Perşembe, 30 Tem 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörKöşe Yazıları

Yapay koridorlar, jeopolitik illüzyonlar ve hayatın gerçekleri

Aydın Sezer
Son güncelleme: 29 Temmuz 2026 18:44
Aydın Sezer
Paylaş
Paylaş

Son dönemde bölgemizde adeta bir “koridor ve boru hattı enflasyonu” yaşanıyor.

Sabah kalkıyoruz yeni bir ticaret yolu, akşam yatıyoruz yeni bir transit güzergâhı duyuyoruz. Harita başında eline kalemi alan, kendi topraklarını merkeze koyup dünyayı birbirine bağladığını iddia ediyor. Siyasetçiler ise bu projeleri, ülkeler arası barışı ve karşılıklı bağımlılığı pekiştirecek sihirli değneklermiş gibi kamuoyuna pazarlıyor. Ancak meseleye “jeopolitik okuryazarlıkla” baktığımızda işin rengi epey değişiyor; abartılı bir iyimserlikle parlatılan bu sürecin aslında ne kadar zorlama ve afaki olduğunu görüyoruz.

Tarih bize çok basit bir kuralı öğretti: “İpek Yolu” veya “Baharat Yolu” gibi güzergâhlar, devletlerin masa başında aldığı siyasi kararlarla değil; ticaretin, coğrafyanın ve güvenliğin doğal akışıyla yüzyıllar içinde şekillenmiştir. Yani su akar, yatağını bulur. Bugün ise siyaset, ticaretin önüne geçmeye ve ona suni yataklar kazmaya çalışıyor. O yataklardan suyun akıp akmayacağından kimse emin değil. Kısacası Nasreddin Hoca misali “ya tutarsa” diyerek göle maya çalınıyor.

Süveyş Kanalı güzergâhına bir bakalım; durumu ortada… Orta Doğu’daki bitmek bilmeyen gerilimler ve Husilerin Kızıldeniz’deki saldırıları Süveyş’ten geçişi riske etmeye başlayınca, Batı başkentlerinde alternatif arayışları anında hızlandı. “Hindistan-Orta Doğu-İsrail-Avrupa Ekonomik Koridoru” (IMEC) tam da böyle bir konjonktürde sahneye sürüldü. Bize bunu en başta bölgeye refah ve barış getirecek şahane bir vizyon gibi anlattılar. Hindistan’dan başlayıp BAE ve Suudi Arabistan üzerinden İsrail’e, oradan da Avrupa’ya uzanan bu hat, ABD’nin İsrail’i Arap dünyasına ekonomik olarak entegre etme çabasıydı. Ayrıca, Çin’in “Kuşak ve Yol İnisiyatifi”ne karşı Hindistan’ı öne çıkararak Pekin’i dışlamayı hedefleyen bir operasyondu. Yani işin içinde hem ticaret hem siyaset vardı. Peki sonuç ne oldu? Proje şimdilik rafa kalkmış ya da en azından ertelenmiş gibi görünüyor. İran ekseninde tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki askeri hareketlilik, bu “siyasi mühendislik harikası” projeyi daha doğmadan yoğun bakıma aldı. Çünkü ticaret; güvenliğin olmadığı, her an kafanıza bir füze düşme riski taşıyan bir rotadan sırf Washington ve Tel Aviv öyle istiyor diye geçmez. Ticaretin gözü de korkar, cebi de.

Aynı yapaylık son dönemde ortaya atılan hatların çoğu için geçerli. Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği riskler ve kapanan koridorların alternatifi olarak canlandırılan “Kuzey-Güney Koridoru”, açıkçası yaptırımları delme refleksinin bir ürünü. Her ne kadar makul ve ekonomik açıdan işletilebilir görünse de, şimdi ortada çok sıcak bir “İran sorunu” var. İran’daki olası bir rejim krizi ya da Batı ile daha uyumlu bir iktidar değişikliği, bu hattın kaderini doğrudan belirleyecektir. İstikrarın, coğrafyanın ve maliyetin el ele verip desteklemediği hiçbir hat, ne kadar görkemli haritalarla sunulursa sunulsun kâğıt üzerinde kalmaya mahkûmdur.

Gelelim Türkiye’nin “Orta Koridor” vizyonuna ve o meşhur “Zengezur Koridoru” meselesine… Biz de coğrafi konumumuzun cazibesine fena halde kapılıp, her ulaşım koridorunun omurgası olduğumuza kendimizi inandırdık. Türkiye’nin yıllarca Doğu ile Batı arasında bir köprü vazifesi gördüğü, bir kapı işlevine sahip olduğu söylenip dururdu. Şimdilerde buna “menteşe” diyenler bile çıktı. 

