Kıbrıslı gazeteci Hasan Hastürer‘in noktakibris.com sitesinde yayınlanan yazısı:
“Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, rüzgâr gibi değil ama hafif bir esinti kıvamında geldi ve gitti.
Ne büyük beklentiler yarattı ne de büyük hayal kırıklıkları bıraktı. Ancak geriye dönüp baktığımızda, sınırlı zaman dilimi içindeki temasların Kıbrıs siyasetinde uzun süre konuşulacak önemli mesajlar içerdiğini söylemek mümkündür.
Aradan tam 16 yıl geçti. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri yeniden adaya geldi.
Böylesi ziyaretler, doğal olarak çözüm umutlarını da, siyasi hesapları da beraberinde getirir. Çünkü Kıbrıs’ta herkes aynı masaya aynı amaçla oturmaz. Kimi gerçekten çözüm arar, kimi ise çözüm görüntüsü üzerinden siyasi kazanç elde etmeye çalışır.
Uzun yıllardır aynı noktadayım. Rum lider Nikos Hristodulidis’in hiçbir zaman gerçek anlamda çözüm istediğine inanmadım. Bunu yıllar önce yazdım.
Hatta o yazılarımdan biri Rum basınında, Alithia gazetesinde Yunanca olarak eksiksiz yayımlandı.
Çünkü söylediklerim, Rum tarafında da dikkat çekmişti.
Bugün de görüşüm değişmedi.
Hristodulidis’in hedefi çözüm değildi.
Müzakerelerin devam etmesini istedi. Çünkü devam eden müzakere süreci, uluslararası alanda Rum tarafının işine geliyor. Amaç, aracın yönünü değiştirmek, süreci kendi siyasi ihtiyaçlarına göre şekillendirmekti.
Bu ziyaret öncesinde hesap oldukça basitti.
Guterres adaya gelecek… Yeni 5+1 toplantısının tarihini açıklayacak… O toplantıya kadar Türkiye üzerinde “iki devletli çözüm” söyleminden uzaklaşması yönünde uluslararası baskı artırılacak…
Ve Hristodulidis de bunu kendi siyasi hanesine yazıp 2028 başkanlık seçimlerine güçlü girecekti.
Plan buydu. Ancak sahada ortaya çıkan tablo beklendiği gibi olmadı.
Guterres’in açıklaması:
“Her iki tarafın ve Garantörlerin, yeterli hazırlık yapılması koşuluyla 5+1 formatındaki bir toplantıya geçilmesi konusunda mutabakatını aldığımı söylemeliyim. Bu hazırlıklar, güven yaratıcı önlemlere, metodolojiye ve özlü konulara ilişkin hazırlıkları kapsamaktadır. Çünkü daha fazla sonuç vermeyen 5+1 toplantısı yapmak istemiyorum. Çözüme giden yolu açacak başarılı bir 5+1 toplantısı gerçekleştirmek istiyorum.”
Guterres’in yaptığı açıklamaları dikkatle okuyan herkes çok önemli bir ayrıntıyı fark etti.
Genel Sekreter, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ortaya koyduğu dört maddelik metodolojiye neredeyse eksiksiz gönderme yaptı.
Bunu açıkça “katılıyorum” diyerek söylemedi. Ama söyledi…
Diplomaside zaten çoğu zaman açık açık söylenmez.
Ancak kullandığı dil, yaptığı vurgu ve tercih ettiği çerçeve, Erhürman’ın yöntemine yakın durduğunu açık biçimde ortaya koydu. Bunu biz gördük. Peki Rum tarafı görmedi mi? Elbette gördü.
Metodoloji artık BM jargonunda. 5+1 olsun diye 5+1 yok. Güven yaratıcı önlemler rafa kalkmadı. 5+1 istersen burada da metodolojide de ilerleme kaydedeceksin.
Guterres, dolaylı, yumuşak bir üslupla Hristodulidis’in ağzının payını verdi.
Nitekim daha sıcaklığı geçmeden, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin kullandığı dile yönelik eleştirel değerlendirmeler Rum basınında ve siyasi çevrelerde yer almaya başladı.
Fakat bunu yüksek sesle dile getiremezlerdi.
Çünkü Guterres’i doğrudan hedef almaları, yıllardır savundukları “BM parametrelerine bağlılık” söylemiyle çelişecekti.
Bu nedenle eleştirilerini diplomatik cümlelerin arasına saklamayı tercih ettiler.
Sonuç ne olursa olsun, Hristodulidis ve ekibinin içeride kendi kamuoyuna “kazandık” demesi gerekiyordu.
Siyasetin doğasında bu da vardır. Ancak gerçek fotoğraf farklıdır.
Guterres’in görev süresinin bitmesine artık çok az kaldı. Belki arzu ettiği kapsamlı çözüm sürecini başlatamadı. İsterseniz “eli boş geldi, eli boş döndü” de diyebilirsiniz.”
Yazının devamını okumak için tıklayın
Fotoğraf: KKTC Cumhurbaşkanlığı
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
