Bu nedenle sezonun son sıralarındaki mücadele bile bazen şampiyonluk yarışından daha büyük bir ekonomik savaş haline gelebiliyor.
380 maçlık maraton
Yeni sezonun ilk düdüğüyle birlikte Premier Lig’de 380 maçlık uzun maraton da başlamış oldu.
Arsenal, şampiyonluk unvanını korumaya çalışacak. Manchester City yeniden zirveye dönmek isteyecek. Liverpool, Chelsea, Manchester United ve Tottenham yarışın içinde kalmaya çalışacak.
Coventry, Hull ve Ipswich için ise ilk hedef çok daha mütevazı ama bir o kadar önemli: Premier Lig’de kalabilmek.
Çünkü dünyanın en zengin futbol ligine çıkmak tabii çok önemli ama asıl başarı orada kalabilmek.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
