Beşinci Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 17-19 Nisan tarihlerinde düzenlendi. Forum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde gerçekleşti, Dışişleri Bakanlığı ev sahipliği yaptı.
Forumda 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı ve 50 bakan ağırlandı. Küresel diplomasinin nabzının attığı foruma ilgi yoğundu. Nitelikli ve verimli bir mesai harcandı üç gün boyunca.
Ağırlayanlar da memnundu, ağırlananlar da memnundu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın forumun son günü düzenlediği basın toplantısında kimi yabancı basın mensubu soru sorarken, katılmaktan duydukları memnuniyeti açıkça dile getiriyordu.
Lider panellerinden bölgesel oturumlara birçok farklı format ve içerikte kapsamlı bir program uygulandı forumda. Toplam 52 oturumda mevcut krizlerin muhasebesi yapıldı. 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6400 katılımcı forumdaydı.
Forum kapsamında gerçekleştirilen üst düzey baş başa görüşmelerde uluslararası gündemdeki kritik konularda görüş alışverişi yapıldı. Bu çerçevede, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile yapılan dörtlü toplantıda bölgedeki barış ve istikrarı destekleyici adımlar ve seyrüsefer serbestisinin kalıcı olarak tesisine yönelik muhtemel girişimler ele alındı. Bölgenin geleceğine ilişkin ortak bir vizyon geliştirmek amacıyla atılacak somut adımlar tespit edildi. 6 Müslüman ülkenin bir araya geldiği bir toplantıda da, Gazze Barış Planı ele alındı. Sürece ilişkin ortak irade teyit edildi. Bölgede kalıcı barışın tesisine yönelik birlikte hayata geçirecekleri ortak planlamalar değerlendirildi.
Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Dışişleri Bakanları Toplantısında, ortak coğrafyanın gündemindeki meseleler istişare edildi. Balkan Barış Platformu’nun üçüncü Dışişleri Bakanları toplantısı da forum marjında gerçekleştirildi. İleriye dönük sahadaki operasyonel iş birliği adımları ele alındı. Gazze bağlamında Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde “Filistin için Tek Yürek Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak” başlıklı bir oturum düzenlendi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Lavrov ile forumda bir araya geldi. Görüşmede iki ülke dışişleri bakanlığı arasında 2026-2027 İstişare Eylem Planı imzalandı.
Geniş bir coğrafyadan gelen temsilcilerin küresel ve bölgesel meselelere ilişkin perspektiflerini koyma imkanı buldukları forum, farklı görüşleri, coğrafyaları ve çıkarları aynı masa etrafında buluşturdu.
Oturumlarda bölgesel krizlerin ancak kendi dinamikleriyle ve bölgesel aktörlerin etkin katılımı ile çözüme kavuşturulacağı fikri belirgin biçimde ortaya çıktı.
Çok sayıda Afrikalı katılımcının bulunduğu forumda, Afrika kıtasının yatırım ve kalkınma potansiyeli de masaya yatırıldı.Güvenlik ve kalkınma arasındaki kritik bağlantı da değerlendirildi
Türkiye’nin BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na ev sahipliği yapacağı hatırlatıldı.
Belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri haline geldiği, diyaloğun yerini kutuplaşmanın almaya başladığı bir dönemde forumun bir umut, diyalog ve çözüm zeminine dönüştüğüne dikkat çekildi.
Forum, uluslararası toplumun ilgisinin bölgemize yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşti. Başta ABD/İsrail ikilisi ile İran arasında devam ede gelen gerilim, Orta Doğu’daki gelişmeler forumun odak noktasındaydı. Türkiye’nin, gerilimin tırmanmaması ve ateşkesin gerçekleşmesi yönünde yoğun diplomatik çaba harcayan ülkelerden olması, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yaptıkları konuşmaların ve gerçekleştirdikleri temasların ilgiyle karşılanmasını sağladı. Basın toplantısında çeşitli ülkelerden gelen gazetecilerin yönelttikleri sorular da, Fidan’ın bu sorulara verdiği açık ve net yanıtlar da bu ilgiyi gösteriyordu.