Meşhur “Orta Koridor”un omurgasını Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu oluşturuyor. Hazar geçişi halledildiğinde ki, nasıl halledileceği hâlâ büyük bir soru işareti, Bakü-Tiflis-Kars üzerinden devasa bir koridorun ortaya çıkacağı ve İran hattının devre dışı bırakılacağı öngörülüyor. Oysa, 1990’lardan beri İran hattı çok daha uzun olmasına rağmen, Orta Asya’ya, Moğolistan’a, Afganistan’a ve hatta Çin’e ulaşımda Türk nakliyeciler tarafından daha çok tercih edilmiştir.

Bu “Orta Koridor” vizyonu geliştirilirken, anlaşılan o ki Ermenistan sınır kapılarının sonsuza kadar kapalı kalacağı varsayıldı. Zengezur bölgesi Türkiye için elbette hayati bir öneme sahip; ancak ABD’nin ve Trump yönetiminin Kafkasya politikalarını devreye sokmasıyla işler bambaşka bir denklem kazandı. İşin asıl dikkat çekici yanı şu: Aynı Zengezur, İran-Azerbaycan-Rusya eksenindeki “Kuzey–Güney Koridoru”nun da oldukça kritik bir düğüm noktası. Yani biz o hattı sadece Batı’ya açılan bir kapı sanırken, orası tam bir kuzey-güney ekseni anahtarı da olabilir. Ermenistan ile yürütülen normalleşme süreçlerini ve bölgedeki jeopolitik değişimleri sonsuza kadar görmezden gelerek, Türkiye’nin meşhur “Orta Koridor” projesi sadece Gürcistan seçeneği üzerinden mi yürütülecek? Erivan’ı dışarıda bırakan ve tamamen Tiflis’e mahkûm edilen bir lojistik planlamasının uzun vadede sürüp süremeyeceği artık fazlasıyla tartışmalı. Kafkasya’da reelpolitik, duygusal saplantılara pek yer bırakmıyor. İşin en ironik tarafı ise olası bir sınır açılma senaryosunda, çoğu Türk ve yabancı nakliyeci siyaseten hararetle tartışılan yolları değil, mesafe ve maliyet hesabıyla doğrudan Ermenistan içinden geçen pratik güzergâhları tercih edecektir.

Peki, hangi hatlar ayakta kalabilir? Cevabı yine istikrar, coğrafya ve maliyet verecek. Kuşkusuz, “Kalkınma Yolu” (Türkiye-Irak-Basra Körfezi Koridoru); sınır kapılarıyla, Mersin-İskenderun dahil  Doğu Akdeniz lojistik omurgasıyla ve Marmaray-Halkalı-Kapıkule demiryolu hattıyla tam entegre bir biçimde çalıştığında ortaya mutlaka muazzam bir ulaşım altyapısı çıkacak. Ancak bu durum “yük taşıma garantisi” sağlar mı, işte orası bambaşka bir konu. Ne yazık ki, bu projeler ‘hasta’ veya ‘yolcu’ garantili projelere benzememektedir.

“Neticede iş nereye varacak?” derseniz; bu koridor histerisi de tıpkı 1990’larda ve 2000’lerin başında yaşadığımız “alternatif boru hatları” çekişmeleri gibi bir süre sonra eninde sonunda doyuma ulaşacak ve yatışacaktır. O dönemde de uygulanabilirliği olmayan onlarca boru hattı projesi havada uçuşmuş, sonunda sadece maliyet-fayda analizi tutan ve jeopolitik gerçekliğe dayananlar hayatta kalabilmişti.

Ülkelerin çoğu siyasi illüzyondan ibaret olan bu suni projelere boş yere diplomatik ve ekonomik enerji harcaması, birbirleriyle anlamsız bir “koridor rekabetine” girmesi yakın zamanda bitecektir. Daha ayağı yere basan, rasyonel ve maliyet avantajı taşıyan yollar ise kalıcı olmaya devam edecek. Siyasetçiler haritalar üzerinde yeni çizgiler çekedursun; ticaret eninde sonunda devleti değil, kendi menfaatini ve doğal akışında bulduğu yolu seçecektir.

İlgili yazılar:

Zengezur: Güney Kafkasya’da bir ulaşım hattından fazlası
Pentagon’un yeni “gözetleme hattı”

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiEkonomiJeopolitikKafkasya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAydın Sezer
Takip et:
Siyasete ve dış politikaya dair nüanslı, eleştirel, yer yer alaycı yazılar ve enerji alanında değerlendirmeler.
Önceki Makale Cüneyt Özdemir-Hayko Cepkin “Ahbap” polemiği
Sonraki Makale Deliler yönetilemez!

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

TGC’den başsağlığı mesajı

Medya Günlüğü
30 Temmuz 2026
*Köşe Yazıları

“Post-Post” Kemalizm: Paçaları sıvanmış bir “yeni” muhalefet…

Aydın Sezer
30 Temmuz 2026
EditörGünlük

Kıbrıs’ta ne oluyor?

Medya Günlüğü
30 Temmuz 2026
EditörGünlük

Müthiş filmler geliyor

Medya Günlüğü
30 Temmuz 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?