Jeopolitik gerilimler, değişen güç dengeleri, yükselen ticaret engelleri ve çok taraflılık üzerinde yoğunlaşan baskı karşısında, mevcut küresel ortama, giderek artan bir öngörülemezlik forumda masaya yatırıldı.
ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşa ilk ve acil görevin “ateşi söndürmek” olduğu vurgulandı. Sağlanan ateşkesin sahada tam olarak uygulanması ve sürecin kalıcı bir barışa tahvil edilmesi temenni edildi.
Forumun bu yılın teması “Yarını tasarlarken belirsizliklerle baş etmek” olarak belirlenmişti. Toplantıda, belirsizliklerin yoğunlaştığı bir dönemde daha iyi bir gelecek inşa edebilmek için sorunları öngörebilmenin ve etkin biçimde ele alabilmenin önemi vurgulandı. Küresel ve bölgesel sorunlar bu bağlamda masaya yatırıldı. Çatışmaların çözümsüz kalmaya devam etmesinin, kutuplaşmanın derinleşmesinin ve stratejik rekabetlerin yaygınlaşmasının, dünya genelinde pek çok kritik sorunun insanları etkilediğine işaret edildi. Sorunların aşılabilmesi ve daha kapsayıcı, adil ve etkin bir uluslararası sisteme doğru ilerleyebilmesi için uluslararası iş birliği, diyalog ve dayanışmanın güçlendirilmesinin önemi vurgulandı.
Bu çerçevede Birleşmiş Milletler’in, kritik siyasi sorunların çözülmesi, barış ve istikrarın korunmasında yetersiz kaldığı, BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin 1945’te edindikleri daimi üyelik statüsünün günümüz gerçekleri ile bağdaşmadığı, BM Genel Kurulu’na daha geniş yetkiler verilmesi gerektiği, örgütün reforma ihtiyacı olduğu şeklinde görüşler dile getirildi. Temsil kabiliyeti zayıf ve meşruiyeti aşınmış yapılarla krizleri yönetenin mümkün olmadığının açıkça görüldüğü belirtildi.
Barış süreçlerinin uluslararası toplum tarafından güçlü bir irade ile sahiplenilmesi ve süreçlerin sabote edilmesine müsaade edilmemesi gerektiğine işaret edildi. Bölge ülkelerinin bölgesel barış ve istikrarı güçlü bir şekilde savunmaları gerektiği ifade edildi.
Küresel ekonomik refah paylaşımının adil hale getirilmesi istendi.
Öte yandan, forumda ABD Büyükelçisi Barrack’ın dile getirdiği bazı ifadeler kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Diplomatik teamüllere aykırı bulundu. Demokrasiye mesafe koyan, monarşi ve “güçlü liderlik” modellerini öven yaklaşım eleştirildi.
Keza, yayılmacı İsrail’in, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki İslam ülkelerine karşı bir askeri ittifak kurmasının da tepkiyle karşılandığı gözlendi. Bölge için tehdit algısı yarattı. Yunanistan’ın tutumuna anlam verilmedi. “Biz, onların yaptığını yapmıyoruz. Biz bölgemizde çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrar nasıl hayata geçirilir, onun arayışı içindeyiz” değerlendirmesi yapıldı.
Forumda, bölgede barış, istikrarın ve iş birliğinin gerçekleşmesi yolunda büyük çaba harcayan Türkiye’nin devam eden çeşitli krizlerin çözüme kavuşturulması yolunda gerçekleştirdiği diplomatik girişimlerin dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılar tarafından takdirle karşılandığı görüldü. Türkiye’nin bölgesel önem ve ağırlığı hissedildi.
Dünyada diplomasinin unutulduğu, karşılıklı güvenin, iletişimin yok olduğu, gücün hakim olduğu, güçlünün sözünün geçtiği, uluslararası hukukun öneminin kalmadığı bir ortamda Antalya Diplomasi Formu’nun gerçekleştirilmesi övgüyle karşılandı. ADF dışında Türkiye’nin önümüzdeki süreçte NATO Liderler Zirvesi ve BM İklim Değişikliği Sözleşmesi Taraflar Konferansına COP31 ev sahipliği yapmasının Türkiye’nin diplomasinin merkezi olduğunu gösterdiği vurgulandı.
Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
